Batuhan Çolak

Batuhan Çolak

[email protected]

Tarikat ve cemaatler güçleniyor mu? Antalya'daki cinayet ve düşündürdükleri!

07 Aralık 2021 - 21:27 - Güncelleme: 08 Aralık 2021 - 18:49

Antalya'da Bilgisayar Mühendisliği bölümünde okuyan 18 yaşındaki Mehmet Sami Tuğrul isimli genç, İlim ve Kültür Derneği isimli bir oluşumun yurdunda hunharca katledildi.

Bu konuyla ilgili anlatmak istediklerim var.

Antalya'ya okumaya giden bir yakınımız, devlet yurduna başvurdu. Yurt çıkmadı.

Sonrasında mecburen alternatiflere yöneldiler.

Antalya'da tanıdıkları yoktu. Önce özel yurtlara baktı, fiyatlar uçuktu, sonra ev tutmayı düşündü akılalmaz rakamlar istendi.

En sonunda ne oldu biliyor musunuz? 2 bin lira yıllık ücretle bir cemaat evinde kalmaya başladı.

Ya okumadan geri dönecekti ya da buraya yerleşecekti. Devlete yaptığı tüm başvurular reddedildi.

Düşünsenize aylık 165 lira gibi bir rakama yemeğinizin de içinde olduğu bir barınma imkanı sunuyorlardı. Gencimiz, muhafazakar biri de değil.

Cemaate bağlı yurtta kalmaya başladı. "Hiçbir baskı, zorunluluk olmayacak" sözüyle girmesine rağmen bir süre sonra psikolojisi bozuldu. Müzik dinlemesine bile karışılıyor "Günah" olduğu söyleniyordu. Sonrasında gördükleri giderek absürtleşmeye başladı.

Sabah namazından önce ve yatsı namazından sonra evdekiler karanlık bir odaya girerek "Üstadı düşünme" seansları yapıyor. Hiç kimse konuşmuyor, hepsi öylece oturuyor. İslam'da yeri olmayan tarikatlar özelinde yaşanan çarpıklıklara bir örnek.

Yemek yeme şeklinden, abdest aldıktan sonra çorabını koyacağı düzene kadar her şeye müdahale eder olmuşlardı. Sohbetlere katılımlar zorunluydu. Adeta paralel bir evrende farklı bir yaşam sürüyorlardı. Gencimizin beyni yıkanıyor, eskisi gibi hiçbir şeyden mutlu olamıyordu.

Özgür iradesini kaybetmeye, karar alma mekanizmasını yitirmeye başladı. Robotlaşıyordu. Girdiği seanslar, sohbetler derken bir döngünün içinde kaybolmaya başladı. Derken bir şekilde oradan kurtuldu. Çocuk, yeni yeni kendisine geliyor.

15 Temmuz'un başlıca nedeni devletin birçok alanı serbest bırakarak, kendi görevlerini cemaat ve tarikatlara devretmesiydi.

Özellikle belirli gruplar eğitim alanlarını kaçırmıyor. Başka ilden de öğrenci geliyorsa onlara "Devşirilecek kişi" gözüyle bakılıyor.

15 Temmuz sonrası bu alışkanlıklardan kurtulunur, "Devlet daha fazla devlet olma görevini yerine getirir" diye düşünülmüştü. Ancak öyle olmadı FETÖ'nün gücü azalsa da farklı gruplar son derece etkinler.

Yukarıdaki örnekte olduğu gibi kendilerine bağımlı robotlar yetiştirmeye çalışıyorlar. Devletin olmadığı yerde yeni bir düzen, kendilerine göre bir İslam anlayışı ortaya çıkıyor. Farklı tarikat ve cemaatlerin hepsinde farklı ritüeller var.

Bugün, Antalya'da bir gencimiz başı kesilerek katledildi. Kaldığı yurt, İlim ve Kültür Derneği (ALİMDER) isimli bir yapıya bağlı. Orada onu katleden canavar da beyni yıkanmış bir tip. Neden mi? Öldürdükten sonra "Deccali öldürdüm" diyor. Belli ki aşçılık yaparken de manyakça fikirleri vardı.

Ama ortam müsait ki, kimse "Sen ne diyorsun" demedi.

Sonrasında da bu korkunç hadise yaşandı. Devletin olmadığı yerde, maddi durumu yetersiz olan gençlerimiz terör örgütlerinin, sözde tarikat ve cemaatlerin "Kul"u, "örgüt mensubu" haline dönüşüyor. Bunun önüne hala geçilemedi.

Öğrencilerin yurt ve barınma sorunları giderilmeden her yana bölümler açılması, adım başı üniversite kurulması eğitimi geliştirmez.

Aksine, örneklerde görüldüğü gibi karanlık bir tablo ortaya çıkartır. Yapılması gerekenler açık ve nettir: Devlet hiçbir cemaat ve tarikata, örgüte alan bırakmadan gencine, vatandaşına sahip çıkmakla, anayasal eğitim hakkını sağlamakla mükelleftir.

Anne babalara da çok fazla sorumluluk düşüyor. Bilmediğiniz, güvenmediğiniz, emin olmadığınız yerlere çocuklarınızı teslim etmeyin.

Son olarak yayın yasağı getirmekle kanayan yara kapanmaz.

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Marks
    1 ay önce
    Adam deli diye münferit sayarak işin içinden çıkılmalı.tariikatlat kapatılmalı
  • i.albay
    1 ay önce
    Yazınızda anlattıklarınız aynen yaşanıyor, kyk sonuçlarının açıklandığı günün akşamı telefonda görüşüp anlaştığımız 1 odada 2 öğrenci kalacak şekilde öğrenci başı yatak ücreti 800tl dedikleri yere sabah kontrat yapmak için gittiğimizde fiyat 1250tl oldu. Kabul edersen buyur etmezsen sırada bekleyenler var deyip resmen kapı dışarı edildik malum sarı sitede Ezel Emlak adıyla ilanları mevcut. Yıllık kontrat yapıyorlar. Başka yere çıkma şansın yok, devlet yurdu çıksa kira ödemeye devam, yazın okul tatil oldu yine ödemeye devam... 75000 kayıtlı öğrencisi bulunan Akdeniz üniversitesinin yurt kapasitesi toplamin sadece 'u. Geriye kalanlar nerede nasıl şartlarda barınmaya çalışıyor bunu haberle çıkınca görüyoruz. Kalacak yerim yok diye eylem yapınca suçlu oluyoruz, bugün Mehmet Sami TUĞRUL'un canını aldınız bu sefer suçu kime atacaksınız?

Son Yazılar