E. Korgeneral Altay Tokat yazdı: ABD çuval olayından sonra düğmeye bastı!

Emekli Korgeneral Altay Tokat, 4 Temmuz 2003'deki çuval olayını AYKIRI için yazdı. Tokat, ABD'nin çuval olayı ile TSK'yı test ettiğini ve tepki gösterilmeyince düğmeye basıldığını söyledi. İşte Altay Tokat'ın yazısı...

E. Korgeneral Altay Tokat yazdı: ABD çuval olayından sonra düğmeye bastı!
02 Temmuz 2021 - 13:09

ALTAY TOKAT / ANALİZ

3 Temmuz 2021 günü çuval olayının 18'nci yılını yaşıyoruz ve acımızı tazeliyoruz.

ABD 4 Temmuz 1776 tarihinde bağımsızlığını kazandı. Her yıl 4 Temmuz'da kutlamalar yapar, resepsiyonlar ve şölenler düzenler.

Çuval olayının kutlama etkinliklerini zenginleştirdiğini ve renklendirdiğini tahmin ediyorum. Çünkü; Çuval olayının bilinçli, planlı ve hesaplı bir şekilde 4 Temmuz gününde gerçekleştirildiğini buna bağlıyorum ve daha geniş yorumu okuyuculara bırakıyorum.

ABD, Irak'ı işgal etmeden önce Türkiye'den yardım ve destek istedi.

Bu konuda hükümetler düzeyinde sözlü olarak mutabakat sağlandığını biliyoruz. Bununla beraber, Anayasa'mızın gereği olarak hükümete yetki tanıyan tezkere 1 Mart 2003 günü TBMM'de yapılan oylamada "ABD Türkiye'den çıkmaz" paranoyası bahane gösterilerek nitelikli çoğunluk sağlanamadığından reddedildi.

Bunun üzerine ABD inisiyatifini kullanarak çöl sıcaklarına kalmamak için hemen 19 Mart 2003’de Irak Savaşını başlattı ve üç hafta da Irak'ı işgal etti.

Bu savaşta, hükümetler arasında verilen sözlere dayanılarak Irak'ın kuzeyinden cephe açmak amacıyla en güçlü zırhlı tümenini İskenderun Limanı'na intikal ettirdi. Tezkere geçmeyince tümen savaşta kullanılamadı.

Irak'ın işgali tamamlandıktan sonra ABD Başkanı Bush, Türkiye'ye şiddetle tepki gösterdi ve savaşta verdikleri zayiatın sorumluluğunu Türkiye'ye yükledi. Bush, hesabının sorulacağını ima eden küstahça bir açıklama yaptı.

Böylece, Apo'yu bize 1998'de şartsız teslim eden ABD ile ilişkilerimiz soğuk, gergin, kriz ve öç alma sürecine girdi. 

Bu dönemde ABD ilk önce 4 Temmuz 2003'de Irak'ın kuzeyinde Süleymaniye'de konuşlu timde görevli Türk askerlerinin başında çuval geçirdi, Bağdat'a götürdü, bir süre rehin tuttuktan sonra serbest bıraktı.

17 Eylül 2005'de İncirlik Üssü'nde nöbetçi ABD askeri üs de görevli Türk subayı ve eşini araçlarından indirerek el ve ayaklarına kelepçe taktı.

Bu çuval ve kelepçe olayları ile ABD, TSK'yı denedi ve hiç bir reaksiyon göstermeyen, hatta olayı olağan karşılayan ve pişkinlik göstererek istifa bile etmeyip görevine devam eden başta Genelkurmay Başkanı olmak üzere Komuta Kademesinin pasif tutumunu görünce cesaretlendi, düğmeye bastı ve öç alma faaliyetlerini tırmandırarak devam ettirdi.

ABD’NİN ÖÇ ALMAYA YÖNELİK OPERASYONLARI!
Çuval ve kelepçe olaylarını takip eden yıllarda TSK'ya yönelik kumpas davaları, Kozmik Odaya yasaya uymayan yöntemle girilmesi ve buradan Teritoryal Savunma Planlarının kopyalanması, FETÖ'nün TSK'ya sızarak TSK'nın bir bölümünü kontrolüne alması, 15 Temmuz 2016 başarısız darbe girişimi ve F-35 Projesinden çıkarılmamız gibi çok sayıda talihsiz olay yaşadık.

