Ankara'da sağlık sisteminin çöküşü: Filyasyon ekibi gitmedi, hastaneye 'yer yok' diye yatırılmadı

Ankara'da yaşayan Verda Özyurt isimli sosyal medya kullanıcısı, ailesiyle birlikte yaşadıkları koronavirüs sürecini Twitter'dan anlattı. Özyurt, "Ankara’da sağlık sisteminin çöktüğüne şahit olduk" dedi.

Ankara'da sağlık sisteminin çöküşü: Filyasyon ekibi gitmedi, hastaneye 'yer yok' diye yatırılmadı
04 Eylül 2020 - 15:56 - Güncelleme: 04 Eylül 2020 - 16:17

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın Ankara'da koronavirüs vaka sayılarının İstanbul'a ikiye katladığını açıklamasının ardından sosyal medyada Verda Özyurt isimli bir kullanıcının koronavirüs sürecini anlattığı paylaşımları Ankara'daki durumu adeta gözler önüne serdi.

Ankara'da sağlık sisteminin çöktüğüne şahit olduklarını ifade eden Özyurt, "Filyasyon ekibi gelmedi, ilaca ulaşamadık, hastaneye 'yer yok' diye yatırılmadık" dedi.

Ailesinin ve kendi başından geçenleri anlatan Özyurt, paylaşımlarının en sonunda Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya seslenerek, "Önlemler ve kısıtlamalar için hala neyi bekliyorsunuz" diye sordu.

Verda Özyurt'un başından geçenler ise şu şekilde:
"Ankara Wuhan'a dönüşeli çok zaman geçmiş fakat insanın başına gelmeden anlamayacağı bir hastalıkmış Covid-19. Sürecin başından beri ailecek çok dikkatli davrandık, kimse dışarı çıkmadı, eve misafir kabul edilmedi, dışarıdan gelen paketli gıdalar yıkandı.

Bulaşma ihtimalini en aza indirmek için elimizden geleni yapıyorduk. Daha sonra yasaklar kalkıp normal düzene dönüldüğünde, babam işe gitmeye başladı. Zaman geçtikçe iş yerinde pozitif vakalar çıkmaya başladı. Temasta bulunan kişiler 14 gün izine ayrılıyor bulunduğu yerler dezenfekte ediliyordu.

Babamın da teması olmadığını düşündüğümüz için içimiz rahattı. 15 gün önce ailece şehir dışına çıktık, yolda kendini iyi hissetmediğini her yerinin ağrıdığını söyledi, üşüttüğünü düşündük, gittiğimiz yerde kimseyle temasımız yoktu.

Bitki çayları ve bağışıklığını güçlendirecek şeyler tüketmesini sağladık ama ağrılarını bir türlü dindiremedik ve çoğu semptomu göstermeye başladı, ateş, boğaz ağrısı, mide bulantısı. Ankara'ya döndüğümüzde test vermesini istedik.

Devlet hastaneleri çok kalabalık olduğu için Lokman Hekim Demet Tıp Merkezine gitti, ateş, eklem ağrısı ve şiddetli öksürük ile gitmesine rağmen sadece kan testi yapıp negatif olduğunu söylediler. Ağır bir grip geçirdiğini düşünmeye başladık.

Negatif olduğu için içimiz rahat etmişti, yanında maskeyle gezmiyorduk ve temasımız oluyordu. Aynı gün içerisinde öksürüğü şiddetlenmeye başladı ve Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Çok fazla sıra olduğunu bakılamayacağını söylediler geri döndü.

Sabah tekrar gitti. Tüm semptomlar görünmesine rağmen sadece sürüntü testi alındı. Test sonucu 72 saat sonra çıktı. Sonuç çıktığında hastalığının 8.günündeydi. Sonuca göre sizinle iletişime geçeceğiz dedikleri için beklemeye devam ettik.

Sonuç çıktıktan 11 saat sonra bizimle iletişime geçildi ve bir tane ilaç getirildi. Evde kronik hastalar bulunduğu için filyasyon ekibinin geleceği söylendi. Filyasyon ekibine bunun öncesinde kendimiz ulaşmaya çalıştık. 184 ve 112'den aldığımız numaralara ulaşamadık.

Sağlık ocağından kimse bizimle iletişime geçmedi. Babamın öksürüğü gittikçe şiddetleniyor nefes darlığı çekmeye başlıyordu. Tekrar hastaneye başvurduk. Ankara Sanatoryum Hastanesinde çekilen tomografi sonucundan öğrendiğimize göre virüs ciğerlerini sarmış durumdaydı.

