Çölaşan: Büyük tehlike altındayız, yandaş medya bile panikledi!

Sözcü yazarı Emin Çölaşan, bugünkü yazısında AK Parti kongrelerinde ortaya çıkan görüntüler nedeniyle hükumetin koronavirüs ile mücadelesini eleştirdi. Çölaşan, "Büyük tehlike altındayız. İşin ilginç yanı, bizim yandaş medya bile paniklemiş durumda" ifadelerini kullandı.

Çölaşan: Büyük tehlike altındayız, yandaş medya bile panikledi!
26 Mart 2021 - 12:43
Sözcü yazarı Emin Çölaşan, bugünkü köşe yazısında AK Parti iktidarının koronavirüs tedbirlerini eleştirdi. Çölaşan, "Büyük tehlike altındayız. İşin ilginç yanı, bizim yandaş medya bile paniklemiş durumda" ifadelerini kullandı.

İktidara yakın gazetelerin son yayınlarından ve gazetelerinin manşetlerinden örnek veren Çölaşan, "Yandaş medya dahil hiçbir yayın organında bu salgın konusunda bir tek olumlu haber yer almıyor" dedi.

Çölaşan, yazısında şunları kaydetti:
Sevgili okurlarım, adına koronavirüs denilen salgın bütün dünya ile birlikte bizi de esir aldı.

Bu işin şakası yok.

Vücudunuza girdi mi iş mutlaka bitmiyor, öldürmüyor ama çok zorlu günler yaşatıyor.

Biz de Türkiye olarak aynı durumdayız.

İşin tek çözüm yolunun kesin kapanma olduğunu işin uzmanları her gün ve ısrarla söylüyor.

Kapanma olunca bütün toplum haklı olarak yakınıyor.

Özellikle esnaf kesimi mahvoluyor.

O halde ne yapmalı?

İki ucu kirli değnek…

Kapanma olmazsa insanlar ölüyor, olursa büyük kitleler telafisi mümkün olmayan maddi zarara uğruyor.

Bizim yandaş medya çok ilginç…

Önceleri, kapanma isteyenleri, uzman doktorları bile bozguncu falan ilan etmeye kalkıştılar.

Bunların amacı iktidarı yıpratmakmış (!), öyle iddia ettiler!

Ortalıkta bir Bilim Kurulu vardı.

Sözüm ona, alınacak önlemler ve kaldırılacak kararlar önce o uzman hocalarımıza danışılacak, Saray ve hükümete onlar yön gösterecekti.

Ama söz konusu Kurul pek bir işe yaramadı!

Kurul üyesi hocalarımız işin bireysel şovuna kaçtılar. Medyatik olmak hoşlarına gitmişti… İşi bireysel uyarılar ve demeçlerle götürmek istediler ama olmadı işte!

Türkiye'de salgın şimdi giderek yayılıyor… Hiçbirimizin yarın ne olacağı belli değil.

Çeşitli renklerden oluşan haritalar her gün önümüze sürülüyor. En kötüsü kırmızı iller…

Ve Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan bu haritalar özellikle büyükşehirlerde giderek kızarıyor.

Büyük tehlike altındayız.

İşin ilginç yanı, bizim yandaş medya bile paniklemiş durumda.

Aşağıda vereceğim örnekler onların son yayınlarından ve gazetelerinin manşetlerinden aynen alınmıştır:

-3. dalganın tam içindeyiz. Günlük vaka sayısı yeniden 26 bini geçti. Vaka, ölüm ve yoğun bakım hasta sayısının zirve eşiğine gelmesi bekleniyor.

-39 şehir kırmızı oldu.

-Pozitiflik oranı üçe katlandı.

-İstanbul'da Çapa ve Cerrahpaşa üniversite hastanelerinde yatarak tedavi olanların sayısındaki artış nedeniyle korona hastaları için yeni servisler açıldı.

-Hastanelerin yükü artıyor.

