Gökhan Bozkurt

Gökhan Bozkurt

[email protected]

Nedir bu Scouting?

22 Haziran 2020 - 15:55

Scot, Squat, Scout… Telaffuzlar değişse de transfer döneminin en popüler konusu değişmiyor. 
 
Türkçeye ‘yetenekleri keşfeden kişi’ olarak tercüme edebiliriz. Konumuz futbol olduğu için tanımı ‘futbolda yetenekleri keşfeden kişiler’ olarak genişletebiliriz. Kısacası bu iş bir izleme, izlettirme ve rapor hazırlama işidir. Yapan kişiye ‘scout’ yapılan aktiviteye de ‘scouting’ denir.

Hem ülkemizde hem de anadili İngilizce olmayan birçok saygın futbol ülkesinde ‘scout’ veya ‘scouting’ terimleri kabul görür ve orjinal dilden alıntılanarak yerel dilde bu şekilde kullanılır. Dil biliminde buna ‘dilsel ödünçleme’ denilir ve ana dilin söz varlığını ve kapasitesini arttırır.

Bu yüzden ben de yazının bundan sonraki bölümünde bu terimleri orjinal haline sadık kalarak kullanacağım.

Dikkat ettiyseniz ilk parafrafta yaptığım tanımda ‘futbolcuları keşfeden’ demedim. Futbolda yetenek keşfeden kişiler olarak tanımladım. Ülkemizde pek bilinmese ve yapılmasa bile, teknik direktör, antrenör ve hatta profestonel futbol yöneticileri için bile scouting yapılabilir. Saygın futbol ülkelerinde bu gayet normaldir. 

Aklınıza hemen Premier Lig veya Bundesliga gibi saygın ligler gelmesine gerek yok. 

Futbol olarak Türkiye’den geri diyebileceğimiz bir ülkenin takımı Shakhtar Donetsk bile bu konuda başarılı bir örnektir. İyi ilişkilerim olduğu için iç işleyişi biliyorum. Ligde şampiyon olduktan ve Avrupa’da kendini gösterdikten sonra takımın başındaki başarılı bir teknik direktörü ellerinde tutamayacaklarını çok iyi bildikleri için düzenli ve planlı bir şekilde teknik direktör scouting’i yaparlar.

Hatta işi bir üst seviyeye çıkartıp, scouting şefinden kulüpten ayrılması durumunda kendisinin yerine gelebilecek diğer scouting şeflerini de incelemesini isterler. Kendisini geliştiren ve hedefleri olan bir kişi için ilerlemek ve kendinden sonra gelecek kişilere yol açmak doğal ve önemli bir görevdir. Tahmin ettiğinizin aksine bu iş çoğunlukla özenle yapılır.

Neyse, ülkemizde futbolcu boyutu bile doğru-düzgün yapılamazken diğer alanlarda scouting’den bahsetmek şimdilik haksızlık ve gereksiz olacaktır.

Ana konumuza dönersek futbolcu boyutunda scouting’in 4 temel aşaması vardır.

Lafı uzatmadan konuya kısa ve öz şekilde değineceğim. Daha fazla bilgi edinmek isteyen okuyucularım için bu aşamaların İngilizcelerini parantez içinde yazacağım. Böylece konu hakkında detaylı ve derin bilgilere rahatlıkla ulaşabilirler. 

Scouting’in dört temel aşaması; Tarama (detection), Tespit etme (identification), Seçme (selection) ve Geliştirme (development) aşamalarıdır. 

Bunlardan herhangi birisi olmadan scouting tam anlamıyla hakkıyla yapılmış sayılmaz.

Türkiye’de genelde bu aşamalardan sadece ‘seçme’ aşamasına önem verilir. Yani aslında yapılan scouting değildir. Tezgahta bulunan seçeneklerden seçmece ürün almaktır.

Bunun da çok basit bir nedeni vardır. Türkiye’de futbol kulüpleri bugün seçecekleri futbolcunun yarın hemen takıma girip maç kurtarmasını beklerler. O yüzden tarama ve tespit etme kısımlarıyla vakit kaybetmek istemezler.

Tarama erken yaşlarda başlar. Hatta çoğu zaman taranan gençler profesyonel futbolcu bile değildir. Sadece futbol oynuyordur. Birçok kulüp 12 yaşına kadar iner. Tarama kısmında aranan şey Allah vergisi doğuştan gelen yenetektir. Ancak her önemli scout bilir ki doğuştan gelen yetenek asla profesyonel futbolcu olmak için tek başına yeterli bir özellik değildir. 

Türkiye’de değişmesi gereken birinci bakış açısı budur. Buradan şu sonuç çıkar 12 yaşına kadar hiçbir çocuk futbolcu olacak gözüyle seçilmez! Burada yapılan bir ‘seçim’ değildir, tarama ve not alma işidir. Göze batanlar ve belli bir farklılığı olanlar not alınır. Futbol akademisine davet edilenler ‘seçilmiş’ oyuncular değildir. Göze batan yetenekleri daha yakından takip etmek için yapılan bir çalışmadır. Zaten bütün taranan oyuncuları akademiye davet etmek de imkansız ve olanaksızdır.

Tespit etme aşaması öncül tarama aşaması olmadan yapılamaz. Tespit etme işi taranan bütün ‘yetenekli’ oyuncular arasında yapılan bir aktivitedir. Yani, bu aşamada rastgele tesadüf eseri gördüğünüz bir oyuncuyu tespit etmekten bahsetmiyoruz. Bunu şöyle özetleyebilirim. Tarama bir havuz oluşturmaktır, tespit ve teşhis o havuz içindekilerden yapılır.
 
