Nagehan Alçı'dan Fatih Altaylı'ya: "Beyoğlu'nun sokaklarında Suriyeli çetelere hiç rastlamadım"

Nagehan Alçı, Fatih Altaylı'nın "Beyoğlu’nun arka sokaklarında artık Suriyeli çeteler hakim" açıklamasına yanıt verdi. Alçı, "Beyoğlu’nun sokaklarında Suriyeli çetelere hiç rastlamadım. 'Arap Diyarı’ gibi resmetmiş, bu tasvir gerçeği yansıtmıyor" dedi.

Nagehan Alçı'dan Fatih Altaylı'ya: "Beyoğlu'nun sokaklarında Suriyeli çetelere hiç rastlamadım"
03 Nisan 2022 - 12:03


HaberTürk yazarı Fatih Altaylı, Cuma günkü "Taksim ve İstiklal Caddesi başka bir ülke gibi" başlıklı yazısında "Uzunca bir zamandır güvenli bir yer haline gelmiş olan Beyoğlu’nun arka sokaklarında ise artık Suriyeli çeteler hakim" ifadelerini kullanmıştı.

Altaylı'nın yazısına köşe komşusu Nagehan Alçı'dan itiraz geldi. Alçı, "Ben her gün dolaştığım Beyoğlu’nun sokaklarında Fatih Altaylı’nın bahsettiği Suriyeli çetelere hiç rastlamadım" dedi.

Alçı yazısında, "Bir de yeniden kendisinden şunu rica edeceğim: Devletin göç stratejisine ve politikasına karşı olunmasına büyük saygı duyuyorum. Eyvallah... Ama bunu yapmak ayrı, göçmenlere yönelik rencide edici dil kullanmak ayrı… Evet Suriyelilerin ve ülkemize gezmeye gelen Arap turistlerin diğer yerlerde olduğu gibi İstiklal’de de ciddi bir görünürlüğü var. Özellikle Taksim Meydan’dan Galatasaray’a kadar Ortadoğulu turistlerin zevkine göre dizayn edilmiş vitrin ve büfeleri görmemek imkansız, öte yandan Batılı birçok mekan da aynı şekilde bu dönemde Beyoğlu’nda açıldı. Hem Ortadoğu kültürü hem Batı kültürü Beyoğlu'nda birbirini besliyor." görüşünü savundu.

Alçı yazısında şunları kaydetti:
"90’ları İstiklal’de geçirmiş bir İstanbulluyum. Boğaziçi yıllarımız boyunca film festivalleri, hafta sonları, tatiller…

Her fırsatta sosyalleşmek için hep İstiklal’deydik. Roxy’nin altın yıllarını da, Kemancı’nın popüler zamanını da, Teoman’ın Papatya dönemindeki sahnesini de dün gibi hatırlıyorum. Hatta Meis’te Cem Karaca’yı dinlemeye gittiğimiz günler gözümün önünde…

O yıllar İstiklal ve Sıraselviler hakikaten çok renkli, çok eğlenceliydi. Ancak Beyoğlu asla bugünkü kadar dünyalı ve kozmopolit değildi. Dünya 90'ların Beyoğlu'sunu bugünkünün yüzde biri kadar bilirdi. Bunu Beyoğlu’na özellikle 90’ların İstiklal’ine aşık biri olarak söylüyorum. Duygularımız bizi gerçeklerden uzaklaştırmamalı… Bırakın bugünü, 90’lardaki Beyoğlu dünyanın diğer metropollerindeki şehir merkezleri ile kıyaslanamayacak kadar monolitik ve sadece tek dilin hakim olduğu bir semtti. Yalnızca Beyoğlu değil, İstanbul da öyleydi. 90'ların Beyoğlu'sunda dünya mutfağı diye bir şey yok denecek kadar azdı. Rus lokantaları Ayaspaşa ve Rejans’ı saymazsak Türklerin açtığı birkaç İtalyan bir de Gümüşsuyu'nun başlangıcındaki Çin lokantası vardı. Zaten farklı yemekler pek de tanınmaz ve istenmezdi.

Ben her gün dolaştığım Beyoğlu’nun sokaklarında Altaylı’nın bahsettiği Suriyeli çetelere hiç rastlamadım ama Suriyelilerin açtığı nefis falafel, humus, tabule yapan restoran ve büfeleri biliyorum. Onların yanı sıra artık gerçek Hint restoranları var, Pakistan restoranları, Vietnam restoranları da var Beyoğlu’nda. Hem de son derece mütevazi ve iyi restoranlar bunlar.

Sevgili Altaylı herhalde Beyoğlu turu diye sadece Talimhane ile yetindi, Taksim Meydana kadar gelip geri döndü. Bir gün vakit ayırırsa kendisine güzel bir İstiklal turu attırıp, önce Cuistot’ta Belçika usulü midye üzerine de Asmalımescit’teki meşhur Meksika tatlıcısında Churro ısmarlamak isterim."

FATİH ALTAYLI NE YAZMIŞTI?
Fatih Altaylı, 1 Nisan'da yayımlanan "Taksim ve İstiklal Caddesi başka bir ülke gibi" başlıklı yazısında şu ifadeleri kullanmıştı:

"Dün “Göçmenler kalıcı hale geldiği için Türkiye’yi nasıl bir geleceğin beklediğini görmek istiyorsanız Taksim’den Tünel’e doğru yürüyün” dedim.

Okurlardan şöyle bir tepki geldi, “İstanbul’da yaşamayanlar ne yapsın.”

Aslında Hatay, Antep, Kilis, Urfa gibi illerimizde de gözlem yapmak mümkün ama bu kentlerdeki oranlar çok daha yüksek olduğu için abartılı bir gözlem olmasını istemem.

Keza İstanbul’da da Fatih’in artık “Küçük Suriye” olduğunu TRT bile söylediği için ya da Beylikdüzü gibi bölgelerde sıkı bir gettolaşma yaşandığı için orası da sui misal olarak görünebilir.

Bu nedenle Taksim ve İstiklal Caddesi dedim.

Ama madem siz gelemiyorsunuz, ben size anlatayım biraz.

Aslında Talimhane’den başlamak lazım belki de…

Birkaç yıl öncesine kadar, her ulustan turistin bulunduğu, Talimhane’de artık sadece Araplar var.

Ve onlara hizmet eden Suriyeliler.

Turist taşıyan Vito’ların sürücüleri de Suriyeli, bu minibüslerin sahiplerinin büyük bölümü de.

Bölgedeki İtalyan lokantaları, Meksika lokantaları, dünya mutfağından farklı lezzetlerin bulunduğu bölgede, artık sadece kebapçılar ve nargile kafeler mevcut.

Buralarda çalışanların da büyük bölümü Suriyeli kökenli. Türkçe hala geçerli bir lisan ama pek kullanan yok."


YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Selim
    1 ay önce
    Bir insan kendi ülkesine ancak bu kadar düşman olabilir. Bu kadın için 'dünyalı, kozmopolit' olmanın şartı ülkenin gerçek sahiplerinin kendi şehirlerinin bir semtinden el etek çekmeleri anlamı taşıyor.Renk dediğin serpiştirme şeklinde olur, işgal şeklinde değil. Devran dönünce bu kadın yaptığı bilinçli yıkım propagandalarından dolayı yargılanmalı.