Emekli Korgeneral Altay Tokat yazdı: "Atatürkçü genç kadrolar iktidara gelmeli, aksi takdirde..."

Emekli Korgeneral Altay Tokat, TSK'nın Suriye ve Irak'a sınır ötesi operasyon yetkisini uzatan tezkereyi değerlendirdi. Tokat, Türkiye'nin dış politikasını da değinerek "Mevcut güvenlik ve ekonomik sorunlarımızın çözülebilmesi için Atatürkçü genç kadroların iktidarı eline almasının gerekliliğine inanıyorum" dedi.

Emekli Korgeneral Altay Tokat yazdı: "Atatürkçü genç kadrolar iktidara gelmeli, aksi takdirde..."
31 Ekim 2021 - 18:54
ALTAY TOKAT / ANALİZ

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye ve Irak'a sınır ötesi operasyon yapma yetkisini 30 Ekim 2021 tarihinden itibaren iki yıl uzatan tezkere ile Güvenlik Konseyi'nin 2006'daki kararı kapsamında Lübnan'a gönderilen birliğin görev süresini bir yıl daha uzatan iki tezkere TBMM'de kabul edildi.

2011 Mart ayında başlayan ve devam eden Suriye'deki iç savaştan en çok Suriye sonra Türkiye zarar görmektedir. Terör örgütü PKK-PYD ile Rusya ise büyük ölçekte kazançlar ve avantajlar sağlamışlardır.

Suriye iç savaşının uzamasında bizim yanlış politikamızın da rolü olmuştur kanaatindeyim.

Çünkü, Şam'da Emevi Camii'nde Cuma namazı kılmak gibi duygusal ve ihvancı temelde yürütülen Suriye politikası başından itibaren yanlış olduğu için en az dört milyon Suriyeli sığınmacının Türkiye’ye göç etmesi, bölgede terör örgütlerinin yoğunlaşması ve güçlenmesine neden olmuştur. Ayrıca Rusya'nın etkisinde kalarak hareket etmemiz gibi  sorunların meydana gelmesine neden olmuştur.

Gelinen noktada bu karışıklıktan ve Suriye iç savaşından daha fazla zarar görmeden sıyrılmamızın kolay olmayacağını düşünüyorum. Bu kapsamda hızlı ve cesur kararların alınabilmesine ve gecikmeksizin reaksiyon gösterilmesine imkan oluşturması için Suriye ve Lübnan tezkerelerinin uzatılmasına ihtiyaç olabilir düşüncesindeyim.

Ancak Suriye tezkeresinin iki yıl uzatılmasına katılmıyorum ve süreyi çok uzun buluyorum. Üç ya da altı ay uzatılmasının daha faydalı ve doğru olacağı kanaatindeyim. Böylece yeni gelişmeler, değişiklikler ve koşullar TBMM tarafından detaylı olarak her üç ayda müzakere edilmiş, kamuoyu bilgilendirilmiş ve daha doğru kararlar alınabilir görüşündeyim.

Atatürk'e, Başkomutanlık yetkisi veren tezkerenin 4 Ağustos 1921'de TBMM tarafından üç ay süreyle kabul edildiğini, yine vatandaşlarımızın "Çekiç Güç" dediği tezkere süresinin altı ay olduğunu hatırlatmak isterim.

Günümüzde telekomünikasyon imkanları tezkere süresinin kısa tutulmasını dikte etmektedir diye düşünüyorum. Ayrıca, tek adama verilecek savaşla ilgili yetkilerin risk ve hata olasılığını artırabileceğini söyleyebiliriz.

Suriye cephesinde tehlike, tehdit ve terörist faaliyetleri halen aleyhimize tırmanmaya devam etmektedir. Bununla birlikte, Ankara'nın Esad karşıtlığına endeksli politikasında ısrar etmesine bağlı olarak Esad yönetimi ile aramızdaki kriz derinleşmiştir ve tekrar ilişki kurmamız zorlaşmıştır.

Buna rağmen Ankara’nın Şam ile ilişki kurmasını gerekliliğini doğru bir politika olarak değerlendiriyorum . Ancak, Suriye'ninde Mısır benzeri ön koşullar önereceğini bekliyorum.
Buna hazırlıklı olmalıyız. Çünkü Suriye, Rusya'nın güdümünde ve hegemonyası altında politika izlemek konumunda bulunmaktadır.

Bu bağlamda Rusya ile ilişkilerimiz önem arz etmektedir. 

Rusya'dan S-400'leri satın alarak NATO ve ABD İle ilişkilerimizle konusunda stratejik ve tarihi bir hata yaptık ama Putin ile yakınlaştık. 

ABD ile 1 Mart 2003 tezkeresinin reddi ile başlayan, meşhur çuval ve kelepçe olaylarıyla artan, PKK-PYD  işbirliğine uzanan, S-400 ile sertleşen ilişki sürecine girdik. Kısaca Suriye ve Irak tezkeresi çok hayati önem taşımaktadır. Dış ve iç politikamızı doğrudan etkilemektedir.

Bu bakımdan da Suriye tezkeresinin süresi en fazla altı ayı geçmemelidir ve TBMM'nin özellikle dış politikada etkili ve aktif olması gerekir kanaatindeyim. Rusya ile milli menfaatlerimiz jeopolitik koşullar ve tarihsel olaylar temelinde doğal olarak çatışmaktadır ve çok dikkatli olmamızı gerektirmektedir. 

