Meral Akşener: Sokağa çekmek isteyenlere izin vermeyeceğiz!

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuştu. Akşener, sokak eylemleri hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Meral Akşener: Sokağa çekmek isteyenlere izin vermeyeceğiz!
24 Kasım 2021 - 11:35 - Güncelleme: 24 Kasım 2021 - 16:34
Partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, sokağa çıkışlarla ilgili dikkat çeken ifadeler kullandı.

Akşener, "Bu yolda provokasyonlar olacak, sakin olacağız. Sokağa çekmek isteyenler, milleti birbirine düşürmek isteyenler olacak; izin vermeyeceğiz ve o kaçınılmaz gün geldiğinde, onlar istese de istemese de bu kirli zihniyeti o sandığa gömeceğiz" dedi.

Erdoğan'a da seslenen Akşener, "Sayın Erdoğan ve arkadaşları için, artık yol görünmüş. Bavulları toplama vakti artık geldi. Hareket saati, artık gelip çatmış. Bu vesileyle, Sayın Erdoğan'a iyi yolculuklar, emeklilik hayatında da başarılar diyorum" diye konuştu.

Akşener'in açıklamaları şöyle:
"Sağ olsunlar Denizlili kardeşlerimiz de 29 Ekim Meydanı'na adeta aktılar. Mileltin kurduğu bir partiyi dağıtmaktan genel başkanını teneşire yatırmaktan bahseden sayın Erdoğan'a 'orada bir dur bakalım' demekti. milletimiz Denizli'den dedi ki 'iyi parti yalnız değildir. sayın Erdoğan senden büyük Allah var' dedi. Denizli 29 ekim meydanı bu ucube sisteme ve onun sonuçlarına mahkum edilen aziz milletimizin köprüden sonraki son çıkış uyarısıdır.

Denizli'deki kalabalığı gösteren bazı iktidar mensuplarını kaşıntı tutmuş . Dedikodu sıraları oluşmuş. Panik rüzgârları Beştepe koridorlarında esmeye başlamış. Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı hiç üzgün değiliz çünkü biz milletimizin arasındayız. Dedikoducu iktidara sözüm şudur nazar etme ne olur çalış senin de olur.

Görüyorum ki milletimiz kararını çoktan verilmiş, Sayın Erdoğan ve arkadaşları için yol görünmüş, bavulları toplama vakti artık gelmiş, hareket saati artık gelip çatmış. Bu vesile ile Sayın Erdoğan'a iyi yolculuklar, emeklilik hayatında da başarıla diliyorum.

Tablo bu kadar ciddiyken iktidar mensupları ne yapıyor? Yine her zamanki gibi durmak yok saçmalamaya devam. 30 yıldır dolar karşısında değer kaybetmeyen Japon Yeni ile beyin akan kıyaslamalar yapan mı dersiniz, matematik bilimini ağlatmak pahasına sözü ABD bizi kıskanıyor a getirenler mi dersiniz. 5 bin liralık kaşkoluna laf edenlere bizimkiler dizisinin kapıcısı diyerek genel başkanının apartman görevlisi sevgisini yepyeni seviyelere densizler mi dersiniz, utanmadan ayda iki kere et yiyorsak yarım kilo yeriz diyen beslenme uzmanı milletvekili mi dersiniz. Zor durumdaki çiftçilerine nankör demeye kalkan hadsizler mi dersiniz, biz bir ay içinde LPG’ye dört defa zam yapıldı deyince yeni bir ekonomik rota deniyoruz diyen üstün zekâlı navigasyon uzmanları mı dersiniz; hatta Batman’da sergilediği dört işlem bilgisiyle dosta güven düşmana korku salan ünlü ekonomi salan Sayın Erdoğan’ın bizzat kendisi mi dersiniz; ez cümle kolektif bir saçmalama furyanı almış başını gidiyor. Milletimiz her gün daha da fakirleşirken Sayın Erdoğan’ın himayesindeki cehalet festivali tüm hızıyla devam ediyor. Ne diyelim Allah ıslah etsin. Bunlar artık milletimizin önemli bir bölümünün güvenerek yetki verdiği kadrolar değil.

Sayın Erdoğan önceki gün meseleyi yine başkalarının üzerine yıktı; 'Kur faiz ve fiyat artışları üzerinden oyunları görüyoruz. Kurdaki yükselişi bahane ederek hiçbir mantıklı izahı olmayan fahiş fiyat artışları yapan fırsatçılara göz açtırmayacağız.’ Kardeşim ülkeyi yöneten sensin LPG’ye elektriğe, doğalgaza zam yapan ben miyim? Sensin sen. O Fırsatçı sen misin? Maden öyle o zaman şu ana kadar gereğini neden yapmadın? Çık gereğini yap milletin sırtına yapışmış keneler varsa ki var sök at. Hey hayt yapmıyor yapamıyor. Çünkü kenelere bir el uzatsa hepsi ya AK Parti’nin kodamanı çıkacak ya da eş dost tanıdık çıkacak. Varsın olsun nitekim zaten artık terörist çiftçi, iş birlikçi manav suçlamalarını kimse ciddiye almıyor. Milletimiz asıl meselenin Sayın Erdoğan’ın kendisi olduğunu gayet görüyor.

