Müsilaj için en net öneri Gökçeada Belediyesi'nden geldi: 14 maddelik bildiri!

Marmara'yı esir alan müsilaj sorunun çözümü için Gökçeada’da alandaki akademisyen ve uzmanlar bir araya geldi. Gökçeada’da 25 Haziran’da gerçekleştirilen panelde, 3 saati aşan süre zarfında müsilaja ilişkin en son gelişmeler ve bilimsel çalışmalar değerlendirdi. Panelin sonunda 14 maddelik çözüm önerisi ortaya çıktı.

Müsilaj için en net öneri Gökçeada Belediyesi'nden geldi: 14 maddelik bildiri!
29 Haziran 2021 - 15:13
Gökçeada Belediyesi himayesinde , Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV), FAO Doğu Akdeniz Projesi ve Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (SÜR-KOOP) ve Bozcaada, Ayvacık, Kepez, Eceabat, Gelibolu ve Çanakkale Belediyeleri bir panel düzenledi.

Gökçeda’nın ev sahipliğinde Sağlıklı Deniz Ekosistemi ve Müsilaj Sorunu Paneli’ne alanında uzman ve çok sayıda akamisyen katıldı.

Moderatörlüğünü Gökçeada Belediye Başkanı Ünal Çetin ve Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Vahdet Ünal’ın yaptığı Panel, pandemi nedeniyle açık havada düzenlendi.

ODTÜ, Ege, İstanbul, Çanakkale, Hacettepe Üniversitelerinden akademisyenler yaptıkları değerlendirmelerle müsilaj hakkındaki çarpıcı gerçekleri ortaya koydu.

OTDÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu ve 1982’den bu yana Gökçeada’da çalışmalarda bulunan TÜDAV Başkanı ve İstanbul üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bayram Öztürk   

KARASAL YÜKLER YÜZDE 40 AZALTILSA BİLE 6 YIL SÜRER!
Bilim Gemisiyle Marmara Denizinde yaptıkları araştırmaların sonuçlarını paylaşan Prof. Salihoğlu’na göre, sorunun temeli, insan. Marmara Denizinde asıl sorun, kirlilikten kaynaklanan oksijensizleşme. Aşırı azot ve fosfat birikimi müsilaja neden oluyor. Salihoğlu şu ifadeleri kullandı; “Müsilaj ilk 30 metrede yoğun! Su kolonu boyunca Marmara Denizi’nin en derin noktalarından biri kabul edilen bir istasyonda hidrojen sülfür birikimi olmadığını gördük. Çok az bir oksijen hala Akdeniz suları ile Çınarcık Çukuru dediğimiz noktanın derin sularına giriş yapıyor. Bu durum, sistemi (biraz eşik değerin altında olsa da) belli bir noktada tutuyor. Tabandan aldığımız sediman örneklerinde de hidrojen sülfür veya müsilaj tespitimiz olmadı."

Prof. Dr. Salihoğlu’nun ayrıntılı bilgi verdiği simülasyon ve modelleme çalışmalarına göre, karasal yüklerin %40 azaltılması durumunda bile, Marmara’nın alt sularında hipoksi eşiğinin üzerine 6 yıl gibi bir sürede çıkılabilecek.

“SORUN BİZİM EVDE DEĞİL, ÜST KAT AKITIYOR”
Panele İstanbul’dan katılan Prof. Dr. Bayram Öztürk ise, Gökçeada ve diğer belediyelere hitaben, “Sorun bizim evde değil, üst kat akıtıyor!” diyerek Gökçeada ve Bozcaada’nın müsilaj veya olası kirlilik sorununun Marmara ile ilgili olduğunu ve bu durumdan Yunan Adalarının da etkilenmeye başladığını söyledi. Gökçeada’yı korumak için Marmara’yı, Karadeniz’i, tüm denizlerimizi korumalıyız diyen Prof. Dr. Öztürk, çözümün bütüncül yaklaşımda aranması gerektiğini ifade etti.

Denizlerimizdeki biyoçeşitliliği ve habitatları koruyacağımıza dair Uluslararası Sözleşmeler imzaladığımızı hatırlatan Öztürk, 1998 yılında TÜDAV tarafından kurulan Gökçeada Deniz Parkının önemine dikkat çekti. Öztürk, Deniz Parkının sınırlarının genişletilmesini, çok iyi korunmasını önererek bu durumun başta balıkçılar ve turizmciler olmak üzere tüm Gökçeada’ya ekonomik, kültürel, sosyal, eğitsel faydalar sağlayacağını bildirdi.  

ORTAK AKLI ORTAYA KOYMADAN SORUNU ÇÖZEMEYİZ
Yıllardır Gökçeada’da çalıştığını ve Gökçeada’yı çok sevdiğini söyleyen Prof. Dr. Herdem Aslan, konuşmasında Gökçeada’nın su altı, su üstü güzelliklerini ve biyolojik çeşitliliğini anlattı ve ada ekosistemini ilgilendiren her türlü kararın ortak akılla, tüm paydaşlarca bir arada alınması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Aslan,  ileri biyolojik arıtma tesislerinin kurulması gerektiğini ve atık suların yeniden kullanımının sağlanmasını böylelikle denizlerin karasal atıkların neden olduğu kirlilik probleminden ve beraberinde getirdiği müsilaj gibi sorunlardan kurtulabileceğini bildirdi.

