Aykırı Medya

İNANMIŞLIĞIN ZAFERİ

İNANMIŞLIĞIN ZAFERİ
Perihan Özhim
Perihan Özhim( perihan.ozhim96@gmail.com )
5
30 Ağustos 2019 - 0:26

Her yıl büyük bir coşkuyla kutladığımız Büyük Taarruz, 26’yı 27 Ağustos’a bağlayan gece Afyon’da başlamış, Dumlupınar Meydan Muharebesin’de emperyalist güçlere son darbeyi indiren ve onları Anadolu’dan atarak düşmanı yendiğimiz diğer bir adıyla Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştiği için, Başkomutanlık Meydan Muharebesi adını alan bu şanlı gün Türkiye’de 1926 itibariyle Zafer Bayramı olarak kutlanmaya başlamıştır. 

Tarihi Sorumluluk

Büyük Taarruz öncesi, Türk ordusunda: 8.658 subay, 199.283 er, 100.352 tüfek, 2.025 hafif makinalı tüfek, 839 ağır makinalı tüfek, 323 top, 5.882 kılıç, 10 uçak, 67.974 hayvan, 3.141 beygir arabası, 45.530 ester ve beygir, 1.970 öküz arabası, 86 otomobil ve 198 kamyon bulunmaktaydı. Yunan ordusunda ise: 6.418 subay, 218.205 er, 450 top, 90.000 tüfek, 3.139 hafif makinalı tüfek, 1.280 ağır makinalı tüfek, 1.280 kılıç, 1.776 otomobil, 50 uçak, 63.721 hayvan, 4.036 kamyon ve 1.776 otomobil bulunuyordu.

Mustafa Kemal Paşa 16 Haziran 1922’de Büyük Taarruza karar verdi ve bu kararını İsmet Paşa, Kazım Paşa ve Fevzi Paşa ile paylaştı. Atatürk Yunan’a yumruğu beklenmedik biçimde indirmek için, birlikleri Afyonkarahisar civarında ve Akarçay ile Dumlupınar’a kadar olan alanda toplanması gerektiğini düşünüyor ve ancak bu şekilde savaşın seyrinin Türk milleti için bir zafer doğuracağına inanıyordu. Mustafa Kemal, taarruz planını uygun bulmayan diğer paşalara ise şöyle diyordu: “tarihe karşı bütün sorumluluğu ben kendi üzerime alıyorum.”

Şayet savaş inanmış yüreklerle ve akılla değilde teknik imkanlarla kazanılmış olsaydı bugün yaşadığımız topraklar bizim olmayabilirdi. Ama Atatürk, diğer paşalara rağmen tarihi sorumluluğu üzerine almaktan korkmadı tüm cesaretle düşmanın üstüne yürüdü.

Bugün şehit kanıyla ıslanmış olan topraklarımızdan Türk milleti sesini yükseltti ve emperyalistlere biz değil siz gidiyorsunuz dedi.

Zaferi Anlamak

1918-1922 yılları arasında topraklarımızı işgal eden emperyalistler, Atatürk ve Türk milletinin inancı sayesinde büyük bir tokat yetmiştir. Bugün bizlerin üstüne düşen görevler açık ve nettir:

  • Emperyalizme karşı yine birlikte mücadele vererek, topraklarımızdan kovalamaktır. 
  • Türk milletinin birliğini sağlamaktır.
  • Atatürk devrimlerini korumak ve geliştirmektir.
  • Çağın gerisinde kalmayıp, ilerisine gitmektir.
  • Milli bilincimizi ayakta tutmak ve bu doğrultu da nesiller yetiştirmektir.
  • Aklımızı kullanmaktır.
  • Bilimi her şeyin önünde tutmaktır.
  • Kişisel çıkarlar değil, milletimizin çıkarlarını düşünerek büyük işler yapmaktır.
  • Her türlü tehdit ve teröre karşı vatan toprağını savunmaktır.
  • Türkiye Cumhuriyeti’nin medeniyet tarikatını bozmaya kalkacak her unsurla mücadele etmektir.
  • Cumhuriyeti korumaktır.
  • Ve en önemlisi gerçekten “Fikir Atatürk”ü anlamaktır.

Bugün  şanlı zaferimizin üstünden tam 97 yıl geçti. Mustafa Kemal Atatürk, düşman tarafından öldü denilen bir milleti diriltti, zafere inandırdı ve başardı. Savaşın seyri, milletin yoksulluğu, askerin yorgunluğuna rağmen Atatürk’ün deyimiyle, Türkler esareti kabul etmediler ve “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyerek canlarını ortaya koydular, bu ülkenin kaderini değiştirmiş oldular. Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarını, şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyor, tüm milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramını kutluyorum. Vatan onlara minnettardır.

 

KÖŞE YAZARLARI

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.