Türkiye'de Eğitim: Tedbir, Suç, Cinayet

TAKİP ET

Eğitimci M. Esad Kıraç, Türkiye'de son zamanlarda eğitim sisteminde yaşanan sorunlar ve disiplin cezalarındaki yetersizlik üzerine bir yazı kaleme aldı.

Cinayet

Disiplin Yönetmeliği Ne Diyor?

Hadi hep birlikte bir varsayımda bulunalım... 

Evladınız, kardeşiniz yahut yeğeniniz liseye giden bir öğrenci… Üstelik gayet de çalışkan bir genç. Problem şu ki sınıfta bir arkadaşı var ve ondan hep şikâyetleniyor. O çocuk ise sınıfta sık sık bağırıyor, dersin düzenini bozuyor yahut derste belirli problemler çıkarıyor. 

Böyle bir durumda dersi işleyen öğretmen neler yapabilir buyurunuz anlatayım. Milli Eğitim Bakanlığının disiplin mevzuatına göre durum şöyle:  

Eğer öğrenci okul kıyafetine uymuyorsa, dersin akışını kesiyor, okulu kirletiyor yahut arkadaşlarının eşyasını izinsiz kullanıyorsa hatta okula müstehcen içerikler getirip arkadaşlarına gösteriyor belki de gizlice okulda kumar oynatıp bir de her sınav döneminde kopya çekiyorsa disiplin mevzuatına göre bu öğrenciye reva görülen ceza yalnızca kınama cezasıdır. 

Yani sizin evladınızla aynı sınıfta bulunan bu çocuk yukarıdaki ahlaksız davranışları yaptıktan sonra küçük bir kınama cezasıyla kurtulup tekrar aynı sınıfa girebiliyor. Evladınız onu gördükçe sinirleniyor, derse ve okula karşı motivasyonu düşüyor fakat nafile… Öğretmenin ve idarenin elinden gelen şey yalnızca kınamaktır. İnanmayanlar Disiplin Yönetmel Madde 164’e bakabilirler. 

Bu öğrenci bu kadar ahlaksız davranışta bulunup kınama cezası aldıktan sonra maalesef halen sınıfta. Dolayısıyla içinden ‘’Hiçbir şey olmadı, yine sınıftayım.’’ diye düşünerek iyice rayından çıkıyor.  

Bu defa ona kınama cezası veren öğretmenlerine ve onu şikâyet eden arkadaşlarına kafayı takıyor. Sınıfta arkadaşlarına küfrediyor, sosyal medyada ve okulda ise öğretmenlerine küfrediyor. Sorun olduğunda da ‘’Hocalar bana taktı, benimle kafayı bozdular.’’ diyor. Sonra da kafasının attığı bir gün dışarıda alkol içip okula geliyor ve sınıftaki arkadaşlarından birini, belki de evladınızı, dövüyor. 

Disiplin kurulu toplanıyor ve bu defa çok sert bir ceza gelecek diye bekliyorsunuz. Disiplin mevzuatı gereği en fazla 5 gün okuldan uzaklaştırma cezası veriliyor çocuğa. Tabi bu çocuk 5 gün okula gitmeyeceği için mutlu bile oluyor. Bir yandan da kendi içinde okula, arkadaşlarına ve öğretmenlerine iyice kuruluyor. 

Bu esnada sınıfta harika ders işleniyor ve öğretmenler de o sınıfa daha rahat giriyorlar. 5 gün bitince sonraki pazartesi okulun ilk günü bu çocuk tekrar okula başlayıp sınıfa giriyor. 

Bir gün önceden bir yakınından bulduğu silahı çantasına sokup okula giriyor. Önce okulda gizlice uyuşturucu içiyor sonra da arkadaşlarının eşyalarını çalıyor. Bu esnada bir arkadaşına yakalanınca çantasından silahı çekiyor fakat silah tutukluk yapınca ateş edemiyor. 

Mevcut durumda Disiplin Mevzuatına göre bu öğrenci ne oluyor biliyor musunuz? Elbette okuldan atılmıyor. Yalnızca okul değiştirme cezası veriliyor. Yani MEB diyor ki bu çocuk gitsin biraz da başka okulda başkalarının evlatlarına sıkıntı versin. 

