Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversitelerdeki eğitim süresine ilişkin kapsamlı bir yenilik hazırlığı yürütüyor. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar tarafından yapılan açıklamaya göre, Türkiye’deki lisans eğitimi programlarının süresinin dört yıldan üç yıla indirilmesi amacıyla yeni bir akademik model üzerinde çalışılıyor.
Üniversitelerle istişare halinde yürütülen çalışma, mevcut ders ve kredi hacmini eksiltmeden mezuniyet sürecini daha kısa bir zaman dilimine sığdırmayı amaçlıyor.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın paylaştığı bilgilere göre, planlanan sistemde öğrencilerin akademik kazanımlarında herhangi bir kayıp yaşanmayacak. Mevcut sistemde dört yıla yayılan toplam 8 sömestirlik eğitim yükü, takvimin yeniden yapılandırılmasıyla birlikte üç yıl içerisine yayılacak.
Böylece eğitim süresi bir yıl kısalırken, öğrencilerin mezuniyet için tamamlamak zorunda olduğu toplam kredi ve ders yükü korunmuş olacak. Üniversitelerle görüşmelerin sürdüğünü belirten Özvar, yükseköğretimde verimliliği artıracak bir denge oluşturulmasını hedeflediklerini kaydetti.
Modelin teknik ayrıntılarına göre, klasik iki dönemlik akademik yıl yapısında köklü bir değişikliğe gidilmesi öngörülüyor. Yeni taslakta bir akademik yılın güz, bahar ve yaz olmak üzere üç ayrı sömestrden oluşması planlanıyor.
Yaz döneminin doğrudan zorunlu eğitim takvimine entegre edilmesiyle birlikte, öğrencilerin daha erken aşamada mezun olabilmelerinin önü açılacak. Bu doğrultuda halihazırda 14 hafta olarak uygulanan dönem sürelerinin, 11 ila 12 haftalık daha yoğunlaştırılmış bloklar şeklinde düzenlenmesi üzerinde duruluyor. Taslağa göre eğitim yılının eylül ayında başlayıp temmuz ayında sona ermesi hedefleniyor.
Ne Zaman Yürürlüğe Girecek?
Planlanan düzenlemenin hayata geçirilme takvimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan YÖK Başkanı Özvar, takvim netleşmesi konusunda acele edilmeyeceğinin altını çizdi. Özvar, 3 yıllık lisans eğitimi modelinin 2026-2027 eğitim öğretim yılına yetişmemesi durumunda, takip eden eğitim döneminde uygulanabileceğini kaydetti.
Özvar, Mart 2026’da konuya ilişkin yaptığı önceki değerlendirmesinde de sürecin sadece takvim değişikliğinden ibaret olmadığını hatırlatmıştı. YÖK Başkanı, bu adımın müfredatların sadeleştirilmesi, program kredilerinin yeniden ele alınması ve yasal mevzuat değişikliklerini barındıran çok boyutlu bir hazırlık süreci gerektirdiğini vurgulamıştı.