AŞIRI AVCILIK EKOSİSTEMLERİ BOZDU
İstanbul üniversitesinden Doç. Dr. Ahsen Yüksek, denizlerimizde aşırı avcılığın, kilit türlerin zarar görmesinin, yerli olmayan jelatinimsi türlerin bozulmuş ekosistemlere kazara girmesi ve aşırı çoğalmasının ciddi sonuçlara neden olduğunu ifade etti. Yüksek’e göre; bunun Marmara Denizinde iki örneğini, 1994’lü yıllarda Mnemiopsis leidyi ve 2007 de Liriope tetraphylla türlerinin oluşturduğu ekosistem hasarı ile gördük. Günümüzde Pelajik sistem tekrar çöktü. İklimsel değişim, ötrofikasyon, partiküler madde ve beraberinde ısınmanın artışı, küçük pelajik türler üzerindeki aşırı avcılık baskısı, besin zincirinin alt ve üst kademelerini bozdu. Pelajik sistem ağır darbe aldı ve insan kaynaklı kirlilikle birlikte deniz salyası veya müsilaj ortaya çıktı. Ne yazı ki sistem bu sefer çabuk toparlanamayacak!

KARASAL KİRLENME KONTROL ALTINA ALINAMADI
Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sedat Yerli, gelinen noktada çözümün karasal kaynaklı kirlenmenin kontrol altına alınmasında yattığına vurgu yaparak, atık suların alıcı ortama istenilen kalitede, yani C, N ve P değerleri en az düzeye indirilerek verilmesi gerektiğini bildirdi.

Gökçeada Dalış Merkezini temsilen panele katılan Selim Konya, yaptıkları işin doğrudan denizlerin sağlığı ile ilgili olduğunu, Gökçeada Deniz Parkının ilan edilmesiyle Gökçeada’nın önemli bir dalış merkezi haline geldiğini ve bunun bir geçim kaynağı olduğunu dile getirdi.

20 BİN BALIKÇI ADINA KONUŞUYORUM: “HİÇ BU KADAR ZOR DURUMDA KALMAMIŞTIK”
Çanakkale Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi öğretim üyesi Prof. Dr. Adnan Ayaz, son dönemde müsilajın balıkçıları nasıl etkilediğini video ve fotoğraflarla ortaya koydu. SÜR-KOOP Başkanı Ramazan Özkaya, temsil ettikleri yaklaşık 20 bin balıkçı adına konuştuğunu, böyle bir toplantı düzenlenmesi ve kendilerinin de davet edilmesinden dolayı memnuniyetini dile getirdi ve balık talebinin, fiyatların düştüğünü ifade etti.

Özkaya, “balıkçılar hiç bu kadar zor durumda olmamıştı” dedi. Göçeadalı balıkçılar adına konuşan Balıkçı Kooperatifi Başkanı Nuri Yılmaz, müsilajın daha önceki yıllarda da olduğunu fakat böylesi bir durumla ilk kez karşılaştıklarını söyledi. Yılmaz, müsilajın balıklara zararlı olup olmadığıyla ilgili resmi kurumlarca analiz yapılıp halkla paylaşılması gerektiğini, aksi takdirde balık satamayacak duruma düşeceklerini bildirdi.

Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü-Kaynak Yönetimi ve Balıkçılık Yapıları Daire Başkanı Doç. Dr. Mahir Kanyılmaz, bu işten en çok zararı balıkçıların gördüğünü ve bakanlık olarak kısa süre içinde Marmara balıkçılarıyla anket çalışması gerçekleştirdiklerini, zararların tespit edildiğini ve balıkçılara yardımda bulunacaklarını bildirdi.

MÜSİLAJ İÇİN 14 MADDELİK ÇÖZÜM ÖNERİSİ (SONUÇ BİLDİRGESİ)
Marmara Denizi, çözümü kısa vadede mümkün görünmeyen ciddi bir kirlilik ve müsilaj sorunuyla karşı karşıya. Birçok sektör bu sorunun etkilerini en ağır şekilde yaşıyor. Sorunu ya da çözümü sadece Marmara ölçeğinde ele almak mümkün değil. Öte yandan sorunun kaynağı dışarıda da değil. MARMOD Projesi Marmara Denizi üzerindeki havza kaynaklı besin yüklerinin en az Karadeniz’den gelen yükler kadar hatta iki katı etkili olduğuna işaret ediyor.

Denizler gibi nehirler de kirlenmeye devam ediyor ve kirli yüklerini Karadeniz’e, Marmara’ya, Ege’ye taşıyarak denizleri de kirletiyor. Ama aslında hepsini birden kirleten biziz. İnsanoğlu! Marmara Denizi kıyılarında nüfus artışı ve endüstri yoğunluğu, durmaksızın artan karasal kökenli denizel kirlilik, rüzgar durumundaki değişim, deniz suyu sıcaklıklarındaki artış, büyüyen balıkçı filosu ve aşırı avcılık, biyoçeşitlilik kayıpları, yok olan türler ve yerlerini başka türlerin alması, besin zincirindeki bozulma birden ortaya çıkmadı.