Bir de bunlara ek olarak suç işleyen ve bundan dolayı ceza verilmek istenen öğrencinin velisi, çocuğunun kusursuz olduğu konusunda ısrar edip önleyici cezanın işleme konulmasını engellemeye çalışıyor; idareyi ve öğretmenleri tehdit ediyor. Hâlbuki Türkiye’de kaç tane veli ya da öğretmen, yüksek makam sahibine karşı gelebilir? Dolayısıyla özellikle okul ortamında unvan sahiplerinin çocukları bir soruna yol açtığında, velilerinin ikna süreci çok daha zor oluyor. 

Peki diyelim süreç işlemeye devam etti. Öğrencinin okuldan atılması için ne yapması lazımdı? 

Disiplin Mevzuatımızın 164.Maddesi 4.Bendine göre bu öğrencinin okuldan atılması için şunları yapması gerekiyor:

1- Okulda uyuşturucu satması.

2- Silahı taşıması yetmez; ateş etmesi, birini yaralama ya da öldürmesi.

3- Okulda çete kurması.

4- Arkadaşlarına işkence etmesi ya da cinsel istismarda bulunması.

5- Vatana, millete ya da bayrağa sövmesi. 

Yani efendim demem o ki bir öğrencinin okuldan atılması için alenen suç işlemesi gerekiyor. Eskiden önce tedbir sonra suç gelirdi. Şimdi ise suç, tedbirden önce geliyor. Eğer bu suç bir cinayetse iş işten çoktan geçmiş oluyor. 

Okullarda Güvenliğimiz

Şimdi gelelim bir diğer mevzumuz olan güvenlik meselesine. İçinizden bazılarının ‘’Ya hu bütün bunlar olurken güvenlik nerede?’’ dediğini duyar gibiyim. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki okullardaki güvenlikleri MEB atamıyor. Bu kişilerin maaşları okullardaki döner sermayeden ödeniyor. Döner sermayenin içinde neler var? 

1- MEB’in okullara gönderdiği cüzi harçlık.

2- Bağışlar

3- Okul Aile Birliği

4- Okul Kantini Kira Gelirleri

Dolayısıyla Türkiye’de pek çok okulun çok az bağış aldığını ya da alamadığını kolaylıkla tahmin edebiliriz. Bundan dolayı da pek çok okulda güvenlik bulunmuyor. Okulların bahçeleri bazı geri kalmış bölgelerde tehlikeli kişiler tarafından buluşma mekânı olarak kullanılıyor. Böyle bir durumda da doğal olarak yüzlerce istenmeyen durum peydah oluyor. 

Peki ya çözüm nedir?

Maalesef bunun binlerce çözümü var. Bir meselenin binlerce çözümü olunca doğal olarak çözümsüz bir mesele oluveriyor.  

Türkiye’de bir eğitim sorunu var, buna yalnızca öğrenci değil aile eğitimi de dahildir. Ciddi bir eğitim yönetimi problemi var. 

Maalesef bir ahlak problemi var. Bunlara bağlı olarak liyakat problemi var. 

Yani efendim bir ya da birkaç kişinin istifasıyla çözülecek bir mesele değil. Eğitim devamlılık ister ve bu devamlılık içinde taban bulup yükselmek ister. Türkiye’de maalesef bunlar mevcut değil. 

Bunlar yetmiyor gibi zorunlu eğitimi dayatıp çocuk birini öldürmediği müddetçe okul okul gezdiren bir Disiplin Yönetmelik’i var. En azından şu Yönetmelik değiştirilerek işe başlanabilir. 

Fakat her şeyden evvel zihniyetin değişmesi gerekir bu da en zor süreçtir. 

Öğretmenlerin kafasında Demoklesin Kılıcı gibi sallanan CİMER, öğrencilerin avucunda oyuncak olan eğitimle biz ancak söyleniriz. Ez cümle şudur ki ben de bir eğitimci olarak sıkça duyarım: ‘’Öğrenciliğin zor olduğu yıllarda öğrenciydik şimdi de öğretmenliğin zor olduğu yıllarda öğretmenlik yapıyoruz.’’ 

Allah bütün öğretmenlerimize ve evladının eğitimine önem veren bütün velilerimize sabır versin. 

Milletimizin başı sağ olsun.