E. Korgeneral Altay Tokat yazdı: "Türkiye'ye Şanghay yolu mu gözüküyor?"

Emekli Korgeneral Altay Tokat, Türkiye'nin dış politikadaki adımlarını, Avrupa Birliği, NATO ve ABD ilişkilerini AYKIRI'ya değerlendirdi. Tokat, Rusya'nın Türkiye'yi Şanghay İşbirliği Örgütü'ne katılması için uğraştığını ifade etti. İşte Altay Tokat'ın yazısı...

E. Korgeneral Altay Tokat yazdı: "Türkiye'ye Şanghay yolu mu gözüküyor?"
16 Ekim 2021 - 17:56 - Güncelleme: 16 Ekim 2021 - 18:21
ALTAY TOKAT / ANALİZ

Türkiye, iç cephede ve dış politikada sorunlarını malesef çözemiyor ve sorunlar daha da ağırlaşıyor. Bu gidişata kesinlikle dur denilmeli, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurtuluş ve kuruluş felsefesine, ilke ve inkılaplarına gecikmeksizin dönülmelidir kanaatindeyim.

Dış politikada ihvancı yani 'Müslüman Kardeşler' ütopyası terk edilmeli ve "YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ" anlayışına geçilmelidir. Aksi takdirde dünyada üçüncü devlet  pozisyonundan kurtulamayız düşüncesindeyim.

NATO, Avrupa Birliği ve özellikle ABD ilişkilerimiz çok gergin ve kötü seyretmektedir. 

ABD ile müttefik olmamıza rağmen ilişkilerimiz; ABD'nin 2003'de Irak'ı işgalinden önce meşhur 'Mart Tezkeresi'nin TBMM tarafından reddedilmesi üzerine gerginleşmeye başlamış, çuval ve kelepçe olayları ile tırmandırılmış, Rusya'dan S400 Hava Savunma Füzelerinin alınması sorunu NATO'ya taşımıştır.

Böylece riskli, tehlikeli ve olumsuzluklar dönemine girilmiştir. Yaşadığımız sorunlar yumağına, Irak Savaşı'ndan sonra, o zamanki ABD Başkanı Bush, "Savaşta verdiğimiz can kayıplarımızın sorumlusu Türkiye'dir. Hesabı mutlaka sorulacaktır."  açıklamasını yapmak suretiyle bize mesaj vermiş, tehlikeyi işaret etmiş ve uyarıda bulunmuştur.

Biz ne yaptık? Hamaset.

Bu nedenle; strateji, jeopolitik ve tarih biliminin siyasetçiler ve üst düzey bürokratlar tarafından yeterli düzeyde bilinmesi devlet yönetiminde başarılı olabilmek için gereklidir, kaçınılmazdır. 

1990'lı yıllara kadar iki kutuplu dünya düzeni, NATO'nun devam etmesine karşın Sovyetler ve Varşova Paktı'nın çökmesi sonucu ABD'nin tek küresel güç olmasına olanak sağlamıştır. Bu pozisyon halen devam etmektedir. Günümüzde Çin potansiyel küresel güç, Rusya ise kıtasal güç konumunda bulunmaktadırlar.

Çin ve Rusya; ABD'ye karşı sınırlarının güvence altına alınması amacıyla 1995'de Şanghay İşbirliği Örgütü'nü kurmuşlardır. Ancak, üye devletlerin hiçbiri demokrasi ile yönetilmemektedirler. Ayrıca NATO ve AB üyeleri kadar zengin değillerdir. Bu hassasiyet stratejik önem taşımaktadır.

Gerçi bizde de demokrasi ağır aksak işlemektedir. Çünkü, demokrasinin temeli laiklik ilkesi yerini, şeriata terk etmiş diyebiliriz. İlave olarak tarikatların vesayeti ve feodal düzenin devam ediyor olması demokrasinin eksik ve sözde kalmasına yol açıyor. Bunlara rağmen,demokratik rejime yeniden geçiş olasılığımızı zorda olsa mümkün görüyorum.

Eğer demokrasiden vazgeçerek, şeriat rejimini tercih edersek ve ihvancı politikalarımızı sürdürürsek NATO ve AB'den büyük olasılıkla dışlanabiliriz. Buna bağlı olarak Şanghay İş Birliğin Örgütü'ne katılmak zorunda kalabiliriz.

Rusya'nın bu tehlikeli politikayı bize dikte etmeye çalıştığını Rusya ile yakınlaşamızdan müşahede ediyorum. Ancak çok yanlış buluyorum.

Bu kapsamda, Suriye politikamızı değiştirerek İdlip bölgesindeki kuvvetlerimizi çekmeliyiz ve Esad yönetimi ile diyalog kurmalıyız. 

Yunanistan'ın hızlı bir silahlanma çabası, bizi hedef almaktadır diye düşünüyorum.
Fransa'dan 18 adet Rafael savaş uçağı alıyor olması ve ABD'den 24 adet F35  savaş uçağını satın almak için girişiminde bulunmasını tehlikeli  buluyorum.

Yüksek teknoloji ürünü bu savaş uçaklarını alıp kullanmaya başladığında bize karşı hava üstünlüğünü eline geçireceğini hesaba katmalıyız. Ege'de savaş gemilerimize yönelik, Yunanistan’nın hava harekatını beklemeliyiz. Ege'de 20 civarında adamızın Yunanistan tarafından işgal edilmesi Yunanistanı cesaretlendirmiştir. Ayrıca milli moral değerlerimize, prestijimize ve Ege’deki milli menfaatlerimize ciddi boyutta zarar vermiştir.

Yunanistan'ın hava taarruzlarına karşı S400'lerin etkin görev yapabileceğine inanamıyorum. Bir savaş veya mahtut hedefli çatışmada hava üstünlüğü stratejik önem taşır. Bu bakımdan F35 projesine dönmeyi hayati derecede önemli görmeliyiz ve girişimlerimizi yoğun şekilde devam ettirerek F35’leri almak amacıyla gerekli girişimlerimizi sürdürmeliyiz.

Çünkü F35 savaş uçaklarının versiyonları üstün teknoloji ürünü silahlardır. Bir ordunun vurucu gücünü ve caydırılığını güçlendirir.

Yunanıstan, Ermenistan, Fransa gibi Türkiye'nin gizli düşmanı olan devletler ile NATO'nun parçalanmasını isteyen Rusya ve benzeri devletler ünlü stratejist Little Heart'ın 'Dolaylı Tutum Stratejisini' uygulayarak Türkiye'nin NATO'dan ve batıdan kopmasına yönelik çeşitli, değişik tuzak politikalarına ve entrikalarına karşı uyanık olalım, oyunlarına düşmeyelim.

Biden'ın "Türkiye IŞİD'i yenilgiye uğratma çabamıza zarar veriyor" açıklamasını PKK-YPG'ye desteğini artıracağının işareti olarak görüyorum ve tehlikeli buluyorum.

Bu bağlamda, ekonomimizi bile kaosa sürükleyen ve sorunlarımızın çözümlenmesine engel oluşturan PKK-YPG bölücü terör örgütü beka sorunu niteliğine ulaşmıştır. PKK-YPG ile mücadelemizi özel savaş anlayışıyla yapmak zorundayız ve siyasal destekçilerini ve sempatizanlarına da taviz vermemeliyiz. 

Libya'dan çekilerek Mısır ile ilişkilerimizin normalleşmesinin önünü açmalıyız ve İsrail gerginliğini yumuşatmalıyız. Böylece Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'da avantaj kazanabiliriz. 

Taliban'ın radikal islam rejimi ile sınırlı ve kısıtlı diyalog kurarak yardımcı olabiliriz. Aksi takdirde Afganistanda’da teröre bulaşırız.

Öneri olarak değindiğim yukarıdaki konuları pratiğe geçirmeliyiz . NATO ve AB üyelerine günümüzün dünya gerçeklerinde tek başına yalnız kalınmayacağını ısrarla vurgulamalıyız.

"Bizi Şangay Örgütü'ne mecbur etmeyiniz" demeliyiz, laik, demokratik, hukuk devletinden vazgeçmeyeceğimizi ispatlamalıyız. Böylece çağdaş, saygın, güçlü ve zengin bir devlet olmanın kapısını açmış oluruz düşüncesindeyim. Aksi takdirde,  dünya devletler ailesinde üçüncü sınıf bir devlet olarak yolumuza devam ederiz.

ALTAY TOKAT KİMDİR?
Altay Tokat 1999'da korgeneral rütbesiyle emekli oldu. Aynı zamanda Kıbrıs Gazisi olan Tokat ve OHAL döneminde Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı ve Jandarma Asayiş Komutanı olarak görev yaptı. PKK ile mücadele etti. TSK'nın en büyük dış operasyonlarından biri olan Çekiç Harekatı'nı yönetti. Kara Kuvvetleri iç güvenlik doktrinini yazdı.

Tokat, başarılarından dolayı beş madalya ile ödüllendirildi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum