Türk Feminizm Hareketi hakkında bilinmeyenler, kurucu üyeden Aykırı'ya özel açıklamalar

Türk Feminizm Hareketinin kurucu üyelerinden Elif Çolpanay Turan, Aykırı’ya konuştu. Turan, Türkiye’deki feminist örgütlerden ayrı bir çizgi çizerek başlattıkları hareket ile ilgili soruları yanıtladı. 

Türk Feminizm Hareketi hakkında bilinmeyenler, kurucu üyeden Aykırı'ya özel açıklamalar
21 Nisan 2021 - 18:18 - Güncelleme: 21 Nisan 2021 - 18:44

Röportaj / Ahmet Kut

Türk Feminizm Hareketi kendisini ilan ettiği günden bu yana birçok çevrenin hedefi haline geldi. HDP'ye yakın hesaplar bu hareketi hedef alan açıklamalar yaparken HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu doğrudan Türk Feminizm Hareketi'ni hedef aldı.

Peki, Türk Feminizm Hareketi kuruluşu ilan ettiği andan itibaren neden HDP'lilerin yoğun tepkisini çekti, hareketin kuruluş esasları nedir, neden böyle bir yola çıkıldı.

Tüm bu soruların yanıtlarını bulabilmek için Türk Feminizm Hareketi'nin kurucu üyelerinden Elif Çolpanay Turan ile konuştuk.

Turan, "Kadın cinayetleri için yürüyorsunuz, Sakine Cansız için sloganlar atılıyor" sözleriyle yola çıkışlarına ilişkin önemli kesitler paylaştı.

İşte Türk Feminizm Hareketi hakkında tüm bilinmeyenler.

Türkiye’deki feminist mücadelenin kadın haklarını amaçtan ziyade araç haline getirilmesine duyulan rahatsızlık"  başlatılan Türk Feminizm Hareketi, iktidarın İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin ardından bir manifesto yayımlamıştı. Türk Feminizm Hareketi kadın haklarını savunmak, kadın hareketini topluma anlatmak ve toplumu bu konuda bilinçlendirmek amacıyla kamuoyuna duyurduğu manifesto ile dikkatleri üzerine çekmişti. 

Öncelikle, Türk Feminizm Hareketi ile feminist örgütler arasında bir fraksiyon çizmenizin sebebi nedir?

Türk Feminizm Hareketi’nin kapsamını detaylandırmamız gerektiğini düşündük ve hareketi kamuoyuna duyurduk. Bizim üzerinde durduğumuz bir kavram var, Türk feminizmi. Türk feminizminin etrafında örgütlenen bir kadın hareketinin Türkiye’de feminist mücadeleyi başarıya götüreceğine inanıyoruz. Türkiye’de feminist hareket, bazı kadın örgütleri tarafından terör örgütünün bir maşası olarak teröristleri anmak için kullanılıyor. Kadın cinayetleri için yürüyorsunuz, Sakine Cansız için sloganlar atılıyor. Biz bu durumdan rahatsız olduğumuz için farklı bir yol çizmek istedik. Terörün bulaşmadığı ve gerçekten bu memleketin kadınları için uğraşacak bir hareketiz. Gerek ülkemizde gerekse dünyada ilklere imza atmış kadınlarımız var. Bu isimlerden bazıları çok bilinirken bazıları hiç bilinmiyor. Zaten bizim getirdiğimiz eleştirilerden biri de bu. Şu anki mevcut haklarımızın kazanımı ve kadınların toplumdaki temsili için ciddi mücadeleler vermiş kadınlarımıza vefa borcumuzu ödemek ve haklarını teslim etmek istiyoruz. Bu kadınları ve hikâyelerini duyurmak istiyoruz.



Türk Feminizm Hareketini oluşturduğunuzda gelen tepkiler için ne diyorsunuz? 
Olumlu olumsuz birçok yorum aldık, hatta çok güzel eleştiriler de geldi. Bu eleştirileri dikkate alıyoruz; kendi aramızda da tartışıp hak verdiklerimiz oldu. Olumsuz yorumlarda gördüğümüz şey şu oldu: Bu memlekette feminist hareket bir siyasi oluşumdan ayrı düşünülemiyor. Bizimle ilgili İyi Parti’nin, Saray’ın, Ülkü Ocakları’nın ismi geçti; bir üst aklın varlığı tartışıldı. Böyle bir şey yok. Biz zaten, hiçbir yere kendimizi ait hissetmediğimiz için bu hareketi başlattık.

Türk halkının meşru eylem haklarında her zaman söz sahibi olarak meşru eylem haklarını kıskaca almış teşekküller için ne söyleyebilirsiniz?
Türkiye’de eylem hakkı anayasal koruma altında ve kanunla düzenlenmiş bir haktır. Anayasa ya da kanuna aykırı bir biçimde bu eylemlerin engellenmesi kabul edilemez. Ancak yine anayasa ve kanunda belirtildiği üzere, belli başlı durumlarda bu hak engellenebilir. Biraz önce bahsettiğimiz durum mesela. Siz kadın cinayetlerinin durdurulması ve devletin İstanbul Sözleşmesi’ne uyması için eylem yapmak için toplanıyorsunuz; eyleme katılmış bir grup terör örgütü sloganları atmaya başlıyor. Feminizm için yapılan toplantı bir anda terör örgütü propagandasına dönüşüyor. Polis müdahale ediyor, eylem hakkı engelleniyor. Sonra eylem hakkına müdahale, feministlere meydan dayağı diye haberler çıkıyor. İşte biz zaten bunu istemiyoruz. O küçük ama sesi çok çıkan grup yüzünden devlet, halk ve feministler arasında açılan büyük boşluğun kapanmasını istiyoruz. 

“İNSANLAR BİZİ TANIRLARSA, NE YAPMAK İSTEDİĞİMİZİ ANLARLARSA GÖRDÜĞÜMÜZ DESTEĞİN ARTACAĞINI DÜŞÜNÜYORUZ VE BİLİYORUZ”

Peki az önce bahsettiğiniz şekilde feminist hareketlerin arasında yer alıp belirli zihniyetlere hizmet eden gruplara karşı kendinizi nasıl ön planda tutmayı düşünüyorsunuz?


Bu noktada bir çekincemiz yok çünkü an önce de belirttiğimiz gibi Türk Feminizm Hareketi olarak bizler bir mirası devraldık. Herhangi bir yerden fonlanmıyor oluşumuz veya siyasi parti yapısından ayrı bir yapımızın olması bizi ayrıcalıklı kılıyor. Düşünsel olarak da bahsettiğiniz örgütlerden farklı bir iddiaya sahibiz. Bizler feminist mücadelede toplum bazında bir hareket tahayyül ediyoruz. İnsanlar bizi tanırlarsa, ne yapmak istediğimizi anlarlarsa gördüğümüz desteğin artacağını düşünüyoruz ve biliyoruz Bunların yanında üreteceğimiz içerikler aracılığıyla farkımızı ortaya koyacak ve toplumun desteğini kazanacağız. 

Sizleri sahada ne zaman görürüz? 
Malumunuz şu an dünya ve Türkiye olağanüstü bir süreçten geçiyor. Biz de doğal olarak bu süreci bir süre hem bizimle yol yürümek isteyen feministleri tanımak hem yapacaklarımızı daha berrak bir şekilde anlatmak amaçlı sosyal medya üzerinden ilerleteceğiz fakat bu süreçte sahaya yönelik çalışmalarımız da olacak elbette. Bu pandemi süreçleri geçtikten sonra ise önümüzdeki 8 Mart’ta sokaklarda da var olduğumuzu duyurmak adına adımlar atmayı planlıyoruz. 

Tarihi çok eskiye dayanan feminist hareketler hakkında ne düşünüyorsunuz ve kendinizi bu hareketlere göre nerede konumlandırıyorsunuz?
Aslında bu sorunun cevabı Türk feminizm hareketinin ortaya çıkışıyla başlıyor. Bildiğiniz üzere Tanzimat’tan Cumhuriyetin kuruluşuna kadar geçen süreçte çeşitli alanlarda aydınlanma hareketleri yükseldi. Bu alanlardan biri de kadın hakları konusuydu. 1800’lerden itibaren Osmanlı’da çeşitli kadın hareketlerinin olduğu biliniyor. Bunlara nerede rastlıyoruz? Çıkarılan dergi ve gazetelerde yazılan yazılarda, kadınların sadece kadın haklarını konuşmak için çıkarttıkları dergi ve gazetelerde ve tabi kadın erkek eşitliği vurgusuna sahip kurmuş oldukları derneklerde rastlıyoruz. Peki bunları kim yapıyor? Türk kadınları yapıyor. O zamanlar ismini duyurmuş çok kadın var. Gerek toplumsal eşitlik vurgusu gerek ekonomik özgürlük noktasındaki fikirleri ile ön plana çıkan dergi ve gazeteler mevcut. İsimleri saymakla bitmez. Ancak; Nezihe Muhittin, Feride Tek, Fatma Aliye, Halide Edip Adıvar, Şair Nigar ve Emine Semiye ve hatta Kırım Türkleri kadın aydınlanmasının öncülerinden olan Şefika Gaspıralı çok önemli isimler. Bunlar o dönemde okumuş, iyi eğitim almış ve kadın hakları konusunda oldukça önemli adımlar atmış isimler. Bunların yanında o dönemde İttihat ve Terakki Partisinin yeminli kadın üyesi olan Selma Rıza Feraceli’yi de unutmamak gerekir. Hem siyasette yer almış, hem de ilk kadın gazeteci olarak Türk kadınlarına örnek olmuştur. 

Bu dönemde sadece kadınlar değil bazı aydınlanmacı ve Türk milliyetçisi erkekler de bu hareketi desteklemişlerdir. Hatta Türk Feminizmi kavramını ilk olarak Ziya Gökalp Türkçülüğün Esasları kitabında kullanmıştır. Bu açıdan bakıldığında aslında tarihsel temeli olan bir kuruluşuz.

Tabi bu bağlamda Feminizmin bizim topraklarımızdan çıktığını söylemiyoruz. Sorunuza cevap olarak da şunu söyleyebiliriz: Feminizm; Batı’da başlamış bir hareket, doğal olarak dalgaları sınıflandırılırken Batı merkezli bir tarihsel ve toplumsal süreç izleniyor. Türkiye’de bu dalgaların ne kadar Batı’yla ortak ilerlediği bir soru işareti. Bu nedenle doğrudan herhangi bir dalgaya yakınız demek yanlış olacaktır. Mesafeli olduğumuz noktaları daha önce yayınımızda ele almıştık, isteyenler Youtube kanalımızdan videoyu izleyebilirler. Bu teorik ve uzun uzun tartışılması gereken bir konu, o nedenle ilerleyen dönemlerde bu konuyla ilgili çalışmalarımız yayınlandıkça bakış açımız anlaşılacaktır.


“CUMHURİYET İLE HAKLARINA KAVUŞAN KADIN HAREKETİNİN MİRASÇILARIYIZ”

"Kurtuluş Savaşı'nda Türk halkının kanlarıyla yoğrulmuş bu topraklar, şimdi aydınlarının alın terini bekliyor. Biz ise bu görevden kaçıyoruz." diyerek Türk aydınına düşen görevlerin yerine getirilmediğini vurgulayan Uğur Mumcu’ya katılıyor musunuz? Kimleri referans olarak görüp yol çiziyorsunuz? 

Doğru bir söz. Biz Tanzimat dönemine kadar uzanan ve Cumhuriyet’le haklarına kavuşan kadın hareketinin mirasçıları olarak görüyoruz kendimizi. Bu isimler kendi dönemlerinde memleketin kadınları için çaba harcamış ve dönemlerinin sorunlarıyla ilgili seslerini çıkarmış kadınlar. Üstte saydığımız isimleri tekrar sayabiliriz: Nezihe Muhittin, Feride Tek, Fatma Aliye… Biz de onları örnek alıyoruz kendimize. Bu anlamda aydın Türk Kadınlarına çok iş düşüyor. Bizler de üstümüze düşeni en iyi şekilde yapmak için çaba sarf ediyoruz.

Bir toplantınızda “Toplumdan kopuk feminizm bu topraklara refah getirmez.” düşüncesi ön plana çıkmakta. Bu toplumun dilinden anlayan bir feminizm nasıl olur aktarır mısınız?
Feminist hareket Türkiye’de genellikle belirli bir eğitim seviyesinin üzerinde insanlara hitap ediyor. Protestolar ve toplantılar gibi sahada aktif çalışmalar da var ancak iş feminizmi anlatmaya geldiğinde genellikle akademi seviyesinin altına çok inilemiyor. Feminizm toplumun geneli tarafından bir öcü gibi görülüyor, öyle tepki görüyor. Sadece toplumun belirli kısmına ve onların sorunlarına odaklanan bir feminizm, bu kadere mahkûmdur. Biz bunu değiştirmek ve toplumun kadın hareketinin önemini kavramasını sağlamak istiyoruz. 
Bir de, toplumsal yapımız oldukça karmaşık. Kadın hakları için yapılan eylemler genellikle büyük şehirlerde yapılıyor ve bu şehirlerde yaşayan okumuş ve/veya çalışan kadınların sorunlarına yönelik oluyor. Bunda yanlış bir şey yok tabii. Ancak bu şehirlerde yaşayan mesela ev hanımlarını ve onların sorunlarını pek kapsamıyor. Kırsalda yaşayan kadınların problemleri ise gerek devlet destekli gerek başka kadın hareketleri aracılığıyla gerçekleşen çeşitli projelerle çözülmeye çalışılıyor. Bu kadınların da sesi olmak, onların sorunlarını da kamuoyuna duyurmak gerekiyor. Tam bu noktada diyoruz ki Türk Feminizm Hareketi, Türkiye’nin en batısındaki kadının sorunlarını da en doğusundaki kadının sorunlarını da analiz ederek ve bu sorunların bölgeden bölgeye değişiklik göstereceğinin bilincinde olarak bu bilinçle hareket edecek ve kadın mücadelesini tüm Türkiye’ye yayacaktır.  

Son olarak eklemek istediğiniz, dikkat çekmek istediğiniz bir konu var mı?
Toplumun feminizme bakış açısını değiştirmek dışında en önemli amacımız feminist hareketin Türkiye’deki herkesi kapsaması. Buna erkekler de dâhil. Kadın haklarını kadınlar ve erkekler birlikte öğrenmeli ve birlikte mücadele etmelidir. Elbette söz hakkı kadınlarındır, ancak toplumun diğer yarısını dışlar ve çözümü sadece kendimizi değiştirmekte ararsak; bu toplumsal bir dönüşüm olamayacaktır. Feminizm konusunda bilinçlendirilmiş erkeklerin de desteği ile Türk feminizmine gönül vermiş kadınlar, toplumun öncül konusu olan kadın hakları konusunda gerekli adımları atacak ve mevcut sorunları olabildiğince giderip idealize ettiğimiz medeni toplumun taşlarını beraber dizecektir.


YORUMLAR

  • 0 Yorum