E. Korgeneral Altay Tokat yazdı: "Kürt sorunu yoktur, terör örgütü PKK sorunu vardır!"

Emekli Korgeneral Altay Tokat, son günlerde peş peşe yapılan açıklamalarla başlayan 'Kürt sorunu' tartışmasını AYKIRI'ya değerlendirdi. Tokat, "Kürt sorunu yoktur, Terör örgütü PKK sorunu vardır" dedi. İşte Altay Tokat'ın yazısı...

E. Korgeneral Altay Tokat yazdı: "Kürt sorunu yoktur, terör örgütü PKK sorunu vardır!"
23 Eylül 2021 - 12:52 - Güncelleme: 23 Eylül 2021 - 13:38

ALTAY TOKAT / ANALİZ

PKK, Türkiye'nin düşmanı veya rakibi olan dış güçlerin beslediği, kullandığı bir bölücü terörist örgüttür.

PKK, Marksist-Leninist ideolojiye sahiptir ve silahlı mücadeleyi benimsemiştir. Silahlı mücadeleyi 1984’de Eruh ve Şemdinli’deki askeri kışlalara baskın düzenleyerek PKK başlatmıştır.

PKK, başarılı olabilmek hayaliyle mücadelesini Kürt sorunu ile birleştirmeye ve Kürt vatandaşlarımızı istismar etmeye çalışır.

Günümüzde bazı odaklar PKK'nın bu tuzağına bilerek ya da bilmeyerek düşüyor.

Terör örgütü PKK sorununu Kürt sorunu içinde algılamak, ele almak veya tanımlamak bir zamanlar yaşadığımız müzakere sürecinin (Çözüm süreci) yani felaketinin başka bir versiyondur kanısındayım.

PKK'nın bu tehlikeli tuzağına tekrar düşmeyelim. Masumane ve duygusal sloganlara kanmayalım.

Kürt vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu PKK'ya karşıdır ve sempati duymaz bilakis devletimize bağlıdır. Ancak, PKK ve PKK üzerinden çıkar sağlayan odakların ajitasyon, baskı ve dezenformasyon sloganları sonucu can korkusuyla istemedikleri tutum ve hareketler içine girmek zorunda kalmaktadırlar.

Seçimlerde de bu yöntemin etkisi gözlenmiştir.

Kürt vatandaşlarımız; Irak'ın kuzeyinde yaşayan Kürtlerin yıllarca çektiği çileli, eziyetli ve ağır yaşam koşullarını yakından gördükleri için aynı pozisyona düşmemek amacıyla PKK’ya karşıdırlar ve Türkiye Cumhuriyeti'ne bağlıdırlar. Bu gerçeği saptırmak isteyenlere inanmayalım.

Vatandaşın güvenliğinin sağlanması PKK'nın kökünün kazınmasına bağlıdır. PKK'ya taviz verilirse PKK kazanır. Müzakere sürecinden ders almamız gerekir. Bir kez hata yapılır ama ikinci hatanın bahanesi yoktur. Gaflet, delalet hatta ihanete yol açılır.

Köy korucusu Kürt vatandaşlarımızın, PKK'ya karşı düzenlenen operasyonlardaki kahramanlıklarına defalarca şahit oldum. Köy korucusu olmak isteyenlerin çok fazla olduğunu biliyorum. Bunları görmezlikten gelemeyiz ve Kürt sorunu ile PKK sorununu aynı kapsamda mütalaa edemeyiz.

Bir devletin milli menfaatine yani beka ve refahını hedef alan tehdit düşman olarak değerlendirilir ve misli ile cevap verilmesi doğaldır.

PKK, devletimizi bölmek istiyor ve ekonomimize yani refahımıza ağır zarar veriyor. Dolayısıyla PKK düşman bir örgüttür.

Düşmana sempati duyan, destek veren, "Terör örgütüdür" diyemeyen özel ve tüzel kişiler dünyanın her yerinde suç işlemektedir, taviz vererek ödüllendirilmez, mutlaka gereken şekilde cezalandırılır.

