Aykırı Medya

Günümüz teknolojisi ve bilgi okur yazarlığı

Günümüz teknolojisi ve bilgi okur yazarlığı
50
23 Mart 2016 - 8:02

Geçen gün bir gazeteye göz atarken ülkemizdeki okur-yazar oranının hızlı bir şekilde arttığı ve %93 seviyesini geçtiğine dair bir haber okudum. Aslında bu oranın doğruyu pek yansıtmadığını, oranı arttırmak için yapılan çalışmalardan az çok biliyorum. Ancak böylesine ciddi bir konunun klasik bir Türkiye diplomasisi olarak ele alınmaması gerektiğini belirterek işin sadece okur-yazar vasfının kazanılması ile bitmediğin de altını çizmek istiyorum.

Okur- yazar dediğimiz kişi hem yeni teknolojileri yaratıcı şekilde kullanabilen hem de bilgiye ulaşabilen, bilgiyi kullanabilen, bilgi üretebilen ve iletebilen olduğu zaman biz ‘’Evet işte başardık’’ diyebiliriz. Bunun içinde ilk önce nasıl okuyup nasıl yazacak, ne okuyup ne yazacak, nereden okuyup nereye yazacak, okuyup yazdıkları ona nasıl fayda sağlayacak gibi çeşitli soruların cevabını içinde barındıran bilgi okur yazarlığından söz etmek gerekir.

Bilgi okur yazarlığı, ABD ve Araştırma Kütüphaneleri Derneği tarafından “bilgiyi bulmak, almak, analiz etmek ve kullanmak yetisi” olarak tanımlanmıştır.

İngiltere’de Chartered Institute of Library and Information Professionals tarafından yapılan bir diğer tanımlamaya göre ise “bilgi okuryazarlığı”; bilgiye ne zaman ve neden ihtiyaç duyduğunuzu, nerede bulabileceğinizi, nasıl değerlendireceğinizi ve etik bir biçimde nasıl ileteceğinizi bilmektir.

Geçmişten itibaren baktığımız zaman toplumların tarım toplumundan, sanayi toplumuna; sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçmesi ile beraber ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan yeni bir sayfa açılmıştır. Teknolojinin hızla gelişmesi, üretilen bilgi miktarındaki artış, bilginin öneminin ve bilgiye olan bağımlılığın artışı ile bilgi toplumuna geçiş aşaması başladı. Bununla birlikte bilgiyi en kısa yoldan en net biçimde paylaşmak için girişimler de kendini gösterdi. Bu bilgi, birikim ve girişimlerin sonucunda ise bugünkü teknolojik iletişim ve depolama araçları ortaya çıktı. Böylece artık bilgiye ulaşmak, kıtalar arası hatta gezegenler arası iletişim kurmak sıradan bir hal aldı.

Bugün elimize aldığımız bir telefon veyahut karşısına oturduğumuz bir bilgisayardan dünyayı yönetebilecek bir seviyeye geldik. Bilgi denilen şey ise artık parmaklarımızın ucunda. Hal böyle olunca bilgiye erişimin kolaylığı bir takım problemleri de beraberinde getirdi.

Bu problemlerin en başında ‘’Bilgi kirliliği’’ dediğimiz karmaşa dünyası gelmektedir. Televizyon, internet ve özellikle sosyal medya bu kirliliğin baş gösterdiği bir alan halini almıştır. Tabii bunun bir çok nedeni olmakla birlikte çoğunluğunun bilinçli olarak yapıldığı gerçeğini de es geçmemek gerekir. Televizyon kanalları reyting için, internet siteleri tık alıp para kazanmak için, sosyal medya kullanıcıları popüler olmak için yalan yanlış bilgi paylaşmaktadır. Veya biraz daha yumuşatmak gerekirse eksik ve özensiz bilgi aktarımı yapmaktalar.

Bilgiye ulaşmak isteyen kullanıcıların büyük bir kısmının yaptığı hata ise tek bir kaynakla yetinip gerekli araştırmaları yapmaya fazla vakit ayırmamaları olunca iş daha da kötüleşiyor. Çünkü buradan alınan eksik veya yanlış bilgi bir başkasına ‘’tam ve doğru bilgi’’ olarak aktarılınca zincirleme bilgi yanlışlığına yol açıyor. Bu da tabiri caizse bizleri kötü bir bilgi tüketicisi konumuna getirip zihnimizi allak bullak bir hale sokuyor.

Batı dünyasında mevcut teknolojik ilerlemeler bize göre çok daha öndedir. Hal böyle olunca bizim şu anda karşılaşmakta olduğumuz sorunlarla onlar çok daha önce karşılaşmışlar, bunlara uygun çözümler üretmişlerdir. Bilgi kirliliğini önlemek için bilgi okur yazarlığı dediğimiz anlayışı bireylere küçük yaşlarda aşılama çalışmaları yapmışlardır.  Şu anda hala ilköğretimden yükseköğretime kadar geniş bir alanda bu tarz öğretici programları geliştirip kullandıkları görülmektedir.

