Meral Akşener'den Cumhurbaşkanı adaylığına yeşil ışık: Elbette olmak isterim

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Akşener, "Elbette aday olmayı çok isterim herkes gibi. Ama daha çok zaman var'' dedi.

Meral Akşener'den Cumhurbaşkanı adaylığına yeşil ışık: Elbette olmak isterim
29 Ağustos 2020 - 10:03

Halk TV’de yayımlanan "Sözüm Var" programında Şirin Payzın'ın soruları yanıtlayan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "Esnafı gezmeniz Cumhurbaşkanlığı adaylığı için bir nabız yoklama mı?" sorusuna yanıt verdi. 

Akşener, "Türkiye'nin nefes almasına ihtiyacı var. Bunlar samimi gezilerim. Elbette aday olmayı çok isterim herkes gibi. Ama daha çok zaman var. Millet İttifakı'nın karşılıklı konuşacağı bir konu. Cumhurbaşkanı olacağım diye Türkiye'nin geleceği ile oynamayacağım" ifadelerini kullandı.

Akşener’in canlı yayında yaptığı açıklamalardan öne çıkanlar şu şekilde:

"HEM CUMHURİYET HEM DE ATATÜRK İLE PROBLEMLERİ VAR"
Ak Parti’nin iktidara geldiğinden beri bir tutumu vardır. Cumhuriyet değerlerine ve Atatürk’e karşı pek çok konuda tutumlarını değiştirdiler ama çok tutarlı oldukları bir tutumları vardır, o da milli bayramlara yönelik tutumlarıdır. Hem Cumhuriyetin değerleri ile ilgili hem de Atatürk’le ilgili bir problemleri var bu arkadaşların. Ak Parti’yi yönetenler, iş başına geçtikten sonra Atatürk’ün karşısına Abdülhamid Han, Cumhuriyet’in karşısına Osmanlı devi çıkarıldı. Daha sonra Alpaslan, Selçuklu bunlar bizim. Cumhuriyet bizim, Abdülhamid Han bizim, Atatürk bizim ve Cumhuriyet bizim. Türk tarihi birbirinden ayrılamaz. Bu ayrılıkları artırmak yerine, birbirimiz ile uyuşmayan alanlarımızı önce geçmiş sabiteleri sebebiyle daha sonra da çok konforlu bir alan olması nedeniyle, seçmenin ihtiyaçlarını ve taleplerini, vatandaşın gerçek problemlerinin üstünü örten bir şal aldı. Seçmen velinimet olmaktan çıktı, değerler üzerinden çatıştırma stratejisi oldu. Biz, çatışmadan çok, birlikteliklerimiz var.

CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞINA YEŞİL IŞIK
Ben toplumun sorunlarının perdelendiği için esnafa gittim, oralarda çitçilerle karılaşıyorsunuz, işsiz kadınlar geliyor, yüzde 70 Ak Parti’nin oy aldığı yerlerde geziyorum. Başlangıcında bir stratejim yok ama Türkiye’nin nefes almaya ihtiyacı var. Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda elbette olmak isterim, çok iyi işler yapacağıma yapacağımıza inanıyorum ama ona gelinceye kadar çok zaman var. Millet ittifakının bir parçasıyız. Cumhurbaşkanı olacağım diye Türkiye’nin geleceği ile oynamayacağım.

Ayasofya’nın ibadete açılması için sol gençlerin bir itirazı yoktu. Ayasofya’yı bilenlerin en genci benim o dönemlerde solun bir itirazı yoktu, diğer tarafta Ayasofya’nın ibadete açılması konusunda kaç tane mitinge katılmışımdır. Yeni nesil Ayasofya diye sorulsa bilmez onun için beklenen olmama nedeni bu, bir kutuplaşma aracı olması mümkün değildi.

Atatürk bugün Ak Parti’ye oy veren, MHP’ye CHP’ye oy veren, İYİ Parti’ye oy veren, Vatan Partisi’ne oy veren seçmenin de bugün artık kurucu lider olarak kabul edilip, sövülmesine vicdani olarak tepki gösteren bir toplum. Atatürk, öksürse hata ve kusur kabul edildiği, çok çirkin bir dille hakaret edildiği.. “Yunan galip gelse daha iyiydi” diyenlerin tezahürü olan az sayıda insan var. Bunlardan biri de Diyanet İşleri Başkanı. Çünkü Diyanet İşleri’ni kuran Atatürk. Ben Diyanet İşleri Başkanı değil, Ali Erbaş demek istiyorum. Diyanet İşleri’ni Atatürk kurdu. Ben, Fransa’nın kurucu liderine söven bir Fransız görmedim. Hakaret eden, iftira edeni görmedim. Eleştirilmez mi tabii ki ancak eleştiriyi de tarihçiler yapar, ben tarihçiyim ancak günü koşullarına göre de bakmak zorundasınız.  
 
