Ümit Doğan

Ümit Doğan

[email protected]

Yurt dışındaki Osmanoğlu ailesinin Atatürk'ü öldürme planları

18 Şubat 2021 - 12:04 - Güncelleme: 18 Şubat 2021 - 13:01

1924…
3 Mart 1924’te 431 sayılı Kanunla Siirt Mebusu Şeyh Saffet Efendi ve 53 arkadaşının önergesi kabul edilerek halifeliğin kaldırılmasına ve Osmanlı hanedanının Türkiye dışına çıkarılmasına karar verildi. Yasa onaylanır onaylanmaz İstanbul Valisi Haydar Bey ile Emniyet Müdürü Sadettin Bey Dolmabahçe Sarayı’na giderek Halife Abdülmecit Efendiye derhâl yola çıkmak için hazırlanmasını söylediler. Öfkeye kapılan Abdülmecit Efendi Vali Haydar Bey’i makamından kovdu. Emniyet Müdürü Sadettin Bey, gerekirse kendisini zor kullanarak götürmek için emir aldığını bildirdi. Saray sarılmış ve telefon hatları kesilmiş olduğundan Abdülmecit boyun eğmek zorunda kaldı. Vali Haydar Bey, kutsal emanetleri yanında götürmek isteyen Abdülmecit Efendi’ye bunların halifenin kişisel eşyası olmayıp Türk ulusuna geçmiş olduğunu bildirdi. Çünkü Abdülmecit ve sultanların yanlarında saraya ait kıymetli eşya ve mücevher götüremeyecekleri ancak kendilerine ait mücevher ve kürkleri götürebilecekleri kararlaştırılmıştı. İsviçre’ye gönderilmesine karar verilen Abdülmecit Efendi hemen ertesi günü 4 Mart 1924 sabahı oğlu Ömer Faruk, kızı Dürrüşehvar, kadınefendiler, mabeyncisi Hüseyin Nakıp Turan Bey, doktoru Selahattin Bey, özel katibi Keramet Nigar’la birlikte yolculuk hazırlıklarına başlamışlardı. Abdülmecit ve ailesi Çatalca tren istasyonunda uzun süre bekledikten sonra Simplon ekspresiyle yola çıkarken, hanedan üyesi ve hizmetlilerden oluşan 234 kişi de yurt dışına gönderilmişti.

İngiliz istihbaratına göre, sürgündeki Osmanlı hanedanı iktidarı yeniden ele geçirme arzusunu duymuştu. Ancak bu noktada hanedan üyeleri aralarında anlaşmazlık yaşanmış, sürgündeki Osmanlı ailesi Vahdettin taraftarları ve son Halife Abdülmecit tarafları şeklinde iki guruba ayrılmışlardı.

İngiliz arşivinde yer alan ve Müfettiş Ohas Bukell imzasını taşıyan bir rapora göre; Almanya ve İtalya Mustafa Kemal’e yönelik bir dizi suikast tertip edecekti. Suikastların hedefi Mustafa Kemal’i öldürüp eski Osmanlı hanedanını yeniden iktidara getirmekti. Raporda, Vahdettin’in Mustafa Kemal’in öldürülmesi için birtakım tedbirler alan Alman Hükûmeti tarafından finanse edildiği, Mustafa Kemal’i kesin surette öldürme kararı içinde olan Mussolini ile de irtibat hâlinde olduğu vurgulanmıştı. Rapora göre Vahdettin önceleri İngiliz taraftarı olduğu için Mussolini tarafından kendisine yapılan teklifleri reddetmişse de daha sonraları yeniden iktidara getirilmesi noktasında yapılacak her türlü girişim için Şehzade Bahaeddin Sami Efendi’ye tam ve mutlak bir yetki vermişti. Mussolini ile görüşen Sami Efendi, Vahdettin’den aldığı yetkiyle taraflar arasında uzlaşmacı bir rol oynamıştı. Sonunda Alman ve İtalyan Hükûmetleri, Mustafa Kemal öldürülünce Vahdettin’in Alman Dışişleri Bakanlığının belirleyeceği şartlar dâhilinde iktidara getirilmesi hususunda anlaşmışlardı. Vahdettin tekrar iktidara gelirse halife sıfatıyla yapacağı kışkırtmalar neticesinde İngiltere’yi Müslüman nüfusu barındıran Irak, Arabistan ve Hindistan’da zor durumda bırakacaktı. Almanya ve İtalya’nın esas hedefi buydu. Bu anlaşma çerçevesinde, Alman ve İtalyan ajanları Mustafa Kemal’in öldürülmesi noktasında bir dizi suikast girişiminde bulunmuşlar ancak bu girişimlerinden olumlu bir netice elde edememişlerdi.  