Çünkü batı, geleceğin başarılı bireylerinin bilgiye istediği zaman en net ve doğru şekilde ulaşabilen, bilgiye ulaşmada teknolojiyi kullanabilen, problem çözebilen ve kendi kendine öğrenebilen bireylerin olacağını çok daha önce keşfetmiş ve bu yönde çalışmalarına ağırlık vermiştir. Bu da demek oluyor ki başarının daim olması yaşam boyu öğrenmeye ve öğretmeye açık olmaktan, oda bilgi okur yazarlığının kazanılmasından geçmektedir.

Bir konuda araştırma yaptığınızı düşünün. O araştırmayı hangi şartlarda ve hangi planlama çevresinde yapıyorsunuz ?

Çoğunluğun yaptığı araştırma anlayışı internet arama motoruna aradığı şeyi yazıp önüne gelen ilk birkaç bilgiyi sorgulamadan kopyala yapıştır tekniği ile alıp doğru-yanlış ayırt etmeden ve hatta okumadan kullanmaktır. Bu da durumun vahimiyetini ve başarısızlığın nedeni gözler önüne sermektedir.

Bilgi okur yazarları ise bir konuda ufak bir araştırma yaparken bile doğru, net ve tam bilgi kullanımına özen gösterirler analiz yapmadan, teyit etmeden hiçbir bilgiye güvenmezler ve şöyle bir yol izlerler:

*Araştırmak veyahut bilgi edinmek istedikleri konuya kesinlik kazandırırlar.

Örneğin: Türk Dünyası ve Turan

*Araştırmaya başlamadan önce anahtar kelimeler belirlerler:

Örneğin: Türk, Türk Tarihi, Türk Coğrafyası, Türk Milliyetçiliği, Türkçülük, Turancılık vs

*Bilgi almak istenile kaynakların taraması yaparlar:

– kütüphane katalogları,

– ilgili ansiklopedi ve kitapların içindekiler sayfası

– internet,

– Çevrimiçi ve CD-ROM veritabanları,

– Dergiler

– Tezler

*İlgili kaynaklardan gelen bilgilerin tamamının taranması ve analiz edilmesi işlemini yaparlar

– Düzeyi uygun mu?

– Dili anlaşılır mı?

– İçindeki bilgiler güncel mi?

– Bilgilerin kaynağı gösterilmiş mi?

– Bu kaynaklar güvenilir mi?

– Bilgileri hazırlayanlar bu konuda uzman mı?

– Verilen bilgiler taraflı mı?

– Kapsamı sorularınızı cevaplamaya yetiyor mu?

*Taranılıp analiz edilen bilgileri seçme, ayıklama ve notlar alma aşamasını ekleyip, bilgilerin kaynakçasını hazırlarlar:

-Yazarın soyadı, adı. Yayının adı. Yayın yeri, yayıncısı, yayın tarihi vs

– Not alınan kaynakların bilgilerini bibliyografyayı (yararlanılan kaynaklar listesini) oluşturmak için ayrıca yazarlar.

* Son olarak Ortaya çıkan konuyu okuyup değerlendirirler.

-Konuyu tamamladıktan sonra okuyup ve eğer değerlendirecek kişi ben olsaydım mantığı ile, eleştirilerinin neler olacağını, konu ile ilgili cevaplandırılmamış soruların olup olmadığını anlamaya çalışırlar. Varsa eksiklikleri tekrardan giderirler.

İşte bu şekilde sistemleştirilerek yapılan çalışmalar daha verimli ve daha etkili olacaktır. Böylelikle elde edilen bilgiler daha öz ve güvenli olmakla birlikte yapılan çalışmalara da kaynaklık edebilecektir.

Ülkemizde 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı dahilinde bilgi okur yazarlığı konusunda çalışmalar yapılması konusu her ne kadar ele alınmış ve çeşitli ön çalışmlar yapılmış olsada bunlar yüzeysel kalmakla birlikte halka mal edilememiştir. Bugün özellikle üniversitelerin bazı bölümlerinde bilgi okur yazarlığından bahsedilse de bu bahsetme, bir dersin içinde kısa bir bölüm olarak ele alınmanın ötesine geçememiştir.

Biz bugün ülke olarak gelecekte başarılı olmak niyetinde isek, bunun bilgi okur yazarı bireyler ile mümkün olacağını idrak etmeli ve bu konuda gerek sokaktaki vatandaşı gerekse ilk okuldan yüksek okula kadar eğitim gören gençlerimizi bu konuda ciddiyetle eğitime tabi tutmalıyız.

Türk Milleti olarak ‘’Amacı olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez’’ ilkesinden yola çıkarak ‘’Amacı olmayan bireye hiçbir bilgi, teknoloji kar etmez’’ ilkesini benimsemeliyiz. İşte o zaman teknolojiye köle olan, bilgi kirliliğinde boğulan değil; Bilgi ve teknolojiyi yöneten, geliştiren, hakimiyet kurup ilerleten ve ilerleyen bir nesil inşa ederiz.

KÖŞE YAZARLARI

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.