TBMM, PKK sorununu bitirmek amacıyla konuyu tartışır ve mili mücadele stratejisini belirler ama Kürt sorunu içine PKK'yı yerleştirerek meseleyi ele alması PKK'ya bir anlamda zımnen yenildiğimizi kabul anlamını taşır, bölünmenin önünü açar ve Sevr'i hortlatmak için pusuda bekleyenlere fırsat oluşturur kanaatindeyim.

PKK ile mücadele ve Kürt vatandaşlarımızın sorunları ayrı ayrı konulardır. PKK sorunu beka sorunudur, Kürt vatandaşlarımızın sorunları işsizlik, yoksulluk, eğitim vs ve ortaçağ düzeni olan derebeylikten kurtulmakdır.

TBMM önce bunları çözsün. Hem ülkemiz kalkınır hem PKK belası kendiliğinden biter.

PKK ve yandaşlarının kurnazca yaklaşımlarına ve tuzaklarına bir daha düşmeyelim.

Yasalarımızın gerektirdiği cezaların verilmesinden kaçınmayalım.

PKK terör örgütünün cesaretlenmesine, güç kazanmasına ve devam etmesine fırsat yaratan müzakere ve muhattap alma, ateşkes gibi yöntemler PKK törürü ile yaşamının kabullenmesi demektir.

PKK terör örgütünden kurtulamadığımız sürece ekonomi dahil hiçbir sorunu çözemez. Sorunlar derinleşmeye devam eder. Tek çözüm yolu vardır. PKK’nın silahlı güçlerini etkisiz hale getirmektir. Bununda yolu öncelikle silahlı mücadeleye ağırlık vererek PKK'nın kökünü kazımaktır.

Bu sonuca daha kolay ve hızlı çözüme ulaşmak için Tunceli'deki ve OHAL dönemindeki uygulamalardan esinlenerek özel bir rejim uygulamak gerekir. Aksi takdirde bu bela devam eder ve içimizi kemirir.

Kürt vatandaşlarımızın ekonomik sorunların içerisine PKK’yı dahil ederek PKK’nın ve yandaşlarının kurduğu komploya alet olmayalım. Bu iki konunun birbirleriyle ilişkisi yoktur. Demokrasi adı altında kurnazca bu iki konuyu birleştirmeye çalışanlar önce bölgedeki ortaçağ sistemi feodal düzenden halkı kurtarsınlar, ondan sonra demokrasiden bahsetsinler.

Ben, 1987-89 yıllarında Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı, 1995-97 yıllarında Jandarma Asayiş Komutanı olarak PKK bölücü teröristleri ile Olağanüstü Hal Döneminde mücadele ettim.

Apo, örgütüne yayınladığı mesajlarında "Ülkemize atanan düşmanın yeni komutanı ALTAY TOKAT bölgenin uzmanıdır. Kendine göre bir komando tarzı tutturmuş.
Aşabilir miyiz?" dediği generalim.

Bu konudaki detaylar kitaplarımda belgeleriyle bulunmaktadır.

Bu bilgileri övünmek için yazmadım. Tecrübelerim temelinde yaptığım önerilerimin, eleştirilerimin,  açıklamalarımın ve değerlendirmelerimin dikkate alınmasına katkısı olabilir düşüncesiyle yazdım.

ALTAY TOKAT KİMDİR?
Altay Tokat 1999'da korgeneral rütbesiyle emekli oldu. Aynı zamanda Kıbrıs Gazisi olan Tokat ve OHAL döneminde Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı ve Jandarma Asayiş Komutanı olarak görev yaptı. PKK ile mücadele etti. TSK'nın en büyük dış operasyonlarından biri olan Çekiç Harekatı'nı yönetti. Kara Kuvvetleri iç güvenlik doktrinini yazdı.

Tokat, başarılarından dolayı beş madalya ile ödüllendirildi.


YORUMLAR

  • 0 Yorum