Hilal Kaplan'ın Ermeni dernekten İngiliz konsolosluğunda ödül aldığı ortaya çıktı!

Hilal Kaplan'ın, sözde Ermeni Soykırımı etkinliğine katılmasının yankıları sürerken 2012 yılında Ermeni diasporasına yakınlığıyla bilinen bir dernekten ödül aldığı ortaya çıktı.

Hilal Kaplan'ın Ermeni dernekten İngiliz konsolosluğunda ödül aldığı ortaya çıktı!
25 Nisan 2021 - 15:31 - Güncelleme: 25 Nisan 2021 - 21:59

Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan'ın, "Ermenilere soykırım yapıldı" sloganlarının atıldığı bir eyleme katılmasının yankıları sürerken şimdi Ermeni diasporasına yakın bir oluşum tarafından Kaplan'a ödül verildiği ortaya çıktı.

Kaplan'ın, YeniŞafak gazetesinde yazdığı "Şanlı Tarihimiz ve hakikat", "Ermenistan: Anadolu'nun Diasporası" isimli makalelerinden dolayı ödüle layık görüldüğü açıklandı.

TÖREN İNGİLİZ BAŞKONSOLOSLUĞUNDA
Hilal Kaplan'a ödül vermek için özel olarak düzenlenen törenin yapıldığı yer de dikkat çekti. İstanbul'daki İngiliz Başkonsolosluğunda düzenlenen törene çok sayıda davetli ve diplomat katıldı.



OSMAN KAVALA, İNGİLTERE VE ABD BAŞKONSOLOSU DA ORADAYDI

Kaplan'ın ödül aldığı törene, Osman Kavala, İngiltere ve ABD'nin İstanbul Başkonsolosları'nın da katıldığı görülüyor.

KAPLAN: "1915 ZULÜMDÜR, TÜRKİYE'DE ERMENİ BIRAKMADILAR!"
Hilal Kaplan'a ödül aldırtan ve Yenişafak gazetesinde yayınlanan Şanlı Tarihimiz ve Hakikat isimli yazıdaki ifadeler dikkat çekiyor. 1915 olaylarında Türkiye'yi suçlayan Kaplan, Anadolu'da Ermeni bırakılmayarak ulus-devlet kurulduğunu öne sürüyor.

Kaplan'ın Ermenistan'dan özel olarak ödüllendirildiği bu yazılara şu anda internet üzerinden ulaşılamıyor.

İşte Kaplan'ın o skandal ifadeler içeren yazısı:

1915 zulmüne dair bir tarafta “Ermeni tezleri” diğer tarafta “resmî tez” olabilir. Ancak bir de hakikatin kendisi var.

1914 Osmanlı nüfus sayımına göre 1.219.323 olan Ermenilerin nüfusu bugün sadece 60.000.

Çok dinli toplum yapısıyla övündüğümüz Osmanlı`nın yerinde nüfusunun %99`unun Müslüman olduğu söylenen bir ulus-devlet var.

Bu rakamlar ve toplumsal gerçeklik arasındaki uçurumu nasıl okursanız okuyun, ortada başarıya ulaşmış bir yok etme projesi olduğu açıktır. Üstelik zamanın Millî Savunma Bakanı Vecdi Gönül de 2008 yılı 10 Kasım`ında bu projeden övünçle bahsedip, hakikati bütün yalınlığıyla ikrar etmemiş miydi zaten?

“Bugün eğer Ege`de Rumlar devam etseydi ve Türkiye`nin pek çok yerinde Ermeniler devam etseydi, bugün acaba aynı milli devlet olabilir miydi?”

Evet, “devam etmediler”. Bugün yoklar. O yüzden bugün üzerimize düşen onların yokluğuyla övünmek değil, onların yokluğunun sebepleri üzerine düşünmektir.

1915 zulmü bu toprakların tarihinin, yani bizim tarihimizin bir parçası olmasına rağmen Avrupa`nın bilinçdışımızdaki “kolonyal efendi” imajı sapasağlam ayaktayken Türkiye`yi özeleştiriye çağırmasının hakikatle karşılaşmayı ertelemekten öte bir etkisi olamaz. Ancak hakikat er geç ortaya çıkacak. Eğer hakikatin adını yabancı parlamentoların değil de, Türkiyelilerin koymasını arzu ediliyorsa, asker-bürokrat zevat hariç kimseye inandırıcı gelmeyen resmî tez inadından vazgeçmek gerekiyor.
Bu süreçte kaleme alınan en sağduyulu metinlerden birisi olan Agos`un başyazısına yer vererek bitirmek istiyorum:

FRANSA'YA ÇAĞRI
Tarihsel gerçeklikleri koruma ve gelecekte soykırımların tekrarlanmamasını sağlamayı amaçlayan mevcut yasa tasarısı, adaleti ve insan haklarını sağlamayı hedefliyor görünse de, bu haliyle, demokrasinin olmazsa olmazlarından biri olan ifade özgürlüğüne zarar verecektir. Gerçek demokrasi kültürü, düşünceleri suç ilan ederek değil, ancak ve ancak onların fikir mücadelesi sahnesinde yer almasıyla gelişir.
Fransa 1915`e yönelik inkârın son bulmasını istiyorsa, Ermeni halkına yönelik ayrımcılık ve aşağılama ile özgür fikir beyanını birbirinden ayırmalıdır. Bu ise, insanları cezalandırarak sağlanamaz. Fransa, Türklerin 1915 hakkında doğru bilgilenmesine katkıda bulunmayı amaçlıyorsa, işe, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Fransa`nın Osmanlı topraklarına yönelik politikasıyla yüzleşmekle başlaması çok daha hayırlı olur.

İŞTE O GÖRÜNTÜLER

YORUMLAR

  • 0 Yorum