İş burada bitmez. 

Sıra tespit ve teşhis edilenler arasından seçim yapmaya gelir. Burası en kritik aşamadır.

Bu aşamada Portekizlilerin ‘projectar’ dedikleri futbolcunun geleceğini yansıtma işlemini gerçekci bir şekilde yapabilmek önemlidir.

Birçok farklı etken göz önünde bulundurulur: Ailesi, genetik yapısı, zekası, öğrenme kapasitesi, oyun stili, oyun tarzı, geçmiş sakatlık durumları, takımın oyun felsefesi vs…

Bununla birlikte daha somut etkenlerde dikkate alınır. Örneğin, kulübün amaçları (günü kurtarmak mı, yatırım yapmak mı?), kulübün maddi imkanları, oyuncunun piyasa değeri, sözleşme durumu, mevcut takımında aynı pozisyonda kaç kişi olduğu, hocayla ilişkisi gibi etkenlere de bakılır.

Bu tür durumlar fırsatlar yaratabileceği gibi bir oyuncuyu almayı imkansız hale de getirebilir. 

Örneğin ne kadar yetenekli ve iyi olursa olsun, zaten Avrupa’nın dev takımlarının izlediği, piyasa değerinin 10-15 milyon Euro’ları bulduğu Brezilyalı bir genç yeteneği bir Türk takımının izlemesi scouting olmaz, saçmalık olur. Zaman kaybıdır. Veya Türkiye’den bir scout oyuncu keşfetmek amacıyla FC Porto - Benfica maçını izlemeye gidiyorsa, onun amacı tatildir.

Bu birazda scoutların kalitesi ve karakteriyle alakalıdır. İşini ciddiye alan kişi böyle saçmalıklar peşinde vakit kaybetmez. Futbol kulübünü emeklilik sonrası arpalık olarak görenler varsa bu tür verimsiz geziler yapar. Ben kırmızı kart cezalısı oyuncuyu izlemeye gelen scoutları bile gördüğüm için bu konuda artık pek şaşırmıyorum.

Bununla birlikte bu piyasa ve oyuncu takibi iyi yapılırsa harika fırsatlarda sunabilir. Örneğin; kendi takımında yedek kalan ve sezon sonu sözleşmesi bitecek bir yetenekli genci izlemek, alt ligleri takip etmek gibi işler daha faydalı olabilir.

Tam bu noktada izlemek konusuna da değinmek istiyorum. Transfer sezonundan 1-2 ay önce menajerlerin önerdiği futbolcuları canlı izlemek de scouting olmaz. O maç izlemek olur. Dostlar alışverişte görsün aktivitesi olur. 'Başkan sorarsa, söyleriz' diye etrafa rastgele  adam göndermek olur.

2020 yılının teknolojik imkanlarında scouting’in olmazsa olmazı video ve analiz programlarıdır. Esas takip ve izleme burada başlar. Dünyanın bütün ligleri ve maçları sadece bir tık kadar yakın. ‘Madem bilgisayar ve video analiz programları var o zaman canlı izlemeye gerek yoktur’ demiyorum. Tabii ki vardır ve olmalıdır. Demek istediğim, dengeyi kurmak ve teknolojik imkanlardan faydalanmak çok önemlidir.

Sevilya ve AC Roma’da sportif direktörlük yapmış bu işin ustalarından Monchi bu konuyu şöyle özetliyor: ‘Canlı izlenmeyen hiçbir oyuncuyu almam, ama bilgisayar analizleriyle videolarına bakılmayan hiçbir oyuncuyu da canlı izlemem’’

Scouting bulmak ve almak ile de bitmez! Geliştirmek ve oynatmak scouting’i tamamlayıcı çok önemli iki özelliktir.

FC Porto’yu scouting devi yapan esas unsur budur. Bu aşama Türkiye’de dikkate alınmayan belki de en önemli kısımdır. Scouting hazıra konmak değildir. Kalitesi iyi oyuncuyu bulma sanatıdır. Sonra o oyuncuyu pişirme, geliştirme, gösterme ve pazarlama kısımları gelir. Ancak böyle bir süreçten sonra futbolcuları büyük meblağlara satabilirsiniz.

Son olarak futbol yönetimi adına değinmek istediğim önenli bir nokta var.

Scouting oyuncunun alınıp alınmamasına karar veren merci değildir. Scouting’in görevi sadece transferi yapmakla yükümlü yöneticilere somut bir fikir ve bilgi dosyası hazırlamaktır. Karar vericinin karar verme sürecini geliştirmek ve iyileştirmektir. Geriye kalan satın alma kararı yöneticiye aittir.

Bunu neden yazma gereği hissettim? Son yıllarda bazı yöneticiler – iyi niyetle – bu işi sadece scoutlara ve scouting raporlarına bıraktı. Oradan gelen isimleri alma mecburiyeti yaşıyorlar.

Milyon dolarların döndüğü bir sektörde sırf scout rapor verdi, alınmasını önerdi diye bir oyuncuyu alırsanız, menajerlerden kurtuldum darken ‘scout menajerlere’ yakalanırsınız.

Ayrıca her transferin illa ki scouting transferi olması da gerekmez. Piyasada fırsat transferi denilen transferler olabilir. Güvenilen menajerlerin kontaklarını ve önerilerini kullanarak da transfer yapabilirsiniz. Burada önemli olan iş yaptığınız kişilerin güvenilir, dürüst, düzgün kişiler olduğundan emin olmaktır.

Akıllı ve bilgili futbol yöneticileri scouting’e önem verir, onu avantajına kullanır ama asla kölesi olmaz.