Prof. Dr. İlyas Doğan

Prof. Dr. İlyas Doğan

[email protected]

Siyasilerin geçişi için türlü önlemleri alanlar, ormanlar için ne yaptı

31 Temmuz 2021 - 13:05 - Güncelleme: 31 Temmuz 2021 - 13:13

Dünya ve Ülkemiz özellikle içinde bulunduğumuz son çeyrek asırda küresel ısınmayı daha yakından hisseder hale geldi. Daha önce görülmemiş doğal afetler sıkça tekrarlanır oldu. Deprem, yangın ve sel gibi bazı doğal olayların önüne geçmek mümkün değildir. Aslında doğadan kaynaklanan hemen her olay insana acizliğini hissettirir. Ancak insan aynı zamanda akıl sahibi olmakla diğer canlılar karşısında üstünlük sahibidir. Doğa olaylarından en az düzeyde etkilenmesini sağlayabilecek önlemleri alabilir.

Bilinçli bir toplum ve iyi yönetilen bir devlette eğitim, yapılacak plan ve programlarla doğal afetlerin vereceği zararları en aza indirmek mümkündür. Ancak bunun için akılcı bir devlet ve siyaset anlayışı gerekir. Devleti yönetenlerin hata yaptıklarında hesap vereceklerini bilmeleri ve bu mekanizmanın işlemesi en önemli akılcı yönetim göstergelerindendir. Ne yazık ki Türkiye akılcı bir şekilde yönetildiği izlenimi vermemektedir.

Türkiye son birkaç gündür hepimizi üzüntüye gark eden orman yangınları ile karşı karşıya kaldı. Bir nevi yangınları seyreder bir haldeyiz.

Yöneticilere bir yönüyle çok haksızlık etmeyelim. Aşırı kurak dönemde orman yangınları sayısal olarak artar. Bu bir sürpriz değildir. Ancak devlet yetkililerinin bunu önceden hesaplamaları ve tedbir almaları gerekir.

Herhangi bir devlet büyüğünün geçeceği güzergahlarda günler öncesinden tedbir alınır. Her ne kadar Hindistan, Pakistan, Mısır gibi ülkelerin aksine bizim kültürümüzde siyasetçilere suikast türünden örnekler olmasa da. Yapılan yanlış mıdır? Hayır değildir! Biraz abartma olsa da alınan önlemler anlaşılabilirdir. Ancak benzeri özen ve basiret Ülkemizin bekasını etkileyecek orman yangınları konusunda gösterilemedi. Oysa yöneticiler tam da böyle durumlarda toplumu koruyup kollayacakları var sayılarak onlara özel araç ve ayrıcalıklar tanınır.

Uğruna geniş tedbirler alınan hatta bazen halkı bıktıran önlemler yöneticilerimizin yaşanan kuraklığı ve bu durumun yol açacağı orman yangınlarını tahmin edecek zekada oldukları tartışılamaz bile. Ancak gelinen nokta yangınlara ilişkin bir takım sabotaj iddiaları ortaya atılarak yöneticilerin sorumluluğu gözlerden kaçırılmaktadır. Bir nevi sorumlu ve yetkili ama olanlardan sorumsuz bir devlet yönetimi anlayışı içselleştirilemeye ve topluma dayatılmaya çalışılmaktadır.

Diyelim ki orman yangınlarının çoğu sabotajla başlatılmış olsun! Bu durum bizi yönetenlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. En önemli milli servetlerimizden olan ormanlarımızın yok olup gidişini seyretmek yönetilenler açısından izah edilebilirse de karar vericilerin ağır kusuru gün gibi ortadadır.

Kamudaki yolsuzlukların yangın helikopteri kiralama sektörüne de yansımamış olduğunu umalım. Ancak yanı başımızdaki küçücük Yunanistan kadar bile tedbirli ve basiretli olamamak, kamu yönetimi açısından büyük bir talihsizliktir.

Hamaset, ötekileştirme ve düşmanlaştırma bu gibi büyük felaketlerin üstünü örtmekte yeterli değildir. Gelinen noktada yapılan hatalar mutlaka irdelenmelidir. Yapılan eleştirileri can kulağı ile dinlemek gerekir.

Suçu sözüm ona sabotajcılara yıkmak gibi bir eğilim toplumu aptal yerine koymakla eş anlama gelecektir. Zira sorumlu bir siyaset anlayışı sebep kadar sonuçla da ilgilenmek zorundadır. Sabotaj olsa bile buna karşı tedbirsizliğin mazereti yoktur. Ancak bunun olabilmesi için sadakatin yanı sıra liyakatin de hatırlanması gerekir.

Günümüz Türkiye’si belki tarihinde görülmedik biçimde irrasyonel, sallapati yönetilmekte, dümensiz gemi gibi ilerleyen bir görüntü vermektedir. Bir an önce akılcı bir devlet ve bürokrasi anlayışına dönmek gerekir.

Yöneticilerin her fırsatta banka hesap numarası verip yurttaşlardan para istemesi çok yüceltilen devletin paravan olarak kullanılıp halkın soyulduğu gibi bir kanaate yol açmaktadır. Çünkü toplanan vergiler bir yana bağışların bile hangi amaçla ve nerede harcandığı bir devlet sırrı gibi saklanmaktadır.

Gelinen noktada toplumu ağır bir karamsarlık kaplamıştır. Yöneticilerimiz bunu görebilmeli ve devlet yönettiklerini, toplumun geleceğini daha fazla karartacak hatalardan bir an önce vazgeçmeleri gerektiğini artık fark etmelidirler!

 

YORUMLAR

  • 2 Yorum