Tüm bunları son elli yıl içinde biz yaptık! Bizim dışımızdaki tek faktör Marmara’nın bir iç deniz olması. Bu sorunların ortaya çıkışı gibi çözümü de zaman alacak! Marmara’nın başına gelenler sadece Marmara’ya kıyısı olan beldeleri değil aynı zamanda Gökçeada’yı, Bozcaada’yı hatta bazı Yunan adalarını ve birçok Kuzey Ege kıyı beldesini de yakından ilgilendiriyor.

NELER YAPILMALI?
  • Derin deniz deşarjı çözüm değil problemin derine itilmesidir. Bu uygulama terk edilmelidir. Denizler hiçbir şekilde atık yeri olarak görülemez. Bu konudaki cezalar ve yaptırımlar gözden geçirilmelidir.
  • Evsel ve endüstriyel atıkların ileri biyolojik arıtma sistemleri ile arıtıldıktan sonra park-bahçe sulamada ve sanayide kullanılması ivedilikle hayata geçirilmelidir.
  • Kıyı ve denizlerimizle ilgili olarak, ekosistem hizmetlerinin sürdürülebilirliğini garanti altına alan yönetim uygulamaları benimsenmelidir.  Etkileri doğrudan veya dolaylı deniz ekosistemine olan kıyı dolgusu, tahribatı engellenmeli, vahşi çöp toplama alanları ıslah edilmeli, dere yataklarının temizlenmesi ve ıslah edilmesi sağlanmalıdır.
  • Başta Marmara olmak üzere tüm denizlerimizde deşarj, avcılık, kıyı tesisleri, deniz trafiği, posidonya çayırları üzerine demirleme, deniz patlıcanı avcılığı vb gibi deniz ekosistemini etkileyecek faaliyetlerin denetimleri, özel oluşturulacak ekiplerce ve mesai saatleri gözetmeksizin yapılmalıdır.
  • Doğrudan Marmara’nın etkisinde olan Kuzey Ege’de başta müsilaj olmak üzere deniz ekosistemiyle ilgili çok disiplinli izleme çalışmalarının (fiziksel, kimyasal, biyolojik vb) başlatılması ve çalışmaların merkezinin Gökçeada olması için gerekli girişimler ivedilikle başlatılmalıdır.
  • Denizler ve balıkçılığımızla ilgili yerel, bölgesel Bilimsel Tavsiye Komiteleri oluşturulmalıdır. Bu komiteler belli zaman aralıklarıyla toplanarak ilgili verileri değerlendirmeli ve raporlamalıdır.
  • Gökçeada ve çevresi, içinde sadece küçük ölçekli ticari balıkçılığa, amatör balıkçılığa, turizm balıkçılığına izin verilen bir koruma alanı ilan edilmelidir.
  • Tüm denizlerimizde önemli habitat alanları, yumurtlama alanları, Boğaz sistemleri ve Körfez içleri koruma alanı ilan edilmelidir.
  • Gırgır avcılığı pelajik sistemi olumsuz etkileyen en önemli balıkçılık faaliyetidir. Bu nedenle gırgır avcılığına yönelik düzenleme ve denetimler en etkili şekilde uygulanmalı, gırgırların Marmara ve Gökçeada avlaklarında avcılığı yeniden düzenlenmelidir.
  • Gökçeada yasadışı avcılıkla mücadelenin, deniz korumanın, balıkçılıkta ekosistem yaklaşımının en iyi örneğini temsil eden bir merkez olmalıdır. Bu amaçla, FAO-EastMed ve Tarım Orman Bakanlığı tarafından desteklenen ve Ege Üniversitesi tarafından yönetilen Ekosistem Yaklaşımlı Balıkçılık Yönetim Planı hazırlanmasıyla ilgili proje 2021 yılı içinde sonuçlandırılarak uygulamaya aktarılmalıdır. 
  • Gerek Marmara Denizi gerekse Gökçeada için tüm paydaşların katılımını destekleyen bütünleşik kıyı alanı yönetim planı oluşturulmalıdır.
  • İklimsel değişimde önemli rol oynayan, denizel katı atık kirliliği ve mikroplastik kirliliğinin en önemli kaynakları olan nehir girdileri ve evsel atıklarda kirliliğin önlenmesine yönelik projelerin geliştirilmelidir.
  • İlköğretimden itibaren okulların müfredatına doğa ve çevre eğitimi derslerinin eklenmesi ve gençlerimizin bu konuda bilinçlendirilmesi gerekmektedir.
  • Çevre koruma ve izleme çalışmalarına bilim adamı ve araştırmacıların yanı sıra vatandaşlar da dahil edilmeli, batıda hızla yayılan vatandaş bilim (citizen science) özendirilmelidir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum