Anasayfa
  • Gündem
  • Spor
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Medya
  • Teknoloji
  • Kültür-Sanat
  • Sağlık Yaşam Eğitim
  • Ara
  1. Köşe Yazarları
  2. Gülcan Havva Eraslan
  3. Katil Cemal Metin Avcı'ya hak veren zihniyet!
Yayınlanma: 21 Temmuz 2020 - 20:03

Katil Cemal Metin Avcı'ya hak veren zihniyet!

21 Temmuz 2020 - 20:03
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Katil Cemal Metin Avcı'ya hak veren zihniyet!
Gülcan Havva Eraslan
[email protected]

Bugüne (21 Temmuz 2020) de diğer tüm günlerde olduğu ve kanıksadığımız gibi, cinayet ve şiddet haberiyle başladık. Cinayetlere de kafamızdaki yargıya, sınıflandırmaya göre değer atfediyoruz. Ona göre konuşuyor, tepki veriyor ya da susuyoruz.

Terörle mücâdelenin güvenlik gücü ya da sivil şehidini, bir cinayet kurbanı olarak görmüyoruz bile. Adları terör kurbanları... Terörün şiddet ve cinayet yönünü, şehitlik ile kutsamaktan ön plana çıkartamıyoruz. Şehitlerimiz de; maalesef istatistiğe eklenen günlük sayılardan ibaret. Ezbere sayabileceğimiz isim, üçü beşi geçmez.

Şiddet kadın ve çocuğa yönelik ise, tepkiler ve değerlendirmeler de belli çerçevelerde tezahür ediyor. Tecâvüze uğrayıp öldürülmeyi hak ettiğinden tutun, "onu giymeseymiş, buraya gitmeseymiş, şu inançtan, yaşam biçiminden olmasaymış" diye zehir kusanlar; istila ediyor her yanı. Samimiyetle üzülen kalbimiz ve  sızlayan vicdanımızın acısı katlanıyor.

Günlerdir sosyal medyada kayıp ilânını gördüğümüz Pınar Gültekin’in de, ne yazık ki, vahşi bir cinayete kurban gittiği ortaya çıktı.

Pınar daha mezara bile koyulmadan, ardından katil için; “Cemal Metin Avcı yalnız değil. Kimse durduk yere birini öldürmez, kız bağ evine gelmeyi kabul ediyorsa ne olduğu apaçık belli” şeklinde yazarak âdeta kanımızı dondurdu. Bir haber sitesinde ise Pınar'ı suçlayan yorumlar akıl alır gibi değildi.

Cinayete kurban giden Pınar Gültekin'in arkasından çirkin yorumlar
İLGİLİ HABER
Cinayete kurban giden Pınar Gültekin'in arkasından çirkin yorumlar


Toplumda infial yaratan her cinayetten sonra, bu ve buna benzer düşüncedeki insanların çokluğunu görüp de ürpermemek elde değil. Kadın iseniz, hele de bir kız annesiyseniz bu ürperti; size panik atak geçirtecek kadar, hem kendiniz hem de evladınız için yerini derin kaygılara ve korkulara bırakıyor.

Hemen aklınıza Münevver Karabulut, Şule Çet, Ceren Özdemir, Nadira Kadirova, Şeyma Yıldız gibi onlarca isim geliyor. Neler söylenmedi ki öldürülmelerinin ardından, her yeni cinayet bir öncekini unutturdu. Ve işte bugün...

Bir kısım akl-ı selim sahibi insanlarımız ise hep var olsun!.. Onların sağduyulu, akıllı ve vicdanlı tavrı sayesinde toplumda bir nebze de olsa “anlayış” hâkim oluyor.

Hayvanı, ormanı, gölü, nehri, sahilleri yok etmekse cinayetten bile sayılmıyor. Üstelik her seferinde yapanın yanına hatırı sayılır bir “kâr” kalıyor.

Kaz Dağları, Artvin Cerattepe gibi maden için katledilen ormanlar kime fayda sağladı? 12 bin yıllık Dipsiz Göl’ü define aramak için boşaltmak, Sinop İnceburun ve Mersin Akkuyu’da nükleer santral için kesilen, sayısı milyonu aşan ağaçlar, cinayet değil mi? 

Otel yapmak için sahile nâzır yakılan ormanlar; para ile avlanılmasına karar verilen ayılar, geyikler, dağ keçilerini  öldürmek, kamu yararına bir hizmet mi?

Ya tüm bu cinayetleri, şiddeti durduracak yasalar ne âlemde? Neden yasaların hiçbir caydırıcılığı yok ve insanlar suç işlemekten hiç ama hiç çekinmiyor? Kanun koyucular, yasa uygulayıcılar bu şiddet ve cinayetlerdeki sorumluluklarını hiç düşünüyor mu?

Polis  bir suçluya karşı 75 kez görevini yapıyor, adalete teslim ediyor, 76. kez aynı kişiye karşı görevini yaparken katlediliyor. 76. Suçunda polisi katledene adaletin nasıl tecelli edeceği merakı bir yana, daha neredeyse yasal olarak rüştüne ermemiş bir çocuğun, suç makinesi olmasının sorumlusu kim?

Daha önce de görmedik mi 35-41-43 suç kaydı olup, cinayet işleyeni? 

Ölmeden cezaevinden çıkmaması gereken katiller, nasıl oluyor da üç-beş senede aramızda dolaşır hâle geliyor?

Yetmiyor onca teknolojik imkâna ve yasalara rağmen, serbest kalır kalmaz birkaç ay içinde yeniden üçüncü sayfa haberleri hâline geliyor.

Hani muazzam işleyen bir denetimli serbestlik sistemimiz vardı?

15 Nisan 2020’de yürürlüğe giren son infaz düzenlemesiyle serbest kalan mahkûmlar için, denetimli serbestlik hükümleri uygulanmaya başlamadı da, pandemi izni nedeniyle ağustos ortasına kadar “ötelendi” mi?

Bu süreçte tahliye edilen mahkûmlar, nasıl denetleniyor?  Suça karışıyorlar mı, bilen var mı?
Defalarca kez hukuk reformu, yargı reformu diye yapmadığımız reform kalmadı. Peki, suç, özellikle de şiddet ve cinayet, neden azalmıyor?

Şiddeti bir bütün hâlinde görmeyip yargılarımıza göre değer biçince, suç genele hâkim olan bir sorun oluyor. Ne yazık ki kanıksanan şiddetin tam göbeğindeyiz. Şort giydiğimiz için dövülebilir, trafikte solladığımız için öldürülebiliriz. Sıra bize gelene kadar durmadan mücâdele etmeye çalışmaktan başka bir şey gelmiyor elimizden.

Türkiye’de TSK, Jandarma ve EGM toplumu ve suçluları rehabilite etmek adına, mevzuatında yazılı olanları uygulamaya; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, MEB, Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'ndan daha çok dikkat ediyorsa, orada bir sorun yok mu sizce?

Ve en önemlisi de bu meselenin öncelikle çözülmesi kimin sorumluluğunda?
 

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • İcat ettiğiniz dinde niye devleti soymak günah değil? - 04 Ekim 2022
  • Türklük üzerine yürütülen organize çalışmayı açıklıyorum - 25 Şubat 2022
  • Suriyeli bir kadının ortalama çocuk sayısı 5.7 - 08 Ocak 2022
  • Ümmetin çocuklarına sahip çıkacağız derken Türk çocukları nasıl heba edildi! - 14 Aralık 2021
  • Kakofoni deryasında savrulan Türkiye - 01 Kasım 2021
  • Türkiye'den kaçmak isteyen göçmenleri zorla tutmak insanlık suçu! - 18 Ekim 2021
  • Bizi 'Türk Milleti' yapan bağlar sürekli hızarlanıyor! - 10 Ekim 2021
  • Kilis'ten sonra Gaziantep de elden gidiyor! - 28 Eylül 2021
  • İl il çarpıcı değerlendirmeler: Türkler nasıl azınlık haline geliyor! - 31 Ağustos 2021
  • Galiba Suriyeli ev sahibi Türkler sığınmacı - 14 Ağustos 2021
  • Göç siyaseti, siyaseti göç ettirmek üzere - 30 Temmuz 2021
  • Göç hareketlerinin Türkiye'ye yönlendirilmesi arkasındaki korkunç plan! - 15 Temmuz 2021
  • Depremin Merkez Üssü Elmalı - 02 Temmuz 2021
  • Eski Türkiye'de hukuk sistemi, kör-topal, ağır-aksak olsa da işliyor, vatandaşa güven veriyordu! - 24 Haziran 2021
  • Biden'dan Türk Kırımı! - 28 Nisan 2021
  • Gece yarısı demokrasisinde şeyhlerin, cami imamlarının adını ezberler olduk! - 28 Mart 2021
  • Üniversitelerin nasıl terörist yuvası yapıldığını unuttuk mu sanıyorsunuz? - 11 Mart 2021
  • Suriyelilerin Türkiye'ye maliyeti 71 milyar dolar! - 27 Şubat 2021
  • Bir avuç seçilmişin elinde oyuncak olan Türkiye! - 13 Şubat 2021
  • Aklını huriler ve kadın bedeni ile bozmuş dindatörler dönemi! - 06 Şubat 2021
  • 1
  • 2
  • 3
Köşe Yazarları
Lucescu da göçtü bu dünyadan...
Batuhan Çolak
Lucescu da göçtü bu dünyadan...
Emre Yükselen
Emre Yükselen
Osmanlı'nın Bizanslı Şehzadesi: Şehzade Halil
Şeyh Said isyanında Ermeni Agop'un işi ne!
Ümit Doğan
Şeyh Said isyanında Ermeni Agop'un işi ne!
Çok Okunan Haberler
NATO liderlerine Beştepe'de Türk mutfağı ziyafeti: İşte menü..
NATO liderlerine Beştepe'de Türk mutfağı ziyafeti: İşte menü..
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş, cezaevi günlerini anlattı
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş, cezaevi günlerini anlattı
CHP'de 7 il başkanı daha görevden alındı
CHP'de 7 il başkanı daha görevden alındı
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Siyaset
Ekonomi
Dünya
Medya
Teknoloji
Kültür-Sanat
Sağlık
Yaşam
Eğitim
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Günün Haberleri
Arşiv
Hava Durumu
Nöbetci Eczaneler
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Medya
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Hava Durumu
  • Nöbetci Eczaneler

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.