1935…
1935 yılında, Cumhurbaşkanı Atatürk’e yapılan suikast girişimine Çerkez Ethem, Urfa Mebusu Ali Saip Ursavaş ve yurt dışına gönderilen hanedan üyelerinden son halife Abdülmecid Efendi’nin adı karışmıştı.  Suikast planı Suriye’de kararlaştırılmış ve Yahya adında bir şahıs dört arkadaşı ile birlikte bu işe memur edilmişlerdi. Suikastçılar bomba ve silahlarla donatıldıktan sonra Halep’ten otomobille Kilis’e gelerek buradan sınırı geçtiler ancak Kilis’te emniyet güçleri tarafından yakalandılar. 

Nis’te bulunan Halife Abdülmecit’in de Atatürk’e karşı planlana bu olayın içinde olduğu kaydediliyordu. Halife’nin Ethem’e para yardımı yaptığı da iddia edilmekteydi. Haber ayrıntılarında; bu tahkikatların Türkiye’nin talebi ile yapıldığı yazılarak Amman’da üç kişinin daha yakalandığı bilgisi aktarılmıştı. Bu kişilerin, suikast planına önderlik yapan Çerkez Ethem’in kardeşi Tevfik, boksör Edip Kemal ve Kazım İsmail oldukları, bunların Türkiye’ye iade edilip edilmeyeceklerinin kesin olmadığı bilgisi yer alıyordu. Çerkezlerin Amman’da kurmuş oldukları “Elcemiyyetil Çerkeziye” adlı kulüpte yapılan araştırmalarda suikast teşebbüsüne ait çok sayıda evrak ele geçirilmişti. Suikastla ilgili tahkikat devam ederken Suriye - Türkiye sınırına yakın olan Payas’ta 18 kişinin olayla ilgili olarak tutuklandıkları ancak eski zabitlerden Ahmet Sürur’un teslim olmadığı için jandarma tarafından öldürüldüğü haberi dikkat çekiciydi. Sürur’un evinde yapılan aramalarda çok sayıda önemli kâğıdın ele geçirildiği verilen bilgiler arasındaydı. Yine olayla ilgili olarak Kozan’da üç muhtarın; çetenin Kozan topraklarına girmesini zamanında haber vermedikleri gerekçesiyle tutuklandıkları bildiriliyordu.  

Suikast iddialarının Suriye’deki kök ve teşkilatını araştırmak üzere Emniyet Genel Müdürü Şükrü Sökmensüer başta olmak üzere, Trakya Genel Müfettişlik Müşavir Muavini İzzet Bey, Hariciye Birinci Daire Şube Müdürü Celal Tevfik Bey ve Polis Niyazi Bey görevlendirildi. 25 Kasım 1935’te bu kişilerin Beyrut’a gitmelerine ve bütün masraflarının Maliye Vekaletince karşılanmasına karar verildi.  2 Ocak 1936’da bu heyete Milli Emniyetten Pertev Bey ve eski Beyrut Başkonsolosu Basri Rıza Bey’in de dâhil edilmesi zaruri görüldü.  Daha sonra Emniyet Müfettişi Nazmi Bey’e de gereği kadar döviz verilerek Beyrut’a gönderildi.  Yapılan inceleme sonucunda bazı kişilerin ifadelerine başvurulmak üzere Suriye’den Ankara’ya getirilmesi için ikinci kez Suriye’ye giden heyetin ihtiyaçları için gerekli masrafların Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesinden karşılanması kararlaştırıldı.  Diğer taraftan Halife Abdülmecit’in özel kâtibi Galib, Adliye Vekâletine gönderdiği mektupta Halife Abdülmecit’in adını suikast olayına karıştığını öğrendiklerini belirterek iddiaları yalanlıyor, Abdülmecit’in kimsenin canına kast etmeyeceğini ifade ediyordu. 