"Beceriksizlikle ihanet arasında ince bir çizgi vardır. Beceremediği halde makam mevki işgal etmek en büyük ihanettir. işte o nedenle kendisinin niyeti iyi midir kötü müdür artık bir önemi yok. Çünkü söz konusu ülkeyi yönetmekse cehalet ve ihanet aynı yola çıkar. buradan iktidardakilere sesleniyorum; istediğiniz kadar bağırın çağırın ekonomiye ettiğiniz ihanetin ispati televizyon kanallarının sağ alt köşesinde duruyor. Sayın Erdoğan konuşuyor milletimiz fakirleşiyor, ne söylerseniz söyleyin ne masal anlatırsanız anlatın mızrak artık çuvala sığmıyor. Gerçeğin ta kendisi apaçık ortada duruyor, bu gerçek zam olup yağıyor. Mutfaktaki yangın her geçen gün büyüyor. Bu aziz millet size o yetkiyi masal anlatın diye değil işinizi iyi yapın diye verdi. Japon Yeni'nin durumuna kafa yoracağınıza Türk Lirası'na kafa yorsanız böyle olur muydu? Yetkiyi aldınız görevi kötüye kullandınız. Bunun bedelini ilk sandıkta ziyadesiyle ödeyeceksiniz, bundan şüpheniz olmasın."

"HAYIRDIR SAYIN ERDOĞAN HESABIN MI ŞAŞTI?"
"Daha iki hafta önce Türki uçuyor diyordun ekonomiyi şaha kaldırıyordun hatta ciltler dolusu ekonominin kitabını yazıyordun. Hayırdır Sayın Erdoğan hesabın mı şaştı? Anlatacak masallar mı bitti, suçlayacak meslek grubu mu kalmadı? Türkiye ekonomisini işgal etmeye kalkanlar sen, beş müteahhidin ve liyakatsiz kadrolarından başkası değil. Ekonomiyi yerle bir eden siz, ticareti işgal eden siz, tarıma taarruz başlatan siz, millet Hazinesi'ni yağmalayan da siz.

Tayyip Bey bu iş böyle olmuyor sen saçmaladıkça olan bu güzelim memlekete oluyor. Gel daha fazla tadımız kaçmadan getir sandığı gerisini biz ve milletimiz hallederiz. Sen yeter ki gölge etme biz başka ihsan istemiyoruz."

ÖĞRETMENLER GÜNÜ
"Birileri bu işi yapmıyor ama kalpten bu ülkeyi yönetenler adına sizlerden özür diliyorum ben. Çünkü eğitim o kadar önemli bir iştir ki. O öğrenci öyle bir yetiştirmek durumunda olursunuz ki. Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren en önemli mihenk taşı eğitimdir ki bütün yatırımlar öğretmen yetiştiren okullara yapılmışken; o beğenmedikleri cumhuriyet, coğrafyanın doğduğunuz yerin kaderiniz olmaktan sizde çıkardığı bu eğitim anlayışını birinci öncelik yapmışken; bugün bizi yönetenler, bu kürsüde konuşan ben, milletvekili olarak bu salonu şereflendiren sizler dahil bizim yaş gurubumuzda, hangi fikirden nereden hangi yerden olursanız olun cumhuriyetin o eğitimde verdiği o fırsat eşitliği bizi buralara getirdi. Türkiye’nin bu iktidar zamanında kaybettiği en önemli konu eğitimle birlikte fırsat eşitliğidir. İzmit’in bir köyünden bu kürsüye gelen ben, Kasımpaşa’dan Beştepe’ye yükselen Sayın Erdoğan, bunların her birini bu cumhuriyetin eğitime verdiği öğretmene verdiği önem üzerinden yaşadık ve sağladık. Ama bugün Tunceli’den bir kız çocuğu, Edirne’nin köyünden bir kız çocuğunun veya herhangi bir şehrimizden bir kız çocuğu benim hayattaki şansıma sahip değilse Müslüm Gürses gibi demeliyim ki batsın bu dünya! Bilerek yapıldığına inanıyorum. İşsizliği ötelemek için açılan okul sayılarından bahsediyorum. Bunun geri zekâlılıkla bir alakası olmadığına daha vahim olduğuna inanıyorum. Bunu da değiştirmek hepimizin boynunun borcu olsun.

Ez cümle; Sarayın sefası onlarınsa, milletimizin cefası bizimdir! Türkiye’nin iyi ve cesur insanları! Sorumluluğumuz büyük, görevimiz kutsal, yolumuz çetin.

Bu yolda tuzaklar olacak, düşmeyeceğiz. Bu yolda provokasyonlar olacak, sakin olacağız. Sokağa çekmek isteyenler, milleti birbirine düşürmek isteyenler olacak, izin vermeyeceğiz! Ve o kaçınılmaz gün geldiğinde, onlar istese de istemese de, bu kirli zihniyeti o sandığa gömeceğiz!

Bu yolda, Yüce Allah bizlere güç, kuvvet versin. Allah her birimize, yüce Türk Milleti’ne hakkıyla hizmet etmeyi nasip etsin. Cenabıhak bizi, milletimize karşı mahcup etmesin. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun."

YORUMLAR

  • 0 Yorum