Uluslararası faaliyetlerde devletlerin saygınlığı, caydırıcılığı ve geçerliliği milli gücü oluşturan siyasal, askeri, ekonomik ve sosyo-kültürel güç unsurlarının pozisyon ve dirençleri ile doğru orantılıdır. Bu konuda pek iyimser bir tablo görünmüyor. 

Günümüzde Türkiye'nin jeopolitik ve stratejik avantajları, NATO ve ABD’deki önemi azalmaya devam etmektedir. Çünkü; Ege'de Yunanistan'ın 20 civarında adamızı işgal ederek Ege'yi bir Yunan gölüne çevirme gayretleri, ABD ve Fransa ile Savunma İşbirliği Antlaşmalarını genişletmesi ve uzatması, ABD'nin Doğu Trakya'da üs kurarak Trakya'dan yapacağımız olası bir kara harekatına karşı Yunanistan'ı koruma altına alması, Doğu Akdeniz'de aleyhimize yapılan antlaşmalar bizi dış politikada yalnızlığa sürüklemektedir.

İsrail, Yunanistan ve Ermenistan diasporalarının aleyhimize gayretleri ve PKK-PYD’ye destekleri bize zarar vermektedir.

NATO, ABD ve AB devletlerine yönelik iki tehdit ve tehlike bulunmaktadır. Birincisi Rusya, ikincisi radikal dinci terör, uyuşturucu ve sığınmacılardır. Bu yönüyle Ukrayna, Avrupa’nın güvenliğini Rus tehlikesine karşı ileriden tampon bölge olarak sağladığı için Ukrayna'nın jeopolitik değeri yükselirken Türkiye jeopolitiğinin önemi azalmaktadır. Bu da aleyhimize olmaktadır.

Özetle sunulan Türkiye'nin durumu ileride daha ağır koşuları yaşayacağımızı göstermektedir.  

Mevcut güvenlik ve ekonomik sorunlarımızın gelinen noktada çözülebilmesi amacıyla, yeni enerjik cesur, entelektüel ve Atatürkçü genç kadroların iktidarı eline almasının gerekliliğine inanıyorum. Çünkü mevcut yöneticeler yoruldu ve başarılı olamadı. İhvancı politikalarla zor günlere geldik. Erken genel seçim yapılarak ulusal egemenlik milletindir ilkesine uyulmalı.

Ülkeyi bu günlere getiren siyasi, bürokrat ve askerlerden hesap sorulmalıdır. Seçim sonunda oluşacak yeni iktidarın uluslararası arenada ilgi ve güven umudu  oluşturacağını iç ve dış sorunlarımızın çözüm yolunun açılacağını mütalaa ediyorum. 

Aksi takdirde felaketler sıra bekliyor.

ALTAY TOKAT KİMDİR?
Altay Tokat 1999'da korgeneral rütbesiyle emekli oldu. Aynı zamanda Kıbrıs Gazisi olan Tokat ve OHAL döneminde Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı ve Jandarma Asayiş Komutanı olarak görev yaptı. PKK ile mücadele etti. TSK'nın en büyük dış operasyonlarından biri olan Çekiç Harekatı'nı yönetti. Kara Kuvvetleri iç güvenlik doktrinini yazdı.

Tokat, başarılarından dolayı beş madalya ile ödüllendirildi.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Mert
    1 ay önce
    Ebu Cehil, bu ismi almadan önce Ebu’l Hakem olarak tanınmakta ve Mekke’nin ileri gelenleri arasında yer almaktaydı. Hakem olarak anılmasının sebebi; tarafsız ve dürüst bir kişiliğe sahip olmasındandı. Sonralarında İslma’a karşı düşmanca hareketleri sebebiyle Ebu Cehil olarak isimlendirildi. Ticari bağları bulunan ve büyük bir serveti olan Ebu Cehil’in hayatı İslamiyet düşmanlığı ile geçti. Bu bağlamda, kendisi Müslüman olanları dinlerinden çevirmek için çeşitli işler yaptı. İtibarlı kimseleri bunu kaybetmekle, ticaretle uğraşanları ise iflas ettirmekle tehdit etti. Güçsüz ve kimsesiz olan insanları da İslam yolundan eziyet ederek çevirmeye çalıştı. Bedir Savaşı’nda müşriklerin tüm giderlerini karşılayan Ebu Cehil yine bu savaşta öldürülmüştür. Bu bağlamda, Ebu Cehil’in Ensarlar arasındaki Afra’nın iki oğlu (Muaz ve Muavviz) tarafından öldürüldüğü rivayet edilmektedir. Ebu Cehil, öldürüldükten sonra diğer müşriklerle birlikte kör kuyulardan birinin içine atılmıştır. Ebu Cehil’in ölümünün ardından oğlu İkrime’nin ise Müslümanlığı kabul ettiği görülmektedir. Hz. Muhammed, Ebu Cehil’in tüm bu hareketleri karşısında kendisine “Müslümanların Firavunu” yakıştırması yapmıştır. Tayyip Erdoğan da imam hatipli diye tanında Erbakan’ın koltuk altında siyasete atıldı. Sonunda iktidara geldi 20 yıl iktidarda kaldı, buda onun kibir küpüne bürünmesine neden oldu. Sonuçta bu Halkı ezmeye başladı. Demem oki, 21’nci yüz yılın Firavun’u olarak tarihe geçti.