"ZENGİNLER DAHA ZENGİN OLDU, FAKİRLER ÇOK FAKİR OLDU"
Bu iktidar döneminde gelirin dağılımının çok açıldı, zenginler daha zengin oldu, fakir çok fakir oldu, orta sınıfın eridi. Orta sınıf gittikçe eriyor. Yani bu ne demek. Sayın Erdoğan’ın dili ile büyüdük ancak 2002’de 6 dolar milyarderimiz varken, 30 dolar milyarderine çıkmış. Bir taraf fakirleşmiş, bir taraf zenginleşmiş. Bir ülkenin bel kemiği, sizin benim gibi insanlardır. Çünkü kirasını verir, çocuğunu okutmaya çalışır. Dolayısıyla kültürel tüketim de yapar. Benim sınıfsal bakışım şudur, hep şunu tanımladım sınıflararası geçirgenliğin en yüksek olduğu rejimdir. Bunu cumhuriyeti eğitimle sağladı, doğru dürüst sınavlarla sağladı. Bu geçirgenlik beni Lise öğretmeni yaptı. Sonra sınavlar açıldı YÖK o dönem kurulduğunda iyi bir şey yaptı sınavı getirdi. Şimdi karşınızda oturuyorum. Bugün kız çocuklarının benim yakaladığım şansı yakalamaları mümkün değil.

"DAMAT HARİKA BİR HAYAT YAŞADIĞI İÇİN DÜNYA GÜZEL"
Sayın Erdoğan ve Damadı harika bir hayat yaşadıkları için dünya güzel. Garibanın durumu felaket onların burayı anlaması mümkün değil. Saray paralel bir evren yaratır. Şu anda Türkiye’de saray rejiminin getirdiği durum ayrı bir bürokrasi var. Dünyadan uzak bir arkadaş, ekonominin E’sinden anlamayan bir arkadaş, empatiden yoksun bir arkadaş. Damat Bakanın anlattığı fıkraya ben inanamadım. İnsanların hangi acıları çektiğinin farkında olmayan bir Bakan. Ekonominin E’sinden anlamayan bir kişinin sadece Cumhurbaşkanının damadı olduğu için orada oturması hem nepotizm hem de işten anlamayan birinin oraya gelmesidir. Tayyip Beyi eleştirmek yürek ister, Sayın Kılıçdaroğlu’na, Sayın Babacan’a, Sayın Davutoğlu’na, Bana kızmak daha kolay çünkü maliyeti yok.  Vatandaşa gidip kapı kapı gezen tek kişi de benim.

"BİZ BÜYÜK BİR KORKU DUVARINI YIKTIK" 
İYİ Parti kurulmamış olsaydı İstanbul’u Ankara’yı kim kazanacaktı, İYİ Parti bir memleket meselesi diye kuruldu, önceliğimiz vatandaşın nefes alması, demokrasiyi sağlamak, adaleti sağlamak, şeffaflığı öne koymak lazım bunları sıralayabilirsiniz. Biz büyük bir korku duvarını yıktık. İYİ Parti kurulmamış olsaydı bugün yeni partiler kurulabilir miydi? İYİ Parti kurulmamış olsaydı Mecliste çoğunluğu azalan bir Ak Parti ve MHP iktidarı olur muydu?

"SEÇİMLERDE MUHALEFET ZAFERLE ÇIKACAK"
Yüzde yüz muhalefetin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde zaferle çıkacağına inanıyorum. Herkes ister öyle bir makamda yer almayı ama benim şahsi stratejim onu elde etmek için yıkarak dökerek gitmek değil. Örneğimiz sayın Erdoğan, orada kalabilmek için Partili Cumhurbaşkanlığı sistemine geçti, Türkiye’nin geldiği durum ortada. Biz Parlamenter sisteme geçişle ilgili tüm muhalefet partileri bunun etrafında toplanmış durumda. Önemli olan iyileştirilmiş güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişin yolunu açmaktır. İlle de ben bunu istiyorum diye insanların bu konudaki umutlarını yok edecek nefsi bir tutumum olmayacaktır.

