Meral Akşener: "Pandemi hastanelerinin hepsini Ali Erbaş'a bağlasınlar"

Heybeliada Sanatoryumu'nun Diyanet'e verilmesine tepki gösteren Meral Akşener, "Pandemi hastanelerinin hepsini Ali Erbaş'a bağlasınlar" diyerek tepki gösterdi.

Meral Akşener: "Pandemi hastanelerinin hepsini Ali Erbaş'a bağlasınlar"
07 Eylül 2020 - 12:47

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, FOX TV'de İsmail Küçükkaya'nın sorularını yanıtladı. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akşener'in Diyanet İşleri'ne bağışlanan Heybeliada Sanatoryumuyla ilgili tepkisi programa damga vurdu. 

İşte Akşener'in açıklamalarından öne çıkanlar:

ERDOĞAN’A ÖNERİM; PANDEMİ HASTANELERİNİN HEPSİNİ ALİ ERBAŞ'A BAĞLASINLAR
Ak Parti’nin yöneticilerinin hiçbir zaman geri adım atmadıkları tek bir konu vardır Atatürk ve cumhuriyet değerleri onlarla mücadeleden geri adım atmadılar. Diyanet Atatürk’ün kurduğu bir kurum onun başında Ali Erbaş isimli birisi var. Atatürk’ün kurduğu kurumun başındaki şahıs hepimizin eleştirdiği bir isim. Atatürk’ün kurduğu Heybeli Ada.  Ben Erdoğan’a öneriyeyim ne kadar pandemi hastanesi varsa Ali Erbaş’a bağlasınlar, belli ki çok yetenekli bir isim. Hepsini devretsinler işler düzelsin.

BİZ AB’DEN ÇIKMAK MI İSTİYORUZ?
2011 yılında idam sayın bahçelinin başbakan yardımcısı olduğu dönemde idam kaldırıldı. Şimdi 3 Ağustos 2001 de kaldırıldı. 3 Ağustos 2002’de savaş ve çok ağır suçlar dahilinde kaldırıldı. 14 Temmuz 2004 tarihli kanunla ölüm cezalarıyla ilgili maddeler kaldırıldı. Birinde Başbakan Yardımcısı Bahçeli, diğerinde başbakan Erdoğan, ikisi de bunu AB uyum yasaları için yaptılar. Burada dam cezası meselesinden ziyade Bahçeli ve Erdoğan şunu konuşmalı, biz AB yolculuğundan vaz mı geçtik. Biz bunu AB’ye girebilmek için çıkardıysak tekrar geri döndürmek istiyorlarsa sebebini söylemek zorundalar. Biz AB’den çıkmak mı istiyoruz?  

BÜTÜN UYARILARA RAĞMEN TÜRKİYE DEĞERLİ YALNIZLIĞIYLA BAŞBAŞA
Yunanistan ve Fransa’nın tutumu elbette kınanması gerekir hem Türkiye’nin hem Türk milletinin çıkarları açısından orada bir sorunumuz yok ama biz buraya nasıl geldik. İktidar buradan ders almalı. Dış politikada bir monşerler meselesi oldu, dışişleri Ak Parti’nin seçtirilmemiş siyasetçilerin makam yeri oldu. Monşerler ortadan kalksın diye bir savaş başlatıldı. Halbuki, dış ilişkileri 200 yıllık hafızanın biriktiği bir yerdir. Kişisel ilişkiler önemlidir ama devletlerarası ilişki kalıcıdır. Erdoğan Türkiye eşittir kendisi kabul ettiği için bütün bu ilişkilerde işin cıvığı çıktı. Bu kabul edilebilir, olabilir dışişleri için bugüne kadar varolmuş bir durum değil. Böyle bir dış politika olmaz. Dış politika Türkiye’nin çıkarları üzerinden, soğuk kanlı, diplomasiyi öne koyan bir mantık içerisinde olur.

