Aykırı Medya

Ardahan’ın kent imgeleri

Ardahan’ın kent imgeleri
Tuğbanur Cengiz
Tuğbanur Cengiz( tugbanurcengiz@aykiri.com.tr )
65
11 Temmuz 2018 - 20:42

Bazı şehirleri ön plana çıkaran simgeler vardır. Şehirlere farklı anlamlar yükleyen, kimi zaman estetik duygularımızı kabartan bu yapılar, şehirlerin güzelliklerine güzellik katarlar. Dünyanın neresine giderseniz gidin, özellikle büyük şehirlerin sembolü olmuş pek çok simge çıkacaktır karşımıza.

Ardahan’da da her ilde olduğu gibi kendine has güzellikler mevcut. Bu değerler, doğal güzellikler şehrin birçok yerinde kullanılmış. En belirgin olanları elbette belediye amblemi ve otobüs firmalarının tercih ettikleri amblemler, isimler.

BELEDİYE AMBLEMİ

 

  1. Mavi sarmal: Gökyüzünün, nehirlerin rengini, genişliğini ve sonsuzluğunu sembolize eden mavi renk, Ardahan ve çevresinin yağışlı iklim kuşağını, 12 ay akan dere-çay, göl ve sulak alanları ile ilimizde doğarak şehir merkezinden geçen ‘ Kür nehri ‘ni ifade etmektedir.
  2. Yeşil sarmal: Renk dilinde yeşil; yeniden doğuşu, yenilenmeyi, sürekliliği, huzuru ve güveni ifade etmektedir. Ardahan coğrafyasının kesintisiz homojen, yeşil yapısını bitki çeşitliliğini kaliteli ve kapasiteli mera potansiyelini ve sarıçam ormanlarını temsil etmektedir.
  3. Kafkas ana arı: Ardahan, sakin, fedakâr, üretken bir arı ırkı olan Kafkas bal arısının gen merkezidir. Aynı zamanda kısa yaz sezonunda en yüksek üretkenliği, tedbirli olmayı minimum imkânlarla maksimum fayda elde etmeyi temsil etmektedir.
  4.  Kale: Ardahan kalesini Ardahan’ın Serhat şehri olduğunu özgür ve sağlam karakterli insanları vatanseverliği temsil eder. Ayrıca tarihi bir şehir olduğunu göstermektedir.
  5. 1921 tarihi: esasen yerel idarenin tarihi daha eskilere dayandığı bilinmekle beraber 1921 resmi kuruluş tarihidir.

 

ARDAHAN’IN GÜZELLİKLERİ

KALELER

Ardahan Kalesi:

Ardahan Kalesi çevresinde yapılan Prehistorik araştırmalar, (M.Ö. 3500-2000) Eski Tunç Çağı’na ait yerleşmenin varlığını ortaya koymuştur. Ardahan Kalesi, Osmanlı döneminde 16. yüzyıl ortalarında, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle inşa edilmiş ve günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Tarihi oldukça eskilere dayanan Ardahan Kalesi’nde yapılan kazılar bölgenin çeşitli krallıkların hâkimiyetine girdiğine göstermektedir.

Şehir merkezinin kuzeyindeki Halil Efendi Mahallesi ile şehir merkezini birbirinden ayıran Kura Nehri’nin hemen sol kıyısında bulunmaktadır. Kale mimari açıdan dikdörtgen planlıdır. Giriş kemerinin hemen üzerinde, yapıldığı tarih 1544 olarak yazılmaktadır. Dikdörtgen plan oluşturan sur duvarları, 745 m. uzunluğundadır. Baştanbaşa kare tabanlı ve çokgen planlı çok sayıda kule ile desteklenmiştir.

 

ARDAHAN KALESİ

Savaşır (Cancak) Kalesi:

Posof ilçesine bağlı Savaşır (Cancak) köyünün güneydoğusunda, üç yanı vadi ile çevrili sivri bir tepe üzerinde konumlandırılmıştır.

SAVAŞIR KALESİ

Kinzi Kalesi:

Ardahan’ın yaklaşık 30 km. batısında Bağdeşe (Kinzodamal) köyünün kuzeyinde, Bülbülan Yaylası’nın güneydoğusunda yer alan bir kaledir.

