Ümit Doğan

Ümit Doğan

[email protected]

"Yunan galip gelseydi" diyenler, bunları iyi okuyun!

10 Temmuz 2020 - 14:06

8 Temmuz 1920’de Bursa işgal edildi. Bursa’nın işgali Yunanlarca özel bir anlam ifade ediyordu. Kolay mı? Koskoca Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış Bursa artık Yunan güçlerinin kontrolündeydi. Bursa’yı işgal etmenin kibir ve gururuyla Osman Gazi türbesine giren Yunan Komutan Sofokles, önce sandukayı tekmeledi, sonra tekmelediği sandukanın başında poz verdi.

Bursa Öğretmen Okulu memurlarından Şefik Bey, işgalden sonra Bursa’da olup bitenleri Hariciye Nezareti’ne bir mektupla bildirmişti. Mektupta yazanlar Türk milleti açısından üzücü olduğu kadar onur kırıcıydı da. Osman Gazi Türbesi’ne Kral Konstantin’in resmi asılmıştı. Şehzade mezarlarında insan dışkıları vardı. Yunan askerleri Müslüman mezarları ve evliya yatırlarına işiyor, tuvalet ihtiyaçlarını özellikle bu mekanlarda karşılıyorlardı.

Bursa’nın işgali Ankara’da, Büyük Millet Meclisi’nde de derin bir üzüntüye sebep olmuştu.  10 Temmuz 1920’de 31 mebusun imzasıyla şu önerge gündeme geldi:

Birinci hükümet merkezimiz olan Bursa'nın sefil Yunanlar tarafından işgali ve bu işgal neticesiyle orada din ve vatan kardeşlerimizin uğradıkları zulümlerin üzüntülerine iştirak ettiğimizin bir nişanesi olarak celsenin 20 dakika kapatılması ile başkanlık kürsüsünün puşide-i siyah ile örtülmesini teklif eyleriz.”

Teklifin kabul edilmesiyle birlikte tam yüz yıl önce bugün, Meclis kürsüsü Bursa’nın işgal altında olduğunu simgeleyen siyah örtüyle kaplandı. Örtü, Bursa düşman işgalinden kurtuluncaya dek kürsüde kalacaktı.

Bursa’nın işgalinin tartışıldığı meclis oturumunda konuşan Burdur Mebusu İsmail Suphi Bey Halife Ordusu adı altındaki yerli hainlerle işbirliği yapan Yunanlıların Bursa’da mukaddes yerleri tahrip ettiğini ve Müslüman Türk kızlarının ırzını çiğnediğini ifade ederek “İstanbul Hükümeti, Osmanlı sancağı verdiği Anzavur'bir avuç vatanseverin üstüne yolladıOsmanlı bayrağı önde olarak Bursa'ya giriliyor. Asıl felaket buradadır efendiler…” dedi. Bugün Yeşil Camii’de ezanın sustuğunu, cemaatin dağıldığını söyleyen Antalya Mebusu Hoca Rasih Efendi “Bursa'ya giren Hilafet Ordusu acaba Yunanların süngüleriyle, İngilizlerin toplarıyla dini yaşatmaya mı geliyor? Acaba vaktiyle ‘Din gitti' diye bağıran o İstanbul'daki Şeyhülislam, Anadolu'yu velveleye veren o Mustafa Sabrı denilen, alçak, Anadolu'yu ‘dinimiz gidiyor' diye velveleye veren, ayaklanan Türkler, ne durursunuz? ‘Dinimiz elden gidiyor' diyen o Zeynel Âbidin, Bursa'da Yunan askerleriyle saltanat kuracak! Keşke ordunun başında gelse idiler. Şu millette görseydi ki onlar Yunanlardan daha alçaktırlar…” diyerek yerli işbirlikçilerin düşmandan daha alçak olduklarını ifade etti. Bütün güçlerin toplanarak Bursa üzerine sevk edilmesini, Bursa’nın bir an evvel geri alınmasını isteyen mebuslar oldu. Bunun üzerine Atatürk “Efendiler; memleketimizin ellide biri değil, tamamı tahrip edilse, tamamı ateşler içinde bırakılsa; biz bu toprakların üstünde bir tepeye çıkacağız ve oradan müdafaa ile meşgul olacağız.” diyerek mebuslara moral vermeye çalıştı.

Büyük Taarruz’un başarılı olmasıyla birlikte Bursa’ya yönelen Şükrü Naili Paşa, 2 yıldan biraz fazla süre işgal altında kalan şehri 11 Eylül 1922’de düşman işgalinden kurtardı.

Günümüzün yerli işbirlikçilerinin istediği gibi Yunan galip gelmiş olsaydı neler olacağının özetidir Bursa’nın işgalinde yaşananlar. Ve ecdadın kutsal hatırasını Yunan postallarının altında çiğnenmekten kurtaran adamdır Atatürk.


Bursa’yı işgal eden Yunan ordusunun Bursa sakinlerinden Osman oğlu Mehmet’in hayvan, koşum takımı ve arabasına el koyduğuna dair belge.


Bursa öğretmen okulu memuru Şefik beyin hariciye nezaretine mektubu.



 

YORUMLAR

  • 0 Yorum