Ümit Doğan

Ümit Doğan

[email protected]

Topal Osman Ağa, Pontus Bayrağını Nasıl İndirdi

07 Haziran 2020 - 16:27 - Güncelleme: 07 Haziran 2020 - 18:18

Bugün 7 Haziran... Türk bayrağının indirilip yerine Pontus bayrağının asıldığı kara gün... Ama her şey bitmemiştir... Topal Osman Ağa son sözünü söylemedi...

Mayıs 1919..

Giresunlu Topal Osman Ağa’nın, İstanbul hükümetinin hakkında çıkardığı idam kararı nedeniyle dağlara çekilmesini fırsat bilen Pontusçu Rumlar iyice şımarmış durumdadır.

8 Mayıs 1919’da bir Yunan gemisi Giresun Limanı’na demir atmış, İçinde birçok papaz ve metropolit bulunan gemiden Rumlar akın akın iskeleye inmişler, güya fakir çocuklara yiyecek ve sıhhi malzeme taşıyorlar.

Yunan Kızılhaç gemisini karşılayanlar arasında iki isim dikkati çeker.

Bunlardan birisi Batum’da yerleşmiş zengin Rumlardan Panayotoğlu Murat’tır. Bu zat, Batum’un Türk ordusu tarafından geri alınmasını büyük bir memnuniyetle karşılayarak buranın sonsuza kadar Osmanlı hakimiyetinde kalmasını temenni için bir heyetle İstanbul’a gitmiş ve Padişah’ın huzuruna kabul edilmiştir.

Padişah’ın huzurunda Osmanlı Devleti’ne bağlılığını tekrar dile getiren Panayotoğlu Murat, bunun mükafatı olarak bir nişanla ödüllendirilmiştir.

Oysa bu zat çok geçmeden Yunan Kızılhaç heyetini karşılamış ve Yunanistan’a bağlılık göstermiştir. Dikkat çeken bir diğer isim ise Giresun Metropolidi Lavrendiyos Efendi’dir.

Lavrendiyos Efendi de her fırsatta Osmanlı Devleti’ne bağlılığını bildirmesine rağmen Pontus paçavrası altında fotoğraf çektirerek Panaya- toğlu Murat gibi gerçek niyetini ortaya koymuştur.

Bu olaylardan birkaç gün sonra, 11 Mayıs Pazar günü Rumlar Taşkışla Rum Mektebine bir beyaz bayrak çekerler. Bu eylem kanunlara aykırı olarak yapılmıştır ve Osmanlı kurumunda böyle bir bayrak bulundurmak suçtur, ancak hiçbir memur bir şey yapamamış, kanunları uygulayamamıştır.

Bu durum Türklerin tepkisini çekse de Rumlar bayrağı indirmemekte kararlıdırlar. Rumların kararlı tutumu karşısında Türkler çareyi Kaymakam Niyazi Tayyip Bey’e112 gitmekte bulurlar. Niyazi Tayyip Bey’in çabaları sonucunda da Rumlar Pontus bayrağını indirmezler ancak göstermelik olarak yanına küçük bir Türk bayrağı asarlar.

Işık gazetesi bayrak olayına tepki göstererek bir yazısında “Bugün bu kadar şımarıklık gösterecek kadar cesaret alan; her hususta korkmaları icap ederken yine gözlerimizin önünde bütün ısrarlarımıza rağmen Yunan bayrağını sallandıran Rumlardan nasıl Osmanlılık bekliyorsunuz? Yunan bayrağını, Yunan zabitini  
sevinçlerle karşılayan bu adamlara nasıl oluyor da hâlâ şerik nazarıyla bakabiliyorsunuz?” diyerek duruma tepki göstermektedir.

Aynı gazetede Rumlara uyarı amaçlı da bir yazı yazılmış, “Emin olabilirsiniz ki Türk milleti maruz kaldığı hakareti müdriktir. Türk’ü darıltmak, hakkınızda hiç de iyi netice vermeyecektir” denmiştir.

Dizdarzade Eşref Bey de Türk halkının bayrak olayına nasıl nefretle baktığını “Ey alicenap Türk! Sen ne vakur ne vatanperver ne medeni ademsin ki, o taşkınlıkları derin bir nefret, büyük bir sükunet ve istihfafla seyir ve temaşa ediyorsun” sözleriyle dile getirmiştir.

PONTUS BAYRAĞI ASILIYOR
Tepkiler süredursun, 5 Haziran Perşembe günü Rumlar iki bayrağı da indirip yerine çok büyük, ucu yerlere kadar uzanan yirmi metre boyunda mavi beyaz bir Pontus bayrağı asarlar. Rumlar bunu yaparken çok rahattırlar; nasıl olsa ordu terhis edilmiştir, Türk halkı silahsızdır ve Osman Ağa hakkında yakalama kararı çıkmıştır. Cüretlerini o kadar arttırlar ki, bayrağı indirmekle görevli İnzibat Subayı Sırrı Bey, Taşkışla’da Rum kabadayıları ve mektep yöneticileri tarafından alaya alınır. Bayrağı indirmek şöyle dursun, mektebin müdürüyle görüşmesine bile izin verilmeyen Sırrı Bey hakaret ve kahkahalarla uğurlanır.

Yaşanan bu olaylar sonunda Türk halkının sabrı taşmış, yaşadıkları hak- sızlık canlarına tak etmiştir. Hemen Osman Ağa’ya haber salarlar. Kayadibi’nde bulunan Osman Ağa haberi alır almaz öfke içinde adamlarına seslenir: “Uşak, nebriler Taşkışla’ya bayrak çekmişler, doğru Giresun’a döneceğiz, sabahtan erken kalkıp hazır olun!”

Sabah erkenden yola çıkarlar. Rumlar Taşkışla Mektebine nöbetçi koymuş, etrafına da tel örgü çekip tellerin üzerine belirli aralıklarla zil bağlamışlardır. Böylece bayrağı indirmek isteyen olursa zil seslerini duyup harekete geçeceklerdir.

Sokakbaşı Mahallesi’ndeki Asmalı Kahvede garsonluk yapan 12 yaşındaki Abdullah, bu durumu çetelere haber verir. Beraberce gidip zillerin içine ses çıkarmasın diye ot doldururlar, tel örgüleri de sessizce keserler.

Osman Ağa’nın çeteleri tarafından okulun etrafı tamamen sarılır, köşe başları tutulur. Rum okulunun içine yirmi beş, bayrağın bulunduğu bölgeye ise on kadar çete mensubu girer. 7 Haziran 1919’da Osman Ağa emir verir: “Çekin alın şu paçavrayı aşağı. Burası Türk vatanı, o bayrağın burada işi ne!”

Pontus bayrağını indiren çete mensupları Türk bayrağını göndere çekerler, indirdikleri Pontus paçavrasını da Osman Ağa’ya verirler.

Osman Ağa Pontus paçavrasını yere atıp çiğnemeye başlar.

Bu sırada hepsi silahlı olan Rum çete mensupları olayı uzaktan izlemekle kalıp Osman Ağa’nın karşısına dahi çıkamazlar.

Osman Ağa ve adamları havaya ateş ederek geldikleri güzergahtan şehri terk ederler.

Taşkışla’ya Pontus bayrağını çelen Balabani lakaplı Pontusçu daha sonra Osman Ağanın adamları tarafından ortadan kaldırılır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum