E. Korgeneral Altay Tokat yazdı: Biden'in sözde 'Ermeni soykırımı' mesajındaki asıl gerçek!

Emekli Korgeneral Altay Tokat, ABD Başkanı Joe Biden'ın 1915 olaylarını 'soykırım' olarak tanımlamasını AYKIRI'ya değerlendirdi. Tokat, Biden'ın mesajındaki asıl gerçeği yazdı. İşte Tokat'ın yazısı...

E. Korgeneral Altay Tokat yazdı: Biden'in sözde 'Ermeni soykırımı' mesajındaki asıl gerçek!
26 Nisan 2021 - 23:38
ALTAY TOKAT / ANALİZ

1. Dünya Savaşı'nda Osmanlı orduları Doğu cephesinde Ruslara karşı savaşıyordu.

O dönemde, Doğu Anadolu'da ve ordunun geri bölgesinde dağınık şekilde 1 milyon civarında Ermeni yaşıyordu.

Ermeni çeteleri, Ruslara yardım etmek amacıyla soygun ve gasp olayları, cephaneliklere sabotajlar, baskın ve pusular, yol ve köprülerin tahribi ile lojistik faaliyetlerin aksatılması gibi
hareketler yaparak cephedeki savaş gücünün aleyhine çalışıyordu.

Savaşın gereği olarak bölgede yaşayan Ermenilerin topluca güneye, güvenli yere göç ettirilmesine yani tehcire 1915 yılında karar verildi ve başlandı.

Göç sırasında hastalık, kaza ve bakımsızlık nedenleriyle 100 bin Ermeni hayatını kaybetti.

İşte Ermeniler bu zorunlu ve trajik olayı çarpıtarak sözde 'Ermeni Soykırımı' olarak tanımladılar ve ilan ettiler. 24 Nisan'a da 'Ermeni Soykırım Günü' dediler.

Ermenilerin gizli muradı bu yöntemle Tanıtım-Tazminat-Toprak kazanmaktır.

Ermeniler, Ermenistan dışında çok sayıda ülkede de yaşadıklarından dolayı güçlü Ermeni diasporaları vardır ve faaliyet gösterirler.

Ermeni diasporalarının katkı ve dezenformasyon propandaları sayesinde günümüze kadar 31 devlet sözde 'Ermeni Soykırımı'nı tanımıştır.

Bu sene, ABD Başkanı Joe Biden,1915 zorunlu göç olayını 'Ermeni Soykırımı' olarak tanımladı. Daha önceki ABD Başkanları 'Ermeni Soykırımı' demediler. Felaket diyorlardı.

Burada,Türkiye'nin güçlü ordusu, NATO'daki askeri ve diplomatik etkinliği, Türkiye'nin stratejik ve jeopolitik üstünlükleri ve Avrupa Birliği ilişkileri dominant rol oynamıştır düşüncesindeyim.

Ancak, ABD'nin Irak'ı işgalinden önce ABD ile işbirliğine yönelik tezkerenin TBMM tarafından reddi ile başlayan gerginlik, çuval ve kelepçe olaylarını içimize sindirmemiz, kumpas davaları ile ordunun yıpratılması, FETÖ'nün orduya sızması ve 15 Temmuz
kalkışması, Yunanistan'ın Ege'de 20 kadar adamızı işgali, Lozan'ı ihlal ederek Ege adalarına asker konuşlandırması, çok sayıda devletin terör örgütü olarak kabul ettiği Müslüman Kardeşler ile yakın ilişkilerimiz yani ısrarla ihvancı politikalara devam edilmesi ve ekonomimizin krize girmesi gibi olaylar yüzünden caydırıcılığımız, güvenirliğimiz, saygınlığımız ağır zarar görmüştür.

Bu bağlamda uluslararası arenada prestijimiz zayıflamıştır ve çok sayıda devletle gerginlikler başlamış ve devam etmektedir.

ABD'nin PKK-PYD'yi bize tercih ederek müşterek hareket etmesi, F-35 projesinden çıkarılmamızı da göz önüne alırsak, ABD ve Avrupa Birliği ile dost ve müttefiklik  ilişkilerimizin tamiri zor, uzun süre alacak ve tehlikeli bir sürece girdiğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz.

Dolayısıyla Biden'ın sözde 'Ermeni Soykırımı' demesi sürpriz değildir.

Ayrıca, Avrupa'nın güvenliği için Ukrayna bize nazaran daha önemli bir konuma gelmiştir. Çünkü, AB ve NATO'ya karşı en büyük tehdit ve tehlikeyi Rusya oluşturmaktadır. Ukrayna  Rusya'nın Avrupa ya yönelik askeri hareketlerinin önünü kesen ve durdurulmasında vazgeçilmez pozisyonu olan ülkedir. Bu nedenle Ukrayna'ya ABD, AB tarafından stratejik değer ve öncelik verilmeye başlandığını görüyoruz.

Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı döneminde Türkiye; NATO ve AB için vazgeçilemez konumdaydı. Günümüzde bu avantajımız azalmıştır. Ukrayna öne çıkmıştır kanaatindeyim. 

Politikalarımızda bunun dikkate alınmasında fayda görüyorum.

ABD tarihi gerçekleri reddederek gelişen uluslararası koşulları ve milli menfaatlerinin ışığında bu sene 'Ermeni Soykırımı' demiştir kanısındayım.

ABD ve AB daha önce Yunanistan ile aramızdaki sorunlara karşı tarafsız bir politika yaparken şimdi açıkça Yunanistan'ı tercih etmişlerdir.

ABD ve AB ile tırmanan ve yaşanan gerginliklerimizin mevcut ve donuk politikalarımıza devem edersek artmasını kaçınılmaz görüyorum. Tek çıkış yolu Atatürk ilke ve devrimleri ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kurtuluş ve kuruluş felsefesine sıkı sıkıya sarılmaktır.

Başka reçete veya çıkış yol ve yöntem yoktur.


ALTAY TOKAT KİMDİR?
Altay Tokat 1999'da korgeneral rütbesiyle emekli oldu. Aynı zamanda Kıbrıs Gazisi olan Tokat ve OHAL döneminde Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı ve Jandarma Asayiş Komutanı olarak görev yaptı. PKK ile mücadele etti. TSK'nın en büyük dış operasyonlarından biri olan Çekiç Harekatı'nı yönetti. Kara Kuvvetleri iç güvenlik doktrinini yazdı.

Tokat, başarılarından dolayı beş madalya ile ödüllendirildi.



 

YORUMLAR

  • 0 Yorum