Gazeteci Bekir Coşkun son yolculuğuna böyle uğurlandı

Duayen gazeteci, usta köşe yazarı Bekir Coşkun 75 yaşında aramızdan ayrıldı. Coşkun'un cenaze töreninde duygu dolu anlar yaşandı.

Gazeteci Bekir Coşkun son yolculuğuna böyle uğurlandı
20 Ekim 2020 - 17:21 - Güncelleme: 20 Ekim 2020 - 17:35

Gazeteci yazar Bekir Coşkun, Ankara'da Doğramacızade Ali Sami Paşa Camii'nden son yolculuğuna uğurlandı. Coşkun'un cenazesine ailesinin yanı sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP'li milletvekilleri, İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Muharrem İnce, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Sözcü gazetesi çalışanları, gazeteciler ve okurları katıldı.
  
3 yıldır kanser tedavisi gören ve geçtiğimiz pazar günü sağlık durumunun ağırlaşmasının ardından kaldırıldığı Ankara'da Bilkent Şehir Hastanesi'nde hayatını kaybeden Sözcü gazetesi Yazarı Bekir Coşkun bugün son yolculuğuna uğurlandı. Coşkun'un cenaze namazı Doğramacızade Ali Sami Paşa Camii'nde kılındı. Cenazeye Bekir Coşkun'un eşi Andree ve oğlu Tolga Coşkun, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanvekilleri Özgür Özel ve Engin Özkoç, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, CHP'li milletvekilleri, CHP'nin gazeteci kökenli milletvekilleri Tuncay Özkan, Utku Çakırözer, Gazeteci-Yazar Mustafa Balbay, İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Muharrem İnce, Sözcü gazetesi çalışanları, gazeteci meslektaşları, Gazeteciler Cemiyeti Başkanvekili Savaş Kıratlı, Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD) Başkanı Göksel Bozkurt ve okurları katıldı. Çok sayıda siyasi, gazeteci örgütleri, sivil toplum kuruluşu da cenazeye çelenk gönderdi. 

Cenaze namazında Kılıçdaroğlu, DSP’li Aksakal ve İnce yanyana saf tuttu. Coşkun’un cenaze namazını Ali Sami Paşa Camii imamı Furkan Karaca kıldırdı. Tabutun önüne Coşkun’un çalıştığı Sözcü gazetesinin ‘Güle güle Bekir abi’ manşetli bugünkü sayısı konuldu. Namazın ardından Coşkun’un eşi ve yakınları tabuta sarılarak gözyaşı döktü. Coşkun’un cenazesi, sevdiklerinin ‘Uğurlar olsun’ sözleri ve alkışları eşliğinde Şanlıurfa’ya gönderildi. 

Şanlıurfa’nın Tülmen Köyü’nde defnedilecek Coşkun’un arkasından siyasilerin ve meslektaşlarının mesajları ise şöyle:

Özgür Özel: Bazı kelimelerin tam yeri gelir; o yeri doldurulamaz cümlesi, tanımlaması…. Türkiye’deki gazetecilik için geçerlidir. O bizi siyasi olarak tabir ederdi. Biz de onu bir duayen, fikir önderi olarak tabir ederdik. Çok yakın ilişkiler içindeydik. Ve şu anda yerinin nasıl dolacağını bilemiyoruz. Şu sözü hep kulağımda ‘Ölmekten korkmam, gözüm açık gidecek diye korkarım. Aklım burada kalacak diye korkarım’ Aklı burada kalmasın. Onun aklına takılan ne varsa hepsinin giderilecek; Türkiye’nin çağdaş yolda yürümesi, Atatürk’ün ilkelerine sahip çıkanların yöneteceği bir ülke yolunda hızla ilerlemesi... Onun aklını burada bırakmayacağız.

Veli Ağbaba: “Ne paranın önünde ne baskının önünde ne de iktidarın önünde eğilmemiş. Aslında 18 yıllık AKP iktidarının özetiydi Bekir Coşkun. Onun hayatına baktığımızda AKP’nin neler yaptığını görüyoruz. Yurtsever, ülkesine, vatanına, milletine bağlı ve Atatürkçülük’ ün izinden hiç ayrılmayan biriydi. Maalesef çok önemli bir kayıp hem Türkiye hem de basın açısından.

Yıldırım Kaya: Türkiye’deki ve Dünya’daki basın emekçilerinin başı sağ olsun. Bekir Coşkun’un hayalleri ve umutları asla kararmayacak. TBMM’de ve Türkiye’de yürüteceğimiz mücadeleyle Bekir Coşkun’un hayallerini gerçekleştirmek bizim boynumuzun borcu olsun. Rahat uyusun yeni gazeteciler geliyor. Onun çizgisini devam ettirmek için hep birlikte mücadele edeceğiz. Bu ülkeyi bize emanet ederek gitti. Gözleri açık gitmesin, gözü arkada kalmasın.

Lütfü Türkkan: Doğru söyledikleri yüzünden köy köy kovulup sonunda ebedi istirahatgaha uğurladığımız bir gazeteci kendisi. İnsanlar öldükten sonra söylenenlerle anılıyor. Bekir Coşkun sosyal demokrat kimliği ile bilinen bir gazeteciydi. Bakın ardından sağcısı da solcusu da liberali de iyi şeyler söylüyor. Bu dünyadan iyi şeyler bırakıp gitmek lazım. İyi insan olmak lazım. Biz de burada öyle bir örneği görüyoruz.

Metin Yılmaz: Sevgili Bekir Coşkun abimizi ben 34 yıldır tanıyorum. Son 6 yıldır da birlikte bizim gazetede yazarlık yapmaya başladık. İlişkilerimiz hep bir abi kardeş gibiydi. Bekir bey gördüğüm, tanıdığım en dürüst, yazıları en anlamlı, yazdığı yazıyı en kısa kelimelerle anlatan bir yazardı. Hiçbir zaman kaleminden ödün vermedi. Kimseye boyun eğmedi. Hep cumhuriyetten, demokrasiden, Atatürk’ten yaza olmuştur. Sözlerimiz, muhabbetlerimiz de hep böyleydi. Türkiye aydınlık bir yazarını kaybetti inşallah gelecek gazeteciler onun eski yazılarını alıp okurlarsa neler istediğini görürler. Türkiye’nin başı sağ olsun.



Saygı Öztürk: Bekir Coşkun gazeteci abimiz. Rüzgarlı sokaktan beri kendisini tanırım. O Günaydın’da ben Hürriyet’te çalışırdım. Zaman zaman kendisinden bana beni çok onurlandıracak teklifler de gelmişti. Günaydın gazetesine alabilmek için çok yoğun tekliflerde bulunmasına rağmen ben de o dönem Hürriyet’ten ayrılamamıştım. Daha sonra kendisi Hürriyet’e geldi. Odalarımız yan yanaydı. Orada birlikte çalıştık. Sonra yine ayrılıklar yaşandı ama biz Sözcü gazetesinde buluştuk. Bekir abi Sözcü’de son derece mutluydu. Rahatsızlığı nedeniyle eli klavyeye gitmezdi. Kendisinde bunun için güç bulamıyordu. Yazmasını istediğimizde hep ‘İçimden gelmiyor yazmak. Tuşlara dokunacak halim yok’ derdi. Bu ifadeleri hepimizin içini acıtırdı. Hatta bir ara gazeteden ayrılmak istedi fakat gazetemizin sahibi Burak Akbay ve Genel Yayın Yönetmenimiz Metin Yılmaz Bekir abinin bu gazetede her zaman yeri olduğunu söyledi. Ve gazeteden asla gitmesine izin vermediler.

Emin Çölaşan: Şu gelen kalabalığı, onu sevenleri, saygı duyanları gördük. Ama ne yazık ki medyamızın çok büyük bir bölümde Bekir’e yer verilmedi. Kin ve nefretleri bu olayda da belli oluyor. Bekir adeta yoktu, ölmemişti. Çok çirkin bir olay gazetecilik açısından. Oysa Türkiye’nin bence bir numaralı gazetecilerinden biriydi Bekir. Özellikle insanlığıyla. Siyasi bırak bir kenara insanlığıyla dört dörtlük bir adamdı. Çok sıkıntılar çekti bu hastalığı nedeniyle. Çok zor günler geçirdi. Elimizden hiçbir şey gelmedi. Binlerce anım var onlarla. Aklıma ilk gelen bu hastalık olayı oluyor tabii ki. Yaşadığı sıkıntılara bire bir tanıdık olduk. En son telefonda konuşamıyordu. ‘Felç geçirdim’ dedi, ‘Ellerim de ayaklarım da’ tutmuyor dedi. Bunu konuşamadan söylüyordu. İki yılı aşkın bu sıkıntılarla uğraşıyorduk. Kaçınılmaz son geldi.



Erdoğan Toprak: Türkiye büyük bir aydınını kaybetti. Türkiyemizi aydınlatan büyük bir meşaleydi. Bekir Coşkun yeri doldurulamayacak biri dersek yanlış olmaz. Bu kelime Bekir Coşkun’a uyan bir kelime. Bugüne kadar toplumu aydınlatması ve bundan sonra yine onun ışığı bize yol gösterecek.

Mehmet Göker: Köşesinin ismini de koyduğu 10’uncu köyde yazıyordu. Eğilmedi, bükülmedi. Doğruları aktarmaya, okuyucularıyla buluşturmaya devam etti. Mücadelesi kaldığı yerden bizler tarafından ve onu takip eden, önder görenler tarafından devam edecek.
 


YORUMLAR

  • 0 Yorum