Mansur Yavaş veya Ekrem İmamoğlu başkanlığa aday olup seçilemezse belediye başkanlığına geri dönebilir mi

HaberTürk yazarı Muharrem Sarıkaya, Cumhurbaşkanlığına aday olan ancak seçimi kaybeden belediye başkanlarının görevine dönüp dönemeyeceğine ilişkin bir yazı kaleme aldı. Sarıkaya, "Belediye başkanları bir ay içinde müracaat ederlerse eski görevlerine dönebilir" dedi.

Mansur Yavaş veya Ekrem İmamoğlu başkanlığa aday olup seçilemezse belediye başkanlığına geri dönebilir mi
17 Eylül 2021 - 16:18
Millet İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı merak konusu olurken, anketlerde ve halk içerisinde iki aday ön plana çıkıyor; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul  Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu.

HaberTürk yazarı Muharrem Sarıkaya, belediye başkanlarının Cumhurbaşkanı adayı olup, seçimi kaybetmeleri halinde, göreve geri dönüp dönemeyeceğini değerlendirdi. Ayrıca Sarıkaya,  partilerin genel başkanlarının cumhurbaşkanı adayı olup kaybetmeleri halinde milletvekili olamayacaklarına dikkat çekti.

Muharrem Sarıkaya, partilerin genel başkanlarının cumhurbaşkanı adayı olup kaybetmeleri halinde milletvekili olamayacaklarına dikkat çekerek "Liderler açısından yarattığı handikap böyle iken, belediye başkanları açısından sorun o denli büyük değil. O da aday gösterilmeleri halinde sadece seçim sürecinde belediye işlerinden uzak kalmaları. Bunun ötesinde belediye başkanları için bir sorun bulunmuyor. İddia edildiği gibi, belediye seçimlerine bir yıl kaldığı, belediye meclislerinde de Cumhur İttifakı’nın gücü fazla olduğu için İstanbul ve Ankara Belediye başkanlarının yerine AK Partili birinin geleceğine dönük yorumlar gerçekçi değil" dedi.

Partilerin yönetim kadrolarının kanuna bakmadan bu iddiayı dile getirdiklerini belirten Sarıkaya'nin "Seçilemeyen başkan görevine döner" başlıklı yazısı şöyle:

"GELMEKTE olan seçimin diğerlerinden farkı nedir derseniz adayların karşılaşacağı handikaplar derim…

Çünkü seçimin hangi kıstaslar altında gerçekleşeceği bir yana, aday olacaklar açısından da ciddi elverişsiz durum oluşturuyor.

Sadece partiler değil, adaylar açısından da hangi aşamada nereye savuracağı belirsiz risklerle dolu…

Hatta bu riskler liderler açısından çok daha yüksek…

Liderler açısından ele alındığında…

Eğer bir lider cumhurbaşkanı adayı olmak istiyorsa, milletvekili seçimine girmesi olası değil.

Dolayısıyla seçimi kaybetmesi durumunda, geçen seçim İYİ Parti lideri Meral Akşener’in de karşılaştığı gibi milletvekili olamayacak.

Liderin milletvekili olmaması durumunda, TBMM’de bulunma olanağı da söz konusu olamıyor.

Genel Kurul çalışmalarına katılamadığı için bütçe veya özel gündemli toplantılarda söz alması olanağı da olmuyor.

Daha ilerisi seçimi kaybetmiş bir lider olarak partisindeki etkinliğinde de ciddi sorunla karşılaşma olanağı ortada duruyor.

İYİ Parti yeni kurulduğu ve TBMM’de ilk kez grup kurma ve temsil edilme hakkına sahip olduğu için Akşener açısından sorun olmadı.

Ancak parti içi yarışın yüksek olduğu partilerde, seçimi kaybetmiş liderin parti kadrolarına hakimiyetinin ciddi sorun teşkil edeceği de ortada.

BELEDİYE BAŞKANLARININ DURUMU
Liderler açısından yarattığı handikap böyle iken, belediye başkanları açısından sorun o denli büyük değil.

O da aday gösterilmeleri halinde sadece seçim sürecinde belediye işlerinden uzak kalmaları.

Bunun ötesinde belediye başkanları için bir sorun bulunmuyor.

İddia edildiği gibi, belediye seçimlerine bir yıl kaldığı, belediye meclislerinde de Cumhur İttifakı’nın gücü fazla olduğu için İstanbul ve Ankara Belediye başkanlarının yerine AK Partili birinin geleceğine dönük yorumlar gerçekçi değil.

Dikkatimi çeken ise siyasi partilerin yönetim kadrolarının kanuna bakmadan bu iddiayı dile getiriyor olmaları…

KANUN NE DİYOR?
Oysa böyle bir durum yok…

Nedeni de Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesine ilişkin Anayasa değişikliğine uyumlu hale getirilmesi için 19 Ocak 2012 tarihinde kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu…

“Adayların görevden ayrılması ve göreve dönmesi…” başlığını taşıyan Kanun’un 11. maddesi, Cumhurbaşkanı adayı gösterilen, hakim, savcı, subay, astsubay, yüksek yargı organları mensupları, yüksek öğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının arasında, “belediye başkanları ile belediye ve il genel meclisi üyelerini” de sıralar.

Kamu gücünü kullanan bu kişiler için, “aday listesinin belirlendiği tarih itibarıyla görevlerinden ayrılmış sayılır” şartını getirir.

Ancak madde burada durmaz, devamındaki ikinci cüzde aynen şöyle der:

“Yüksek mahkeme üyeleri, hâkimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar ile subay ve astsubaylar hariç olmak üzere, Cumhurbaşkanı adayı gösterilen Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri, adaylığı veya seçimi kaybetmeleri hâlinde, Yüksek Seçim Kurulunca Cumhurbaşkanının seçildiğinin ilân edilmesini takip eden bir ay içinde müracaat etmeleri kaydıyla eski görevlerine veya kazanılmış hak aylık derecelerindeki başka bir göreve dönebilirler…”

 Hüküm açık…

Adaylığı veya seçimi kaybetmeleri halinde bir ay içinde müracaat ederlerse eski görevlerine veya aynı statüdeki bir başka göreve dönebilir.

HANGİ KOLTUK DAHA KIYMETLİ?
Kanun’da 25 Nisan 2018’de de Anayasa’nın 2017 düzenlemesi kapsamında değişiklik yapıldı, ancak bu maddesi aynen korundu.

Dolayısıyla, başkanlar aday olursa belediye meclislerinde çoğunlukları olmadığı için Cumhur İttifakı bileşenleri yerine kendilerinden birini seçer ve iki yıla yakın süre İstanbul, Ankara’yı yönetme yetkisini eline alır, belediye başkanı seçilemezse açıkta kalır iddiası doğru değil.

Ancak aday olan belediye başkanı Cumhurbaşkanı seçimini kazanırsa koltuğu boş kalır ve belediye meclisi yerine içinden birini seçer.

Yani handikabı ancak seçildikten sonra karşılarına çıkan bir durumdur.

Böyle bir sürecin yaşanması durumunda partilerin şuna karar vermesi gerekir:

“Cumhurbaşkanı mı yoksa belediye başkanı koltuğu mu daha önemli?”



 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Solmaztürk
    1 ay önce
    Boş verin kanunu. Geri dönecek kim ve hangi partiden? C partisinden ise kesinlikle döner. M partisinden ise hadi oradan. Ne görevi der ve asla döndürmeyiz.