Altay Tokat

Altay Tokat

[email protected]

Demokrasi sadece müzelerde sergileniyor

21 Ocak 2022 - 16:15

Yakın tarihimizde Demokrat Parti'nin 1950'de yapılan Genel Seçimle iktidara gelmesi üzerine 1960 İhtilali'ne kadar 10 yıl başbakanlık yapmış Adnan Menderes'in sahibi olduğu Çakırbeyli Çiftliği'nde Ocak 2022'de "Adnan Menderes Demokrasi Müzesi" açıldı.

Adnan Menderes Müzesi elbette açılabilir, doğaldır ve saygı duyarım. Ancak, "Demokrasi Müzesi" denilmesini içine sindiremedipimi "Demokrasi" adına belirtmek isterim.

Demokrat Parti dönemini 1950-1960 yıllarını yaşamış ve 1960'da Harp Okulu öğrencisi olan bir vatandaş olduğum için bazı gerçekleri kamuoyuyla paylaşmak ve eleştiri hakkımı kulmak istiyorum.

Adnan Menderes ile iki arkadaşı  27 Mayıs 1960 tarihinde gerçekleştirilen bir ihtilal sonunda yargılandılar ve idam edildiler. Yazımda bu noktalara değinmeyeceğim. Çünkü, bu konu çok uzar ve kitap yazmaya kadar gider. Yazımı demokrasi üzerinde yoğunlaştıracağım.

Gerçi, demokrasiyi trene benzeten zihniyetin "Adnan Menderes Demokrasi Müzesi" demesini yadırgamadım ve siyaset karıştırıldığını üzülerek izledim.

Bu ve benzer yaklaşım, anlayış ve politikaların bizim için demokrasinin Kaf Dağı'nın arkasında kaldığını bir kez daha gösterdiğini söyleyebilirim.

Babam Yozgat'ın Boğazlıyan kazasında ilkokul öğretmeniydi. Ben de ortaokul öğrencisiydim. Babam CHP'ye sempati duyduğu için Demokrat Parti İlçe Başkanı Ali İhsan denilen cahil birinin girişimleri ile devamlı değişik yerlere atanıyordu. Bu mu demokrasi?

Köy Enstitüleri'nin kurulması hakkındaki kanunun oylamasında ret oyu veren ve 1950 Genel Seçimleri öncesinde toprak ağaları ile yapılan pazarlıkta Demokrat Parti'yi desteklemelerine karşılık Köy Enstitüleri'ni kapatma sözü veren ve iktidara geldiğinde 1954 yılında çıkarılan kanunla kapatan Adnan Menderes değil mi?  Burada demokrasi var mı? En azından etik mi?  Bu konunun somut kanıtını ve detayını Van'da toprak ağası olan ve milletvekiliği de yapan Kinyas Kartal'ın hatıralarından okuyabilirsiniz.

Ayrıca, toprak ağalığı yani derebeylik düzeni veya feodal sistem ve tarikatçılığın Orta Çağ kurumları olduğunu dolayısıyla demokrasi ile uzlaşmasının mümkün olmadığını bilmeyen var mı?

Buna rağmen, toprak ağaları ile seçim pazarlığı yapan ve uzlaşan Adnan Menderes'i demokrasi kahramanı yapmaya çalışmak doğru mu?  Ben odunu koysam seçilir diyen insanın demokrasi ile uyuşması mümkün mü?

İsmet İnönü'ye  Kayseri ve Uşak'ta bir anlamda pusu kurduran ve askerlerin sağduyulu müdahalesi ile kurtarılan olayların yaşandığı dönemin demokrasi ile bağlantısı olabilir mi?

Ben ortaokuldayken, Demokrat Parti Bakanlarından Tevfik İleri Boğazlıyan'a gelmişti. Okulun giriş kapısından halka konuşma yaptı. Okul tatil edildi ve toplantıya katıldık.

Bakan, "Şekeri 25 kuruş yapacağız" deyince sevinmiştik ve alkışlamıştık. Ayrıca, "Leyla ile Mecnun'u biz kavuşturacağız" dedi. Yani Doğu'daki suları Konya, Boğazlıyan gibi İç Anadolu'da kurak topraklara getirerek sulu tarım yapılmasını sağlayacağız demişti.

Verilen sözün aldatmaca olduğunu oralara giderseniz toprağın çoraklaştığını görürsünüz. Vatandaşa yanlış algı yaratacak propaganda yapmanın demokrasi ile alakası var mı?

"Ben orduyu yedek subaylarla yönetirim" demedi mi? Böylece strateji, jeopolitik ve jeostrateji bilim ve sanatlarından eksik kaldığını itiraf etmiş olmuyor mu? Örneğin, strateji ilk kullanıldığı zamanda general sanatı olarak tanımlanıyordu. Şimdi kapsamı genişledi. Ayrıca Harp Okulları ve Harp Akademilerini anlayamadığını da göstermiş oldu.

Menderes zamanında, ekonomik yönden subaylara "Simitçiler" denilmedi mi? Hangi demokratik ülkede bu şekilde aşağılayıcı durum yaşanmıştır. Bilen varsa söylesin lütfen. 

Ben görevdeyken İngiltere'ye gitmiştim. Askeri Ataşe'ye "Üst düzey sivil ve askerlerin maaşlarını gösteren doküman getirebilir misin?" dediğimde ertesi gün maaşları gösteren Resmi Gazete'yi getirdiler.

İncelediğimde İngiltere Genelkurmay Başkanı'nın Başbakan'dan fazla maaş aldığını gördüm. Bu belgeyi Türkiye'ye döndüğümde Meclis'e de göndermiştim. İngiltere'de maaşlar yıllık tutar olarak hesaplanıyor ve her şey şeffaf. Çünkü İngiltere'de demokrasi var.

Harp Okulu'nda iken yabancı devlet başkanları havaalanından Çankaya'ya kara yolundan gelip giderken Harp Okulu öğrencilerinin dersler iptal edilirdi. Sabahın köründe emniyet personeli olarak görev yapardık. Bunu aşağılayıcı bir uygulama olarak değerlendirirdik. Hatta kortej geçerken yol kenarlarına oturarak tepki koyardık. Kimse nedenini sormuyordu. Demokrasi olsa sorulurdu veya Harp Okulu öğrencisine bu tür görev verilmezdi.

ABD yardımları ve NATO üyeliğimiz bahane edilerek milli harp sanayimizin temelini teşkil eden Makina Kimya Endüstrisi Kurumu'nun fabrikaları silah ve mühimmat yerine gaz ocağı üretmeye başlamadı mı? İlgili makamlardan görüş alınmadan verilen kararlar demokrasiye uygun düşer mi?

Ezan Türkçe okunurken Arapça okutulması; Demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olan Laiklik karşıtı tarikatların kanunla yasak olmasına rağmen cesaretlenmelerine olanak sağlamış olmadı mı?  

Milletvekillerinden oluşan ve yargılama yetkisinede sahip olan Tahkikat Komisyonu'nun kurulması demokrasi kriterlerine uyar mı? Ayrıca anayasaya aykırı bir karar verilmiş olmadı mı?

1960 İhtilali ile dünyanın en demokratik ve özgürlükçü anayasası yürürlüğe girdi ama siyasetçilerin çoğu bunu anlayamadığı ve kıymetini bilemediği için demokrasi diye diye ieriat rejimi güçlenmesine devam ediyor.  

Demokrasi müzeleri ile demokrasi gelmez. Bilakis demokrasi antik bir değer olarak müzelerde yerini alır. 

Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi de aynı. Türkiye'nin demokrasisi ve ekonomik yönden kalkınmışlığı meydanda. Bu kadar çok demokrasi kahramanımız olsaydı kalkınmış ve demokratik bir devlet konumunda olurduk diye düşünüyorum. 

Yine de müzemiz hayırlı olsun. İlave olarak, demokrasimizin ne durumda olduğunu sergiledikleri için faydalı buluyorum.

Atatürk zamanında, Dışişleri Bakanı olan Tevfik Rüştü Aras, Adnan Menderes'in Tarım Bakanı olması için kulis yapmış ama Atatürk kabul etmemiştir. Bu bilgiyi yorumlarınıza katkıda bulunacağı düşüncesiyle sunuyorum.

Orduyu FETÖ’ye kaptıran komutanlar ne kadar kahramansa demokrasiyide tarikatların vesayetine kaptıran siyasetçiler o kadar kahramandırlar.

YORUMLAR

  • 0 Yorum