-Yoğun bakımlar doldu.

-Aşı tedarikinde sorunlar yaşanıyor.

-İstanbul İl Sağlık Müdürü açıkladı: Aman dikkat, salgın bitmedi. Sizleri korumak için uğraşıyoruz.

-Sağlık Bakanı açıkladı: Vefat sayısı 30 bini geçti. Dün yine 138 can kaybımız var. Hastanelerde doluluk oranı yüzde 80'i geçerse daha ciddi bir alarm söz konusu olacaktır.

-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı açıkladı: ölüm sayılarındaki artış endişe verici. Sağlık çalışanlarımız tükenmişlik hissi yaşıyor.

Son olarak Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun yandaş Hürriyet'te dün çıkan yazısından kısa bir alıntı yapayım:

“Kapanalım çünkü rakamlar bizi buna zorluyor. Bunu eğer şimdi yapmazsak sonrasında daha kötü, ağır, bunaltıcı, can yakıcı kısıtlamalarla karşılaşmamız vazgeçilmez olabilir. Geldiğimiz noktada vaka sayıları yeniden 30 binleri zorluyor. Gidiş hiç de iyi görünmüyor. Endişeliyim…”

Dikkatinizi çekerim, yandaş medya dahil hiçbir yayın organında bu salgın konusunda bir tek olumlu haber yer almıyor.

O halde ne yapmalı?

Herkes, özellikle işin uzmanları “Bir süre için yeniden tam kapanma gerekir” diyor da, bu iş nasıl olacak?

Böyle bir durum olduğu takdirde başta iş yeri işletenler olmak üzere milyonlarca insanımız büyük zarara uğrayacak.

Dengeyi kimler, hangi makamlar nasıl sağlayacak?

Onların zararı nasıl giderilecek?

Devlet kesenin ağzını biraz olsun açsa, onu da yapamıyor çünkü işin ucu paraya ve oy hesabına dayanıyor.

Her türlü israfa, irili ufaklı her çeşit yolsuzluğa, soyguna ve vurguna para var ama, insanların canı söz konusu olduğunda yok!

Soruyorum, bu nasıl devlet yönetimidir?

Bu tablo açısından bakıldığında bizim de sorumsuzluğumuz olduğunu kabul edelim.

Kalabalık yerlere girip çıkıyoruz.

Ev ziyaretleri, taziye ziyaretleri eskiden olduğu gibi aynen yapılıyor.

AKP kongrelerinde kalabalıklar yan yana, dip dibe oturtuluyor, virüs herkese bulaşıyor.

Maske uyarıları boşuna…

Çoğumuzun ceplerimizde taşıdığımız maskeler göstermelik. Taşına taşına hamur gibi olmuş, bazıları ıslanmış ve hiçbir etkinliği kalmamış maskeler!

Bütün uzmanlar bir konuda ısrarcı:

Esas dalgalanma önümüzdeki nisan ayında patlayacak, vakalar ve ölümler inanılmaz biçimde artacak…

Ülkemizi yönetenleri soracak olursanız onlar sessiz, inşallah daha beter olmayız diye dua etmekle yetiniyorlar.

İnşallah, maşallah!

Aylar geçiyor, insanlar can veriyor…

Ey iktidar adam gibi önlem alsana, aldırsana kardeşim…

Senin de nice siyaset arkadaşların bu salgında öldü. Cenazesine gidip namaza durmak, arkalarından onlara övgü düzmek yeter mi?

Bundan sonrakiler, şimdilik hayatta kalanlar ne olacak?

Bırak oy hesaplarını da, bundan sonra ne yapacağını düşün.

Kesenin ağzını gariban vatandaşa da biraz olsun aç…

Tam kapanma gerekiyorsa kapanalım. Yeter ki sen millete sahip çıkmayı göze al.

Nutuk atmayı bir miktar ertele de adam gibi önlemler al, toplumu rahatlat.


YORUMLAR

  • 0 Yorum