"TÜRKİYE ABUK SUBUK UCUBE PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİYLE YÖNETİLEMİYOR"
Ben çok içtenlikle Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun başarılı olmasını diliyorum. Keşke bütün millet ittifakı belediye başkanlarımızın hepsi birinci sınıf başarı gösterseler.

Bir farzı mahal vardır, bir de farzı muhal vardır. Bu insanlar, travma yaşıyor. Çünkü, sayın Bahçeli ve Erdoğan, birbirlerine o kadar hakaret etti ki, şimdi de yan yana geldiler. İki siyasi parti tek partiymiş gibi buna Sayın Perinçek de eklendi böyle bir durum oldu. Tepedeki bu insanların geçmişi bir kalemde silip, siyasi eylemler üzerinden hakaretler ve iğrenç şeyler söylediler birbirlerine, böyle bir noktada bu insanlar el sıkışınca seçmenimiz diyor ki, herkes herşeyi yapar. Meral Akşener herşeyi yapmaz. Hiçbir şart, mansup uğruna Meral Akşener olarak bu sistemin içerisinde yer alamam.  Türkiye 2011’de yaptığı bu abuk sabuk ucube Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile yönetilemiyor.

"AK PARTİLİ VEKİLLER ESNAFIN YANINA GİDEMİYOR"
Demokrasiler kurallar ve kurumlar bütünüdür. Demokrasinin olmazsa olmazı güçlendirilmiş parlamenter sistemde var, yargının, yasamanın ve yürütmenin ayrılmasıdır, demokrasinin sağlanmasıdır, adaletin tesis edilmesidir. Nepotizmin olmadığı, kayırmanın olmadığı, gençlerin formatlanmadığı bir Türkiye bunu taşıyamaz. Bir kişinin aldığı bir kararla herşeyi değiştirdiğiniz bir sistemde milletvekillerinin manası yok. Ak Parti milletvekilleri illerinde esnafın yanına gidemiyorlar. Halbuki, milletvekili seçilen bir şahıs ve millet ona yetki veriyor. Parlamenter sistemde milletvekili seçilir gelir bir yasamadır onun içinden yürütme gelir.

"KAOSU ÇIKARAN O KAOSU YÖNETEMEZ BİR BAŞKASI GELİR"
Hiçbir siyasetçi kaos çıkarmaz. Kaos çıkaran kaosun parçası olan onu yönetemez. Bizim nesil bunu bilir. Yani kaos çıkarmaya yönelik hiçbir siyasetçi cesaret edemez buna Sayın Erdoğan da dahildir, ben de dahilim. Ailesinin ve Sayın Erdoğan’ın tehdit görmesine dair bir çirkinlik yaşandığında herkes orada durur, engel için durur. Kaosu çıkaran o kaosu yönetemez bir başkası gelir. Kaosu çıkarıp yönetemediği için orada karşılaşacağı ile demokratik usullerle seçilen arasındaki fark korkunçtur.

SAYIN ERDOĞAN İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDE İMZASININ SAHİBİ OLMALI
İstanbul sözleşmesi yaşatır. İstanbul sözleşmesini seküler takım da yanlış yerden tartışıyor. Kadın düşmanı o kişilerin grupların tartıştığı konular üzerinden tartışılırsa bu yanlıştır. Ak Parti’li kadınlar da bunun arkasında, bunun mücadelesini veriyor. Bu çerçevenin içerisinde eğitim eşitliği, kadınların ekonominin içinde yer almasının sağlanması, kadınların haklarının hukuklarının öne çıkarılması gibi iyimser ayrımcılıkla bunları yok etmeye çalışan bir sözleşme. Ak Parti’deki kadınlarımızın bu mücadelesine destek olmalıyız, Erdoğan’ın kızına dahi hakaret edildiği bir süreçten geçiyoruz. Sayın Erdoğan’ın da imzasının sahibi olmasına davet edilmesi gerektiğine inanıyorum. Her konuda diplomasi yapılması lazım.

"SEÇİMLERDEN SORUMLU KİŞİ DEVLET BAHÇELİ"
Erken seçimi Bahçeliye sormak lazım. Türkiye’de seçimlerden sorumlu kişi odur. Bu sistemin 2030’e kadar Türkiye’yi taşıyacağına inanmıyorum, Türkiye’nin de bu sistemi taşıyacağına inanmıyorum. 2021 Haziran gibi seçim olabilir.
 


YORUMLAR

  • 0 Yorum