KİNZİ KALESİ

 Şeytan Kalesi:

Çıldır ilçesinin Yıldırımtepe köyü civarında olan bu kalenin, Ortaçağ’da yapıldığı tahmin edilmektedir. Çıldır’a 1 km. uzaklıktaki Yıldırımtepe köyünün yaklaşık 1,5 km. kuzeydoğusunda bulunan Karaçay Vadisi’nde oldukça sarp bir alana inşa edilmiştir.

ŞEYTAN KALESİ

Kazan Kale:

Ardahan’ın yaklaşık 12-13 km. kuzeydoğusunda, Kura Vadisi’nin nehrin akış yönüne göre sağında, vadinin sınırlandığı dil biçimindeki yükselti üzerinde yer almaktadır. Kesin tarihi bilinmeyen kale çevresinde, eski yerleşim izleri mevcuttur.

KAZAN KALESİ

Altaş (Ur) Kalesi:

Ardahan- Hanak karayolunun 18. km’sindeki Altaş (Ur) köyünün doğusunda yer alan sivri bir tepe üzerine kurulmuştur. Tarihi kaynaklarda sadece adı ve yeri belirtilen kalenin, ilk yapım tarihi kesin değildir. Ancak 7.- 8. yüzyıldan beri bu kalenin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

ALTAŞ KALESİ

Akçakale Ada Şehri Kalıntıları:

Çıldır Gölü’nün içerisinde yer alan Akçakale Adası, doğal güzelliklerinin yanı sıra, birinci derecede arkeolojik sit alanıdır. Çıldır ilçe merkezinin yaklaşık 27 km. güneydoğusunda yer alan Akçakale köyünün hemen batısında bulunan bir ada şehrine ait kalıntılardır.

 

KÖPRÜLER

Sarduri köprüsü:

En eski köprü örneklerine Anadolu’da rastlamak mümkündür. Türkler askeri hareket ve ticari nakliyat amacıyla Anadolu’da yol ve köprülere büyük önem vermişlerdir. Bu bakımdan Türkler, Anadolu’da köprü inşasında bir hayli başarılı olmuştur.
Ardahan ve çevresinde XIX. yüzyılın sonlarında inşa edilmiş birkaç köprü örneği bulunmaktadır. Ancak bu köprüler içerisinde şüphesiz en önemlisi, bölgedeki en eski köprü özelliğini taşıyan Çıldır-Taşköprü Köyündeki Urartu Kralı II. Sarduri’ye ait köprüdür.

SARDURİ KÖPRÜSÜ

Gülyüzü (Pekreşen) Köyü Köprüsü:

Çıldır ilçesinin yaklaşık 20-25 km. güneyindeki Gülyüzü (Pekreşen) köyünde, köyün güneyindeki dere üzerinde yer almaktadır. Kuzey-güney doğrultusunda inşa edilmiş bu köprünün orijinal topuk kısımları ve topuk hizasına denk gelen korkulukları Posof çayı üzerindeki köprü ile büyük bir benzerlik göstermektedir.

Günümüzde köprünün geçişi sağlayan yürüme zemini yıkılmıştır. Bunun yerine yakın tarihlerde, betonarme bir yürüme zemini yapılmıştır. Ancak sağlam kalan topuklar ve korkuluklar bu köprünün de Posof Çayı Köprüsü gibi çift gözlü olduğunu ve kemer köşeciklerinde de tahliye gözlerinin olabileceğini akla getirmektedir.

GÜLYÜZÜ KÖPRÜSÜ

TABYALAR

XIX. yüzyılda kalelerin önemini kaybetmesiyle birlikte Tabya denilen yeni askeri savunma yapıları ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devletinde de aynı dönemde, stratejik bakımdan önemli geçit yerlerinde, boğazlarda ve sınırlarda bu tür savunma yapılarına ihtiyaç duyulmuş ve Kırım savaşından sonra, Batum, Erzurum, Kars ve Ardahan’da bu tip savunma merkezleri meydana getirilmiştir.
Bu dönemde stratejik bir konuma sahip olan Ardahan’da tabyalar ile güçlendirilerek önemli bir savunma merkezi haline getirilmiştir. Burada yapılan Ramazan, Emiroğlu, Singer, Kaz, Kaya, Ahali, Düz, Mihrap Tabyaları ile Batum, Ahıska, Ahılkelek, Kars, Oltu ve dolayısıyla Erzurum yolları kontrol altına alınmıştı. Bu tabyalar Ardahan Kalesi’nin güney, doğu ve kuzeyinde şehre, kaleye ve Kura düzlüğüne hâkim konumdaydı. Bunların içerisinde en önemlisi Ramazan Tabyasıdır.