Dış politikada ikinci önemli konu güçlü bir ordunuzun olması lazım. Siz Ergenekonlardan balyozlardan başlayıp en son 15 Temmuz’a getiren bir sistem içerisinde ordumuz problem yaşamış. En önemlisi üreten ve güçlü bir ekonomi olması lazım. Kalkınma yolunda ilerleyen güçlü bir ekonomiye sahip bir ülke olmalısınız. Bu üçü var mı? Yok. Sayın Erdoğan’ın ağzından değerli yalnızlık diye bir söz çıktı o gün bugündür değerli yalnızlık iki devlet arasında sürüyor. Bütün uyarılara rağmen Türkiye değerli yalnızlığıyla başbaşa. Doğu Akdeniz’deki haklarımızı korumalıyız bunu ağırlıklı olarak elbette diplomasi ile yapmalıyız. O masaya biz oturmalıyız. Biz Libya ile imzalanan Mavi Vatan anlaşmasını destekledik. Ama Libya anlaşmayı parlamentodan geçiremedi. Türkiye değerli yalnızlığıyla baş başa. Türkiye, sayın Erdoğan’ın kişisel ego ve kavgalarıyla yapayalnız hale geldi. Yunanistan ile savaş ilan edilebilir ama bunun getirisi, götürüsü hesaplanmalı. Yunanistan’la savaş ilan edilebilir ama bunun getirisinin götürüsünün hesaplanması gerekir. Dış politikanın daha kurumsal daha devlet arasında yapılması gerektiğini anlayıp Yunanistan ile şu gerilimin nasıl yöne evrileceği konusunda NATO ile konuşulması gerekir.

AKP'Lİ SEÇMEN 'SİZE HAKSIZLIK ETTİK' DİYORLAR
Biz partimizi zaten değerler üzerinden kutuplaştıran anlayışı ortadan kaldırmak için kurduk. İnsan merkezli, insan odaklı bir bakış açımız var. Bir yere gidince diyorum ki ben propaganda yapmaya değil sizi dinlemeye geldim. Şunu fark ediyorsunuz ki herkes aynı acıların içinde. Bu makulde buluşmak sadece eleştirmek değil, çözüm önerilerini sunmak için çıkılan bu yolculuğun meyvelerini alıyoruz. Bir sert tepkiyle karşılaşmıyorum. AKP'li seçmenler kulağıma eğilip size haksızlık ettik hakkını helal et diyorlar, hala Ak Partili. İnsanlar birbirini sevmek zorunda değil, birbirleriyle derin dostluklar kurmak zorunda değil ama saygı göstermek zorunda. Ben size saygı göstereceğimi siz bana saygı göstereceksiniz. Bunu yaptığınız zaman derin sorunlar ortadan kalkar. 

SİZ MİTİNG YAPARSANIZ VEKİLİNİZ 1500 KİŞİLİK DÜĞÜN YAPAR
Erdoğan Giresun’da miting yaptı adını keyif çayı koyduğu çay attı milletin başına. Erdoğan Giresun’a itmeliydi vatandaşın derdini dinlemeliydi ama siz orada miting yaparsanız sizin vekiliniz 1500 kişilik bir düğün yapar. Bunlardan sonra vatandaşı suçlayamazsınız.  

Bütün sorunların çözümü için hukukun üstünlüğü, adaletin tam sağlanması, demokrasinin tam uygulanması, bu ucube sistemden vazgeçildiği, iyileştirilmiş güçlendirilmiş parlamenter sistemin gelmesi gerekiyor.  Türkiye, hem parasal hem de insan gücü olarak kendine yetebilecek bir ülke. Sadece yolsuzluğu, akraba kayırmacılığının ortadan kalkması lazım. Onun için partili cumhurbaşkanlığı sisteminden kurtulmamız lazım. Meclisin bir kıymeti kalmadı.


 


YORUMLAR

  • 0 Yorum