Hastaneye yatış verildi. Fakat Ankara'da hiçbir hastanede yer olmadığı için yaklaşık 4 saat hastane bahçesinde bekledi. Herhangi bir hastanede yer boşalması için. O gece bir yer bulunamadı Sanatoryum hastanesinde bir gece yattı, sabah Şehir Hastanesine geçiş yapıldı.
 

Ankara Şehir Hastanesinde gözlem odasında tutuldu, bu odada yaklaşık 50-60 kişi bulunmaktaydı. Tahlil sonuçlarından sonra şehir hastanesinden çıkışı verildi. Eve kendi imkânlarıyla dönebilecek durumda değilken, ambulans geri bırakmadı.
 
Bu sırada annem de semptomları göstermeye başladı. Filyasyon ekibini arıyoruz, bize evden çıkmamızın yasak olduğunu, geleceklerini söylüyorlar fakat günler geçiyor gelmiyorlardı. Annemin tansiyonu düşüp ateşi 38.5'e geldiğindeo nu kendi imkânlarımla Keçiören Eğitim Araştırma Hastanesine götürdüm.

Babam kadar ağır durumda başvurmamıştı fakat hemen kan, tomografi ve sürüntü testi alındı. Aynı testler temas bulunduğu için bana da uygulandı fakat benim ciddi belirtilerim yoktu.
 
İki gün sonra annemin test sonucu da pozitif çıktı. Kendisi hastaneye gidip ilaçlarını aldı. Çok iyi anlamıştık ki kapımızı çalacak kimse yoktu. Kendimizi izole edip bir şeyler beklemek tedaviyi geciktirmekten başka bir işe yaramıyordu.
 
Aynı evde iki pozitif vaka çıkmasına rağmen filyasyon ekibi tarafından benimle bir defa iletişime geçildi. İlaç tedavisi devam ederken babamın durumu gittikçe ağırlaşıyor, nefes darlığı çekmeye başlıyordu. 1 Eylül akşamı baygınlık geçirdi, 112'ye ulaşmaya çalıştım. 
 
Gelmeleri yaklaşık 40 dakika sürdü. Ateşi 38.1'di. Nefes güçlüğü çekerken sana ne yapalım sorusunu sordular. Nefes alamıyor, yardıma ihtiyacımız var ve "biz sana şimdi ne yapalım" cümlesini, hastaneye gitmesini istediğimizde ise "hastanelerde yer yok" cümlelerini işittik. 
 
O geceyi tekrar hastanede geçirdi. Sabah taburcu edildi, ayakta duracak hâli yoktu, tekrar kendi imkânlarıyla eve dönmek zorundaydı. Hastalık böyle geçiyormuş, bekleyeceğiz dedi. Bu sürede satürasyonun çok önemli olduğunu öğrendik ve evde ölçmeye başladık. 
 
90'nın altına inmesinin iyi olmadığını ve inerse 112'ye başvurulması gerektiği söylendi. Bugün sabah satürasyonu 78-79 civarına kadar indi. 112'ye ulaşmam 15 dakika sürdü. Bu sırada babam fenalaşmaya başladı. 112'ye ulaştığımda "bölgeniz çok yoğun kaç saatte gelirler bilmiyorum"cevabını aldım. 
 
90 dakika sonra geldiler ve tekrar "ne yapmamızı istersin?" sorusunu aldık. İlaçları bugün bitti artık bir yanıt vermesi gerekiyordu ama her şey daha kötüye gidiyordu. Bugün tekrar Gülhane Eğitim Araştırma Hastanesine götürüldü.
 
Gittikten sonra "bir şeyim yokmuş geri geleceğim" diye haberdar etti, üzülerek söylüyorum ama tanıdık bir doktor bulmak zorunda kaldık. "kesinlikle hastaneye yatması gerekiyor" dedi. Beş dakika önce eve gönderilecekken beş dakika sonra yatış verildi.
 
Günlerdir evde canından can giderken hastanede yatması gerektiğini, hastaneden eve her gönderildiğinde iyi olduğu için geldiğini düşünürken, yer olmadığı için geldiğini, hastalığının daha da ilerlediğini bugün öğrendik. Yaşının 63 olması, hem covid hem zatürre geçiriyor olması tedavisi için öncelik oluşturmadı.

Bu süreçte çok yıprandık, Ankara'da sağlık sisteminin çöktüğüne şahit olduk. Hâlâ salgının kontrol altında olduğu söyleniyor, bu yüzden mi günlerdir hastanede yatması gereken bir kişi evde iyileşmeye çalışıyor? 

Önlemler ve kısıtlamalar için hâlâ neyi bekliyorlar ? @drfahrettinkoca @saglikbakanligi @sagliklicozum"

YORUMLAR

  • 0 Yorum