Lucescu da göçtü bu dünyadan.
Kaderin garip bir cilvesi; son maçına uzun yıllar çalıştığı Türkiye’de çıkmış oldu.
Tribünler alkışladı, oyuncuları sarıldı, herkes saygı gösterdi. 80 yaşında Lucescu, dimdik takımının başındaydı. Kadrosunun imkânları doğrultusunda çok da iyi futbol oynattı. Türkiye’den ayrıldıktan sonra ikinci maçına çıkamadan rahatsızlandı.
Önce ritim düzensizliği denildi, sonrasında kalp krizi geçirdi. Yoğun bakım, “dua bekleniyor” derken vefat haberi geldi. Toprağı bol olsun. Lucescu, birçok futbolsever gibi benim de hafızamda, gönlümde iz bırakmış bir hocaydı. Mütevazılığı, taktisyenliği, futbol bilgisi, insanlığı…
Galatasaray’a UEFA Kupası zaferinden sonra geldi. Takımın iskeleti dağılmış, hocası yurt dışına gitmişti. Şampiyonlar Ligi şampiyonu Real Madrid’i devirerek Süper Kupa’yı getirdi ülkemize. O sezon şampiyon olamadı. Jardel gitti, Hagi jübile yaptı, takım ekonomik krize girdi. Oradan buradan toplanan oyuncularla, iddiasız bir kadroyla ikinci senesine başladı.
Kaleye Mondragon’u, sağ beke Sebastian Perez’i, sol beke Victoria’yı, orta sahaya Flerquin’i getirdi. Perez’in saçlarını savurarak oynadığı o sağ bek performansı nasıl unutulur. Elde kalan Türk oyuncuların performansını zirveye taşıdı. Parasızlıktan vatandaşı Radu Niculescu diye bir forvet getirdi. Herkes “Kim bu adam?” derken, şampiyonluk yolunda attığı kritik gollerle üçüncü yıldızı getirdi Radu Galatasaray’a. Liverpool’a attığı kafa golü hâlâ hatırımda.
Ama spor medyasına yaranılamazdı. Fatih Terim geri dönecekti. Bunun için Lucescu karalanmaya başladı. Şampiyon teknik adamın görevine son verildi!
Kırgındı, üzgündü. Sonra gitti, Beşiktaş’ı 100. yılında şampiyon yaptı. Sergen’e ikinci baharını yaşattı. Hiçbir zaman insanları kırmadı, herkes kendisine saygı duydu.
Ukrayna’nın Shakhtar takımını bambaşka bir seviyeye taşıdı. UEFA’yı kazandı.
Hâlâ unutamadığım bir Romen atasözünü hafızamıza kazıdı: “Köpekler istedi diye atlar ölmez.”
Başka bir hocaydı, yıllar sonra sahada görmek ayrı bir güzeldi. Fani dünya, sen de gittin demek… Herkes gibi.
Güle güle Luce, güle güle hocam.