Ramazan Tabyası:

Ardahan il merkezinin 5 km kuzeyinde yer alan Osmanlı yapısı tabyanın 19. yüzyılın başlarında inşa edildiği bilinmektedir. 93 harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından önce yapılan tabya bu savaşta önemli bir rol oynamıştır. 2500 m. yükseklikte bir tepe üzerine yapılan tabya yeraltında kışlalar ve bunun etrafında toprak yığınlarından meydana gelmektedir. Yörenin en yüksek tabyası olup, U şeklinde inşa edilmiş ve şehri üç yandan gözetleme imkânına sahiptir.

RAMAZAN TABYASI

KİLİSE VE ŞAPEL KALINTILARI (GÜRCÜ İZLERİ)

KİLİSELER

Kilise kelimesi Yunanca ekkelisia kelimesinden gelmektedir.  Kilise kelimesi toplanmak anlamına gelmektedir. Bu kelime bizdeki cemaat ve cami kelimelerinin karşılığıdır. Hıristiyanların ibadet etmek için toplanmalarına mahsus olarak inşa edilen ibadethanelere de kilise denilmektedir.

Kiliselerden daha küçük ölçülerde yapılan ve umuma mahsus olmayan küçük kiliselere, bizim mescidin karşılığı olmak üzere şapel denilmektedir.

Ardahan ve çevresinde, kaynaklarda adları dahi geçmeyen Hıristiyan dönemi dini mimarisine ait, çok sayıda küçük şapel niteliğinde kilise bulunmaktadır. Büyük oranda tahrip edilmiş olan bu yapıların, yörede Bizans hâkimiyeti sırasında yaptırılmış oldukları tahmin edilmektedir.

Ölçek Köyü Kilisesi:

Ardahan’ın 15 km. doğusundaki Ölçek Köyü’nde yer alan bir kilise kalıntısıdır. Yapım tarihi tam kestirilemeyen bu kilisenin X.-XI. Yüzyıllardan kalmış olabileceği tahmin edilmektedir.

Kalıntılar oldukça harap durumdadır. Kilise yakınlarında, kare biçimli oyuğa sahip eski bir sunak taşı çevreye gelişi güzel atılmış bir şekilde durmaktadır.

Övündü (Vaşlop) Manastır Kilisesi:

Çıldır ilçesine bağlı Kurtkale beldesinin yaklaşık l km. kadar doğusundaki Övündü (Vaşlop) Köyünün 450-500 m. güneyinde bulunan vadide, Kura Nehri’nin akış yönüne göre solunda yer almaktadır. Bu kilisenin yaklaşık 150-200 m. kuzeyindeki kayalıkta ise eski mağara yerleşimleri bulunmaktadır.

Kesin yapım tarihi hakkında fikir yürütülmesinin güç olduğu ifade edilen bu kilisenin XI.-XII. yüz*yıllardan kalmış olabileceği düşünülmektedir. Kilise, yörede bulunan Hıristiyan mimarisine ait kalıntılardan farklı bir plan özelliğine sahiptir. Diğerlerinden farklı olarak ve çok programlı şekilde inşa edilmiştir. Küçük ölçülerde ele alınmış ve bir manastır kilisesi özelliği gösteren yapının iç mekânı, iki bölümden oluşmaktadır. İbadethane olarak düzenlenmiş olan güney kısım, tek katlı olarak inşa edilmiştir. Manastır odalarının yer aldığı kuzey kısım, iki katlı bir düzenlemeye sahiptir.

Yöre halkı, manastırın bir çevre duvarı ile çevrili olduğunu, alt katlarında ahır ve yemekhane bölümlerinin bulunduğunu ifade etmektedir. Ancak, bugün bu me*kanları tespit etmek güçtür.

VAŞLOP KİLİSESİ

Sensop Kilisesi:

Çıldır ilçesine bağlı Kurtkale beldesinin yaklaşık l km kuzeydoğusunda yer alan Akdarı (Çamorda) köyünün 5 km. kuzeydoğusundaki yüksek düzlükte ve eski bir yerleşim yerinin ortasında bulunmaktadır. Kesin yapım tarihi hakkında bir bilgi bulunmayan kilisenin X.-XI. yüzyıllardan kalmış olabileceği tahmin edilmektedir. Güney duvarı bugün tamamen yıkılmıştır. Ancak diğer duvarlar ve örtü kısmı sağlamdır. Girişinin güneyden olduğu anlaşılmaktadır.

Kilisenin kuzey yönü maşatlık olarak düzenlenmiştir. Ancak buradaki mezarlar kaçak kazılarla tahrip edilmiştir. Kilise çevresinde daha büyük bir yerleşime ait izler mevcuttur. Bu yerleşime ait taşlar üzerinde figürlü bezemelerin olduğu (kertenkele figürü) yöre halkı tarafından ifade edilmişse de, bezemeli herhangi bir taşa rastlanmamıştır.

ŞAPELLER

Ardahan Bölgesinde X.-XI. yüzyıllardan kalma çok sayıda kilise ve şapel yer almaktadır. Söz konusu kilise ve şapellerin Kıpçak-Gürcü hâkimiyeti sırasında inşa edildiği sanılmaktadır. Bu yapıların, Osmanlı hâkimiyeti döneminde onarılarak bölgedeki Hıristiyan halk tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Kiliselerin dışında, küçük kilise diyebileceğimiz şapellerin ise şunlar olduğu söylenebilir:

Ardahan şehir merkezinin kuzeydoğusunda ve merkezde kilise mevkiinde iki ayrı şapel, Ölçek-Tulumba Mezrası Şapeli, Kazankale’nin güneyindeki şapel, Akyaka (Koduz hara) Şapeli, Yalnızçam yaylasında iki ayrı şapel, Sarme köprüsü yakınındaki şapel, Çakıldere köyü yakınındaki şapel, Uğurlutaş’ta (Dört Kilise) üç ayrı şapel, Budaklı (Cicor) Şapeli, Kotanlı (Sikheref) Şapeli, Gülyüzü (Pekreşen) Şapeli, Şeytan Kalesi Şapeli, Kurtkale beldesinin güneyindeki şapel, Kurtkale Şapeli, Börk Köyü Şapeli, Çak Kalesi yakınında iki ayrı şapel, Çambeli Şapeli, Al Köyü Şapeli.

Yukarıda isimlerini verdiğimiz şapellerin hemen hepsi tamamen harap haldedir. Günümüze çok az olmakla birlikte yine de kalıntıları kalmıştır.

Kaşar peynir;

Ardahan’da değişik kapasitelerdeki süt işletmelerinde imal edilerek yurdun dört bir yanına ihraç edilen kaşar peyniri ilimizin sembolü haline gelmiştir.  İlimizde süt üretiminin önemli bir bölümü kaşar peyniri yapımında kullanılmakta ve yöre halkı için önemli bir gelir kaynağı olmaktadır. İlimizde üretilen kaşar peynirinin ortalama %80’i il dışına satılmaktadır. 2002 yılı içerisinde  il genelinde toplam 3600 ton civarında kaşar peyniri üretilmiştir.

Yüksek kaliteli protein, kalsiyum, riboflavin ve A vitamini yönünden son derece zengin olan Ardahan kaşar peyniri kalite, lezzet ve dayanıklılık olarak kendine has özellikler taşımaktadır.

Ardahan kaşarına bu özellikleri sağlayan olgu, yapımında kullanılan süt ile ilgilidir. Ardahan kaşar peynirinin yapımında dışarıdan herhangi bir ham madde (süt tozu, krema vs.) ilavesi yapılmamakta, tamamen kaynağından ve birinci elden alınmış taze sütler kullanılmaktadır. Bölge hayvancılığı tamamen doğal şartlarda yapıldığından sütün bileşimini birinci dereceden ilgilendiren yem materyalleri de tamamen doğal vejetasyondur.

Hayvan beslenmesinde sanayi atıkları kullanılmamaktadır. Sütün bileşimini etkileyen antibiyotik türü ilaçların hayvanlarda kullanılmaması sütte kalıntı oluşturmasını engellemektedir.
Bu nedenle Ardahan kaşar peyniri; yapımında kullanılan sütün tamamen doğal çayır ve mera otları ile beslenen ineklerden alınması, sadece inek sütünün kullanılması, yöreye has bitki florasının sağlamış olduğu mineral madde yüksekliği, A vitaminince zengin oluşu gibi temel nedenlerden dolayı kendine has koku, lezzet ve yapım tekniklerinden kaynaklanan dayanıklılığa sahiptir.
Ardahan kaşar peynirinde kuru maddenin içermiş olduğu yağ oranı TSE’nin belirlemiş olduğu oranların üzerindedir. Ardahan kaşarı tam yağlı peynir olup, 100 gram kuru maddesinde normal standardı olan 45 gramdan daha fazla yağ içermektedir.

