Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'tan hutbe açıklaması

Ayasofya'nın açılışında hutbede Mustafa Kemal Atatürk'e lanet okuduğu için tepki çeken Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ahmet Hakan'a yazılı bir açıklama yaptı.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'tan hutbe açıklaması
26 Temmuz 2020 - 10:33

24 Temmuz'da kılınan cuma namazıyla yeniden tamamen ibadete açılan Ayasofya'da Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş hutbe vermiş ve kullandığı sözler büyük tepki çekmişti. 

Ahmet Hakan'ın köşesinden aktardığı açıklamaya göre Ali Erbaş, vakıflar konusunda Diyanet İşleri Başkanı olarak 'uyarı' görevini yerine getirdiğini ifade etti.

Erbaş, Vakıf mallarının korunmasında dikkatli olunması gerektiğini belirterek, "Diyanet İşleri Başkanı olarak bunu Müslümanlara hatırlatmak benim görevim. Ben görevimi yapıyorum" dedi.

Ahmet Hakan'ın yazısı ve Erbaş'ın açıklaması şu şekilde:
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Erbaş’la konuştum.

“Atatürk’e lanet ettiğiniz şeklinde bir eleştiriyle karşı karşıyasınız. Bu konuda ne söylemek istersiniz?” dedim.
*
Ali Erbaş, yazılı bir açıklamayla konuya açıklık getirmeyi tercih etti.

Ali Erbaş’ın gönderdiği açıklamayı, noktasına virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyorum:

Ali Erbaş: Vefat edene dua edilir, beddua değil
*
Merhaba Ahmet Bey.

Ayasofya hutbemde temas ettiğim “Vakıf malı dokunulmazdır, dokunanı yakar; vâkıfın şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar” ifadesiyle ilgili şu açıklamayı yapabilirim:

Genel olarak vakfiyelerin sonu, vâkıfın bedduasıyla biter.

“Bu vakfımı kimler amacı dışında kullanırsa Allah’ın, meleklerin, peygamberlerin, tüm Müslümanların laneti onların üzerine olsun” şeklinde. Ben de hutbede buna atıfta bulundum. Sadece Ayasofya’yı değil tüm vakıf mallarını kastettim. Geçmişi değil, bundan sonrasını kastettim. “Uğramıştır” demedim, “Çiğnerse lanete uğrar” dedim.

Atatürk 82 sene önce vefat etti. Vefat eden insanlara dua edilir, beddua değil. Geçen geçmiştir, Allah Teala da “tilke ümmetün kad halet, lehâ mâ kesebet ve leküm mâ kesebtüm” (Onlar gelip geçen bir ümmettiler. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız sizedir. Siz onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz) (Bakara 141) ayetiyle bizi uyarmaktadır.

Biz geçmişe takılmadan geleceğe bakmalıyız. Kaldı ki Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi hususunda Atatürk’ün dahlinin olup olmadığı da tarihçiler arasında tartışmalı bir konudur.

Velhasıl bizim millet olarak vakıf mallarını koruma konusunda çok titiz olmamız gerekir. Bunu sağlamanın tek yolu kanunlarla korkutarak olmamalı. Farklı yollarla vicdanlar harekete geçirilmeli ve inanç ilkeleri de devreye sokulmalı.

Diyanet İşleri Başkanı olarak bunu Müslümanlara hatırlatmak benim görevim. Ben görevimi yapıyorum.

Ama birileri benim görevim gereği hatırlattığım hususlar üzerinden bilerek ya da bilmeyerek tefrika çıkarıyor.

Bizim inancımızda vâkıfın (vakfedenin) vasiyeti nass hükmündedir. Ona uymak gerekir.

Bunu Müslümanlara Diyanet İşleri Başkanının camide, hutbede hatırlatması son derece normal bir davranıştır, polemik konusu yapmak iyi niyetli bir tavır değildir.

Allah yar ve yardımcımız olsun.
*
Benim konuyla ilgili yorumum şudur:

Bu tartışmayı sürdürmek tabii ki mümkün. Ama tartışmayı sürdürürken Prof. Ali Erbaş’ın yaptığı bu son açıklamayı dikkate almak şart.


YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • çankaya
    4 ay önce
    Vefat eden insanlara dua edilirse, neden dua etmedin o zaman? İstanbul'u dolayısıyla ayasofya dahil bütün camileri düşman işgalinden kurtaran, bu devleti ve sayesinde başında olduğun Diyenet işleri başkanlığını kuran'a neden nasıl dua etmezsin "kahrolası nankör".. "Keşke yunan kazansaydı" diyenin talebesi; "Sonunda yapacağını yaptın. Sen nankör birisin."Şuara 19 , "O kahrolası insan, ne nankör şey."Abese 17
  • Yıldırım Benali
    4 ay önce
    Atatürk'e ve annesine hakaretler eden, onlar hakkında çirkin beyanlarda bulunan Kadir Mısıroğlu ziyaretiyle ilgili açıklaması olmuş muydu?