Kemal Kılıçdaroğlu ve Temel Karamollaoğlu, Kütahya'da vatandaşlarla bir araya geldi
Kemal Kılıçdaroğlu Kütahya'da halkla bir araya geldi.
Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayı, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Kütahya’da Millet Buluşması'nda vatandaşlarla bir araya geldi.
Saadet Partisi’nin Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun açıklamaları şöyle:
“Pazar günü seçime gidiyoruz. Savaşa kavgaya gitmiyoruz. Ülkemizi kimin yöneteceğine karar vermek için sandığa gidiyoruz. Bu ülkeyi yönetmekte başarı gösteremeyenlere artık razı değiliz bunu kanıtlamak için sandığa gidiyoruz. İktidar kaybedeceğini anladı. Bundan dolayı da bir korkuya kapıldı. Ne edeceğini insanı nasıl ikna edeceğini bilemiyor. Her türlü yalan, iftira tek seçim malzemeleri haline geldi. Allah nasip ederse bu seçimde bu iktidar gidecek. Yerine de sizi bugün içine sürüklendiğiniz ekonomik sıkıntılardan kurtaracak Millet İttifakı gelecek. İstediğimiz şey adalet. Adalet devletin temelidir. Ne olursa olsun. Adaleti tesiste kararlıyız. Hakkı da hukuku da adaleti de tesis edeceğiz. Bir yerlerde öyle menfii propagandalar yapıyor ki aklım almıyor. Adeta bu meseleyi bir iman meselesi haline getirmek istiyorlar. Bizler Müslümanlar inançlı insanlarız ama inanç adaleti hakkı dürüstlüğü gerektirir. Kimseye yalan söylememeyi tasarrufu adil olmasını gelirlerin temin etmesini gerektirir. Bir taraftan da haram yiyeceğiz sonrada hakka tevessül edeceğiz. Yok efendim… Saraylar yapılarak Türkiye güçlenmez. Bin kişilik sarayda oturacaksın…. Bizimkiler evde oturmayı sindiremiyorlar. Bu ülkenin problemleri saraydan çözülmez… Sarayda oturduğun zaman gariban umurunda değil senin bilmiyor muyuz? 1950’lerde kurulan azot sanayii ne oldu? o zaman Azot sanayiinde bin 500 3 bin insan çalışırdı şimdi 150 200 kişi kaldı diyorlar… Kütahya’nın maden zenginlikleri nasıl değerlendirilecek. Tasarrufa gideceğiz. Yolsuzluğa tevessül etmeyeceğiz. Yanlış israfa kaçan yatırımlar da yapmayacağız. Biz verimli yatırımlara tüm kaynaklarımızı tahsis edeceğiz. ‘Nasıl oldu da kısa sürede ülkemiz ayağa kalktı?’ diyeceksiniz.
Son 3-4 günün badireli geçeceğini görür gibiyim. İftiraların yalanın sonu gelmeyecek. Ama siz gerçekleri görüyorsunuz. Sandığa da sahip çıkarsak sandıklarda bir patlama meydana gelecek.
Ne pahasına olursa olsun sınırlarımızı değiştirmek isteyenlere izin vermeyeceğiz. Teröre de prim vermeyiz anarşiye de prim vermeyiz. biz aile yapımızı da koruyacağız.
Sağlıkta endişemiz olmayacak. Sağlık sigortası ver yok gibi bir ikilem ortaya çıkmayacak. Bundan önceki seçimlere giderken kendi yüzde 100 ürettiğimiz arabanın uçağımızın tanıtımını yapmıştık. Nerede bunlar. Şimdi hayal kurarak üretilen her ürün yüzde yüz yerliymiş gibi size takdim etmeye çalışıyorlar. Allah nasip eder de iktidara gelirsek hem savaş hem yolcu uçağını en geç 1-1.5 yıl içinde biz bunu yaparız. Tankımız yürüdü dediler. Pakistana satabiliyor musun? Satamıyorlar. Çünkü motorunu verenler satılmasını istemiyor. Kendi arabamızı da üreteceğiz. Üzerinde herhangi bir tereddüt olmayacak. Bunlar sizler için fayda sağlayacak."
Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamasının satır başları şöyle oldu:
"Emeklilere de sözüm var. Ta 2015'ten bu yana sözüm var. 'Emeklilere Ramazan, Kurban bayramında asgari ücret kadar birer maaş ikramiye verin' dedim. Bir süre laf ettiler, bin lira verdiler. Bay Kemal bunu yeterli görüyor mu? Allah nasip eder sizlerin oylarıyla cumhurbaşkanlığına oturduğumda emekliler Kurban bayramında aylıklarını almaya gittiklerinde 15 bin lira bayram ikramiyesini görecekler, söz veriyorum, söz.
Şimdi diyorlar ki 'parayı nereden bulacaksın?'. 27,5 yıl devlette çalıştım. Devletime hizmet ettim. 27,5 yıllık bürokratik hayatımı incelediler, 'acaba bir şey bulabilir miyiz?' diye. Toplu iğne ucu kadar bir şey bulamadılar. Çünkü bay Kemal kul hakkı yemez ve yedirmez."
"EN BÜYÜK GÜNAHA KİMSE ORTAK OLMASIN"
"Kul hakkı yemek en büyük günahsa bu günaha kimsenin ortak olmaması lazım. Yiye yiye doymadılar! Soyulan bir devlet değil, kendi vatandaşına hizmet eden güzel bir devlet istiyoruz. Hiç kimsenin açıkta kalmadığı, aç kalmadığı devlet istiyoruz.
Ben emekliye 15 bin lira vereceğim derken parayı nereden bulacaksın diye soruyorlar. Sen yandaş için çalışıyorsun bay Kemal vatandaş için çalışıyor. Adaletin olmadığı bir toplumda huzur olmaz. Devletin dini adalettir. Bir ailenin çocuğu işsizse adaletsizlik var demektir. Biri yiyor biri bakıyorsa orada adaletsizlik var demektir. Adaleti sadece mahkeme salonlarında değil her yerde sağlayacağız."
Gençler vallahi sizin için çalışacağım, billahi sizin için çalışacağım. Hiç endişe etmeyeceğim. Sevgili gençler benim saraylarda oturma gibi merakım yok ve hiç gitmeyeceğim. Ben Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün mütevazı Çankayasına gideceğim. Ben sizden birisiyim. Benim rahmetli annem okuma yazma bilmezdi. Büyük ablam da okuma yazma bilmez. 7 kardeşten üniversiteye giden sadece benim. Rahmetli babamın 7 çocuğuna bir bayramda bütün çocuklarına ayakkabı aldığını hiç görmedim. Sizler gibi yaşıyorum. Benim mutfağımı da zaten üç aşağı beş yukarı hepiniz biliyorsunuz. Sizin derdinize ortak olmadıkça bu memleketin sorunları çözülmez.
Sizin gibi yaşadığınız zaman vatandaşın derdine çare üretebiliriz. EYT'liler çözülecek, emekliler çözülecek, taş atan eller değil kalp yapan eller kazanacak diyorsunuz. Taş atanlar korkularından atıyorlar. Yiğit adam varsa farklı düşüncesi çıkar karşıma, dünya kadar televizyonu var oturur beraber tartışırız, cesaret ister. Bay Kemal'in önüne çıkmak için kul hakkı yememek lazım, yolsuzluk yapmamak lazım.
Araştırıyorlar bir şey bulabilir miyiz diye, yemezler. Çiftçiler üretenler, üretenlerin de hakkını teslim edeceğim. Üretenler, bakın Allah aşkına yahu çok güzel bir ülkemiz var. Dağları, ovaları, yaylaları, çalışkan insanlarımız var. Güneşimiz, bereketli yağmurlarımız, nehirlerimiz var. Et, canlı hayvan, buğday, arpa, yulaf dışarıdan geliyor. Herşey dışarıdan geliyor. Niçin? Bunları biz üretemiyor muyuz? Çiftçiyi toprağa küstürmeyeceğiz. Hakkını ve hukukunu teslim edeceğiz.
Hiçbir üreticinin zarar etmeyeceği modeli inşa edeceğiz, göreceksiniz. Bütün taşeron işçilere kadro vereceğiz. Devlet taşeron çalıştırmaz. Devlet ya işçi ya memur çalıştırır. Sözleşmeli öğretmen olmaz. Öğretmen öğretmendir. Başımızın üstünde yeri vardır.
Milyonlarca kişi açlık sınırının altında ücret alıyor. Oysa devletin imkanları var. Türkiye düşündüğünüzden daha zengin ülke. Türkiye'nin kaynakları birilerine gidiyor. Onların tamamını düzelteceğim. Bu ülkeye huzuru, bereketi getireceğim. Ama bunu ben tek başına yapamam, birlikte yapmak zorundayız.