ÜNİVERSİTE AMBLEMİ

Ardahan üniversitesi ambleminde Orta Asya ve Kafkasya halkları tarafından sıkça kullanılan koşbaşı simgeden kompoze edilmiştir ve ortasında insan figürü mevcuttur. En dışında ise; büyük bir kar tanesi, mavi ve beyaz renk vardır.

Bunların sırasıyla anlamları şu şekildedir;

Koçbaşı;

Orta Asya ve Anadolu’da sıkça kullanılmaktadır. Halı, kilim vb. işlemelerinde sıkça rastlanmaktadır.Koçbaşı Umay ana ve maral anaya karşı duyulan saygıyı da ifade eder. Ölümden yaşama geçmeyi, umudu, insanlığın yaşama azmini simgeler. Her şey bittiğinde bile yeniden bir dirilişin olduğunu ifade eder. Burada kullanılmasının amacı bölgedeki kültür çeşitliliğini ifade eder. Oğuzların alfabesindeki ra, re harfini sembolize eder. Bu birlik ve bütünlük demektir. Bölgedeki etnik çeşitliliğin varlığına rağmen birlik mesajı verir.

Kar tanesi;

tek başınalığı, biricik olmayı, masumiyeti, başkasına benzememeyi( ki bu insan çeşitliliğini simgeler.) ifade ettiği gibi bölgenin iklimini de gösterir. Aynı zamanda farklı kültürlerin birbirine dokunmadan birlikte yaşaması gerektiğini de ifade eder.

İnsan figürü ve üzerindeki nokta;

insanın bildiklerinin bilmedikleri yanında bir nokta kadar olduğunu, her şeyin bir nokta ile başladığını ifade eder. İnsan merkezli bir yaşam felsefesini simgeler.

Mavi renk;

göksel bir kutsiyeti, masumiyeti ifade eder.

Beyaz renk;

şeffaflığı, bilimin ışığını sembolize eder.

TURİZM ŞİRKETLERİNİN KULLANDIKLARI AMBLEMLER;

Ardahan’ın yerel firması; Karaca Ardahan:

Bölgedeki bu firmada Çamlıçatak ormanlarında yaşayan ve soyu tükenmekte olan karaca geyiğin boynuzları kullanılmıştır.

KARACA GEYİK

 

Ardahan’ın 2. Yerel firması; Serhat Ardahan:

Burada Ardahan’ da bolca yapılmakta olan büyükbaş hayvancılığı anımsatması amacıyla kullanılmış. Aynı zamanda yaylacılık faaliyetleri ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliği neredeyse tek geçim kaynağı olması sebebiyle bu il için oldukça önemlidir. Ardahan’ da sıkça karşılaşabilirsiniz bu figürle. Bu firma boğa figürünü kullanmış. Özellikle boynuzlarını ileri doğru uzatan boğa figüründe firma bir nevi gövde gösterisi yapmış bulunuyor. Güven, güç ve iyi hizmet izlenimi vermeye çalışıyor. Serhat kelime manası olarak; sınır boyu demektir. Bu isim ile Ardahan’ın coğrafi konumu belirtilmiştir.

 BOĞA

 

ARDAHAN’ DAN ALINABİLECEK HEDİYELİK EŞYALAR

Bu tarz ürünler şehri hatırlatması açısından oldukça önemlidir ve ikonlaşmıştır. Bu bölgede yaşayan kadınların geneli eve destek olmak, gün içinde bir eğlence yaratmak, hoşça vakit geçirmek amacıyla el yapımı bebekler yaparlar. Bu bebekler nesilden nesile öğretilerek gelmiştir. Ardahan içinde Damal bebekleri olarak bilinse bile Ardahan dışında genel olarak Ardahan bebekleri olarak anılmaktadır. Bu bebekler yöreye ait kıyafetlerle giydirilmiş o yörenin insanına ait özellikleri barındırmaktadır.

KÖŞE YAZARLARI

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.