Provokasyona devam!

Yeni Akit Gazetesi yazarı Yavuz Bahadıroğlu bugünkü yazısında CHP'li seçmenlere ağır ithamlarda bulunurken, İsmet İnönü için de skandal ifadeler kullandı.

Provokasyona devam!
18 Mayıs 2020 - 04:14 - Güncelleme: 18 Mayıs 2020 - 12:06
Yeni Akit  Gazetesi yazarı Yavuz Bahadıroğlu bugünkü yazısında, CHP'yi din düşmanlığı ile suçlayarak "partisini terk edecek kadar 'dindar' tek bir CHP seçmeni tanımıyorum" ifadelerini kullandı. Bahadıroğlu, CHP'li seçmen için "CHP seçmenini etkilemenin yolu 'projesizlik ve beceriksizlik' üzerine durmak olabilir" dedi.

Yavuz Bahadıroğlu yazısında şu ifadeleri kullandı:

"Ben siyasi yazılar yazsaydım, CHP’nin “din düşmanlığı” anlamına gelebilecek geçmiş uygulamalarını ve şimdiki yöneticilerin beyanlarını eleştirmezdim.

Zira, bu yüzden partisini terk edecek kadar “dindar” tek bir CHP seçmeni tanımıyorum. CHP seçmenini etkilemenin yolu “projesizlik ve beceriksizlik” üzerine durmak olabilir ki, CHP’li belediyeler, özellikle de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı buna çok iyi bir malzemedir."

İSMET İNÖNÜ'YE İFTİRA
Geçmişte CHP iktidarlarının olduğu dönemlerin “kıtlık, yokluk ve kuyruk” zamanları olduğunu iddia eden Bahadıroğlu, yazısında I.Dünya Savaşı'ndan çıkan ülkelerin toparlanıp, üretmeye başladığını, kendilerini yenenlere meydan okuduklarını iddia ederek İsmet İnönü'nün Ezan ve Kuran'la uğraşmasından dolayı Türkiye'nin kalkınamadığını ileri sürdü.

Bahadıroğlu'nun ifadeleri şu şekilde:

Dediği dedik, çaldığı düdük, lâkin ülke bir türlü ayaklarının üstünde duramıyor! Oysa Birinci Dünya Savaşı’nın diğer perişanları toparlanmış, tekrar sanayileşmiş, üretmeye, hatta kendilerini yenenlere meydan okumaya başlamıştır.

Ezanla, Kur’an’la uğraşmanın da sonuna gelinmiştir artık: Bunların kalkınmaya hiçbir katkısı görülmemiştir. 

Tek parti yönetimini diktatörlükle suçlayan Bahadıroğlu, bir yandan da "Çok partili sisteme geçiş hikâyemiz, CHP’lilerin anlatmayı pek sevdikleri gibi 'Paşa’mızın sayesinde' olmadı" ifadelerini kullanarak çok partili sisteme geçişin isteyerek değil mecburiyetten olduğunu savundu.

Yardım istekleri de kâh Avrupa’dan, kâh Amerika’dan geri dönmeye başlamıştır. 

Derken, geliverdi 1945. Cumhuriyet kurulalı 22 yıl oldu. Kuru kuruya övünmeyle artık yürümüyor. Yapacak “inkılâp” da kalmadı.Ama hâlâ milletin karnı aç. Okul yok, yol yok, su yok, elektrik yok, doktor-hastane yok! Salgın hastalıklar kol geziyor. Çocuk ölümler zirvede. Para lâzım…

Avrupa-Amerika’nın şartı ise belli: Ne kadar demokrasi o kadar para!

Kısacası, diktatörlükle gelinebilecek son noktaya gelinmiş, artık deniz bitmiştir. Çare yok “Çok partili sistem”e geçilecektir. Partilere izin çıkıyor. Ardından Demokrat Parti kuruluyor. Ama yeni parti daha teşkilatlanamadan, Millî Şef, tayinle gelen milletvekillerinin, “Bizi şimdi halkın önüne mi atacaksınız?” diye yalvarmalarına aldırmadan “baskın seçim” kararı alıyor. 

Çok partili sistemin ilk seçimi tam bir yüz karasıdır!

Anlayacağınız bizim “Çok partili sistem”e geçiş hikâyemiz, CHP’lilerin anlatmayı pek sevdikleri gibi “Paşa’mızın sayesinde” olmadı…

Mecburiyetten oldu! 

ATATÜRK'Ü HEDEF ALMIŞTI
AKİT yazarı Bahadıroğlu geçtiğimiz günlerde de Mustafa Kemal Atatürk'ü konu edinen TRT-1 dizisini hedef almış, gelen tepkiler sonrasında mesajını silmek zorunda kalmıştı.

"Ya istiklal ya ölüm isimli dizi, son yıllarda yapılan Diriliş, Kuruluş, Abdülhamid gibi Osmanlıyı sevdiren dizilere karşı Kemalistlerin rövanşıdır. Atatürk'ü övme dizisidir. TRT'ye bu dizi kimler tarafından dayatıldı bilmiyorum, ama hesabı iktidardan sorulur" 

 


YORUMLAR

  • 0 Yorum