Cumhurbaşkanlığı, Ayasofya için Danıştay'dan davanın reddini istemiş!

Danıştay 1O. Dairesi’nin 1934 yılına ait Ayasofya’yı müze yapan Bakanlar Kurulu kararnamesini iptal ettiği davada Danıştay’ın kararında yer alan bazı ayrıntılar dikkat çekti.

Cumhurbaşkanlığı, Ayasofya için Danıştay'dan davanın reddini istemiş!
11 Temmuz 2020 - 15:40 - Güncelleme: 11 Temmuz 2020 - 16:00

Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine yönelik Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle Danıştay’da dava açtı. Danıştay’ın önündeki dosyada davalı taraf ise kapatılan Başbakanlık / Cumhurbaşkanlığı görülüyor. Dernek söz konusu davayı Cumhurbaşkanlığına açmıştı.

DAVA DANIŞTAY'A NASIL GELDİ?
Sürekli Vakıflar, Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği 2016 yılında o sırada henüz var olan Başbakanlığa bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü’ne başvurarak Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesini ve Ayasofya Camii’nin müzeye çevrilmesine ilişkin 24/11/1934 tarih ve 2/1589 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istedi. Fakat Vakıflar Genel Müdürlüğü,  derneğin daha önce de defalarca tekrarladığı bu talebi, 1934 yılına ait Bakanlar Kurulu kararını gerekçe göstererek reddetti. 

Dernek, bu reddi önce idare mahkemesine, oradan da red çıkınca Danıştay’a taşıdı ve 2 Temmuz 2020’de duruşma gerçekleştirildi.

2 Temmuz'daki duruşmada davalı olan Cumhurbaşkanlığı’na başvuruyla ilgili fikri soruldu.

Cumhurbaşkanlığına karşı açılan davada Cumhurbaşkanlığının da görüşü kararda yer aldı. Danıştay’ın kararında yer alan ayrıntı ise dikkat çekti.

Kararda “Davalı İdarenin Görüşü” bölümünde Cumhurbaşkanlığının davayla ilgili görüşü aktarıldı. Cumhurbaşkanlığı, derneğin açtığı davanın reddedilmesi gerektiğini, konuyla ilgili önceki kararlara ve hukuka verdiği referanslarla savundu.

"BAKANLAR KURULU KARARINA KARŞI YILLAR SONRA DAVA AÇILAMAZ"
Danıştay’ın kararında Cumhurbaşkanlığının görüşü şöyle aktarıldı:

“Davalı (Kapatılan) Başbakanlık tarafından, 1934 yılında yürürlüğe konulan Bakanlar Kurulu Kararına karşı yıllar sonra dava açılamayacağı, davanın süresinde olmadığı; davacının Başbakanlığa ve diğer kurumlara Ayasofya ile ilgili olarak zaman zaman başvurularda bulunduğu, davaya esas başvuru içeriğinin bir öncekinden farksız olduğu, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının iptali hususunda muhtelif davalar açıldığı, yine aynı işleme karşı davacı tarafından daha önce açılan davanın reddedildiği ve bu kararın kesinleştiği, işlem hakkında kesin hüküm bulunduğu; Ayasofya Camii'nin 1470 tarihli Mehmed Han-ı Sanî Bin Murad Han-ı Sanî Vakfı vakfiyesinden olup tapunun 57 pafta, 57 ada, 7 parselinde “türbe, akaret, muvakkithane ve medreseyi müştemil Ayasofya’yı Kebir Camii Şerifi” olarak kayıtlı olduğu, söz konusu Vakfın tüzel kişiliğe sahip bir mazbut vakıf olduğu ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce temsil ve idare edildiği; Devlet idaresinin en yüksek karar organı olan Bakanlar Kurulunun idare alanında genel karar organı olduğu, Anayasa ve kanunlarla kendisine ayrıca ve açıkça yetki verilmemiş olsa bile, idare alanında “kanuna dayanmak” ve “Anayasaya ve kanunlara aykırı olmamak” şartıyla istediği her işlemi yapmak konusunda yetkili olduğu; Ayasofya’nın tahsis ve kullanım şeklinin değiştirilmesinin yürütmenin takdirinde olduğu, ulusal ve uluslararası koşullar ile iç hukukumuz çerçevesinde Bakanlar Kurulunca bu konuda her zaman karar alınabileceği, Bakanlar Kurulu Kararında yer alan imzaların sahte olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı öne sürülerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.”

Cumhurbaşkanlığı'nın Ayasofya'nın cami yapılması için önünü açan davanın reddinin istediği Danıştay kararında yer aldı.

Danıştay’ın verdiği iptal kararının ardından  Cumhurbaşkanlığı, bir üst mahkeme olan Danıştay Davalar Kurulu’na temyize gitmeyerek bir kararname yayınladı ve Ayasofya, ibadete açılmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da ilk ibadetin 24 Temmuz’da yapılacağını duyurdu.








 

YORUMLAR

  • 0 Yorum