Osimhen'in hayatından dram çıktı!
Galatasaray'ın golcü oyuncusu Victor Osimhen, doğup büyüdüğü köyünden dünya çapında bir golcü olmaya kadar uzanan hayatının en özel anlarını anlattı.
Galatasaray'ın golcü oyuncusu Victor Osimhen, doğup büyüdüğü köyünden dünya çapında bir golcü olmaya kadar uzanan hayatının en özel anlarını anlattı.
Victor Osimhen: "Lille’e transfer olduğumda, babamın sağlığı iyice bozulmaya başladı. Sürekli uzaktaydım. Sonra COVID’in başlarında hastaneye kaldırıldı. Ben Fransa’da, tamamen yalnız kalmıştım. Futbol durmuştu. Havalimanları kapalıydı. Nijerya’ya özel bir uçuş ayarlaması için menajerimi arayıp duruyordum. Hatta havacılık otoritelerinden iniş izni bile almıştım. Tek ihtiyacım olan şey, kulübün ve menajerimin gitmeme izin vermesiydi
Bekliyordum, bekliyordum, bekliyordum.
O ise giderek kötüleşiyordu.
Sonra paniklemeye başladım. Her saat başı arıyor, yalvarıyordum.
Ama işte o zaman futbolun karanlık yüzünü anlamaya başladım. İş tarafını.
Olay şu ki, beni satmak istiyorlardı. Bir transfer konuşuluyordu. Bu yüzden eski menajerim bana sürekli, ‘İşler karmaşık. Bekle. Sadece bekle,’ diyordu.
Delirmek üzereydim. Uyuyamıyordum. Bir sabah uyandım ve duş almak için telefonumu aşağıda bıraktım.
Asla unutmayacağım; duştan çıktım, yatağımın yanında her zaman duran annemin bir fotoğrafı vardı. Fotoğrafa baktım ve içime bir his çöktü. Ağlamaya başladım. Şunu düşündüm: Bir şeyler yolunda değil. Hiç değil.
Aşağı indim ve ailemden 20 cevapsız arama olduğunu gördüm. Kardeşimi FaceTime’dan geri aradım ve bana, ‘Kaybettik’ dedi.
Sonra kamerayı çevirdi ve babamı gösterdi.
‘Veda etmen lazım…’
Telefonu fırlattığımı hatırlıyorum; tamamen kontrolümü kaybettim. Evin altını üstüne getirdim. Her şeyi kırdım döktüm. Kendimde değildim. Çıkardığım gürültü yüzünden komşularım kontrol etmeye geldi. Komşularımı çok severim; Fransa’da yalnızken benim için bir aile gibiydiler. Adam beni sakinleştirmeye çalışıyordu, yaşamak için hâlâ çok şey olduğunu söylüyordu.
O gün 6–7 saat boyunca yanımda kaldı ve muhtemelen aptalca bir şey yapmamı engelledi.
İçimi en çok acıtan şey suçluluk duygusuydu. Çünkü babamın bütün çocukları ve torunları yanındaydı.
Yanında olmayan tek kişi bendim.
Çok öfkeliydim. Patladım.
Şöyle düşündüm: ‘Eğer futbol buysa, ne anlamı var? Ben sadece ailemin yanında olmak istiyorum.’
Eski menajerimi aradım ve, ‘Babamı defnetmeye gidebilir miyim?’ dedim.
O da, ‘Git. Ama cuma günü geri dön,’ dedi.
‘Cuma mı? Futbolun cehenneme kadar yolu var,’ diye düşündüm.
Eve uçtuğumda, belki de bir daha asla futbol oynamayacağımı gerçekten düşündüm. Her şeyden tiksinmiştim.
İnsanlara hep söylerim: ‘Her şeyi gördüm, kardeşim. Gerçekten her şeyi gördüm.’
Ama bunu söylediğimde ne demek istediğimi tam anlamıyla anlamıyorlar.
Sadece bir çöplüğün yanında büyümekten bahsetmiyorum.
Elektriksiz büyümekten de bahsetmiyorum.
Gerçekten kaybetmekten bahsediyorum. Bu çok derin bir şey."