Ayrıca, ABD bir savaşta kullandığı silah ve teçhizatını savaş sonunda dostu olan devletlere hibe eder ve kendi ordusunu yeni jenerasyon silah sistemleri ile donatır. 1991 Körfez Savaşı sonunda çok sayıda tank gibi zırhlı ve mekanize savaş aracı, mühimmat ve teçhizatı hibe olarak aldık. Böylece bölgede caydırıcı ve vazgeçirici kapasitemiz arttı.

Buna mukabil, Irak işgalinden sonra hibe olarak bir piyade tüfeği bile vermedi. Çünkü çuval olaylı ile aramızda gerginlik ve güvensizlik başlamıştı.

Barzani ve Talaban güçlerine desteğini artırdı. Suriye'de DEAŞ'e karşı mücadelesinde istekli olduğumuzu bildirdiğimiz halde YPG'yi bize tercih etti, YPG'yi destekledi ve yardım etmeye başladı ve devam etmektedir.

Günümüzde YPG Suriye'de Fırat'ın doğusunda devlet kurma aşamasına ulaştı.

1998'de marjinal düzeye indirilen PKK meydana gelen fırsatı iyi kullanarak toparlandı ve azgınlaştı.

Bu bekamıza yönelik bu tür olayların meydana gelmesinde Çuval olayının zemin hazırladığını, başlangıç teşkil ettiğini ve fırsat oluşturduğunu değerlendiriyorum ve ders almamızı diliyorum.

BİR ÖYKÜ
1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Antlaşmalar gereği Türkiye ve Yunanistan'dan birer alay adaya gönderildi ve konuşlandı.

Rumlar, Enosis yani Kıbrıs'ın Yunanistan'a ilhakı hayaliyle 1963'de Kıbrıs Türklerine karşı kapsamlı bir katliama başladılar.

Bunun üzerine Türk alayı, Türk soydaşlarımız korumak amacıyla kışlasından çıktı ve Lefkoşa'nın kritik kesimlerinde mevzilenerek katliamı büyük ölçüde durdurdu.

Rumlarla bizim aramızdaki tampon bölgede Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerleri görev yapıyordu. Fillandiyalı askerler hariç diğerlerinin bölgemize girerek istihbarat yaptıkları ve Rumlara verdikleri tespit edilince Alay Komutanlığı mavi bereli Barış Gücü askerlerinin bölgemize girmelerini yasakladı.

Ben Teğmen rütbesi ile Lefkoşa-Ortaköy’de Kanlı Dere boyunca mevzilenmiş takımın komutanı iken bir gün takım sorumluluk bölgesine giren bisikletli, kısa pantolon giyinmiş bir yabancı askeri kulağından tutmuş vaziyette Mehmetçik bana getirdi.

"Bölgemize girmiş yakaladım komutanım" diyerek tekmil verdi.

"Aferin aslanım! Kimmiş o?" diye sordum. Mehmetçik, "Danimarkalı barış gücü askeri komutanım" deyince ben "Kulağından tutturan birisini asker olarak kabul etmiyorum. Götür ve temas hattında bırak gitsin" demiştim.

Danimarkalı asker panik içinde ezik ve titrek vaziyette idi .

Kıssadan hisse diyorum. 

ALTAY TOKAT KİMDİR?
Altay Tokat 1999'da korgeneral rütbesiyle emekli oldu. Aynı zamanda Kıbrıs Gazisi olan Tokat ve OHAL döneminde Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı ve Jandarma Asayiş Komutanı olarak görev yaptı. PKK ile mücadele etti. TSK'nın en büyük dış operasyonlarından biri olan Çekiç Harekatı'nı yönetti. Kara Kuvvetleri iç güvenlik doktrinini yazdı.

Tokat, başarılarından dolayı beş madalya ile ödüllendirildi.


YORUMLAR

  • 0 Yorum