Reisicumhur Atatürk’e Suikast Teşebbüsüne Adı Karışan Halife Abdülmecit’in Katibi Tarafından Yazılan ve Suikast İddialarını Yalanlayan Mektup
(BCA, Fon Kodu: 30..10.0.0, Kutu No:203, Dosya No:387, Sıra No: 14/1)



Atatürk’ün vefatından sonra eski hanedan mensupları yurtdışından Türk hükümetine yazdıkları mektuplarla affedilip yurda girişlerine izin verilmesini talep ettiler. 




1952….
23 Mayıs 1952’de, Adnan Menderes döneminde Osmanoğlu ailesinin kadın üyeleri affedildi ve yurda dönmeleri sağlandı. 



1974…
1974 yılına gelindiğinde ise Osmanoğlu ailesinin erkek üyeleri için de 1952 yılında kadınlara tanınan hakların tanınması meselesi gündeme geldi.  “Ecevit affı” adıyla bildiğimiz genel af teklifine Osmanoğlu ailesinin erkek üyelerinin affedilip yurda girebilmesine dair madde konuldu. Osmanlı hanedanı mensuplarının Türkiye’ye dönmesini sağlayan
madde gibi bazı maddelerde uzlaşma sağlanamadı. Sert tartışmalar sonucunda Genel Af Kanunu 185 red oyuna karşılık 207 oyla kabul edildi.




2021…
Affedilen Osmanlı ailesi mensuplarından kendisini Şehzade diye tanımlayan Kayıhan Osmanoğlu, çakarlı araç konvoyuyla gittiği Sakarya’da fesli bir grup tarafından “yolun yolumuzdur Şehzadem!” diyerek karşılandı. Bu olay, basit bir şovdan ibaret değildir. Kayıhan Osmanoğlu dahil hiç kimsenin, Türkiye Cumhuriyeti’nde Osmanlıcılık oynamasına izin verilmemelidir.


Kaynakça:
1-  Metin Hülagü, “Mustafa Kemal Atatürk'e Karşı Alman ve İtalyanların Düzenlediği Suikast Girişimleri”, Cumhuriyet’in 80. Yılına Armağan, Ankara 2004, s.238 vd.

2- Bengül Salman Bolat, “1935 yılında Atatürk’e Karşı Planlanan Suikastın Basındaki Yansımaları”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, S.49, Bahar 2012 s.11 vd., Tan, 26 Ekim 1935; Akşam, 26 Ekim 1935.

3-  BCA, Fon Kodu: 30..18.1.2, Kutu No:59, Dosya No:89, Sıra No: 4/1, 4/2; Bkz. Ekler (Ek-30/1), (Ek-30/2).

4-  BCA, Fon Kodu: 30..18.1.2, Kutu No:60, Dosya No:100, Sıra No: 007; Bkz. Ekler (Ek-31).

5-  BCA, Fon Kodu: 30..18.1.2, Kutu No:63, Dosya No:26, Sıra No: 005; Bkz. Ekler (Ek-32).

6-  BCA, Fon Kodu: 30..18.1.2, Kutu No:62, Dosya No:12, Sıra No: 017; Bkz. Ekler (Ek-33).

7-  BCA, Fon Kodu: 30..10.0.0, Kutu No:203, Dosya No:387, Sıra No: 14; Bkz. Ekler (Ek-34/1), (Ek-34/2).
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum