Kemal Kılıçdaroğlu: "Avrupa Birliği'nin yolu Can Atalay'dan, Osman Kavala'dan, Selahattin Demirtaş'tan geçiyor. Bunları serbest bırakacak mısın?"

TAKİP ET

Partisinin grup toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı eleştiren CHP lideri Kılıçdaroğlu, İsveç'in NATO üyeliği için, "Biden telefon etti, Erdoğan 180 derece döndü" dedi.

Vatandaşlarımın zor durumda olduğunu biliyorum. Neden sesiniz daha gür çıkmıyor diye sitem ettiklerini de biliyorum. Biz sesimizi çıkaracağız ama 25 milyonu artırmak şartıyla. Bugün şikayet eden, AK Parti'ye oy veren kardeşimi birininin ziyaret etmesi lazım. Diğer arkadaşımın da konuşması lazım. Vatan sadece benim vatanım değil hepimizin vatanı. Tarihin bize yüklediği bir sorumluluk var. Benim sıkıntım varsa, benden zor durumda olan vatandaşın da sıkıntısı var. O zaman o sıkıntıyı bile bile kendisine verilen sözlere kanarak ve 'biz size çok güzel Türkiye armağan edeceğiz' diye yola çıkıp soykırım ekonomisi uygulayan siyasal iktidara asıl oy verenlerin ders vermesi gerekiyor.

Biz, partimizin geleneği, kim dara düşerse onun kimliğini, inancını, görüşünü sorgulamadan onların yanında oluruz.

Sen daha önceden Suriye'deki dramı sonlandırmak için neden elinden geleni yapmadın? bu nedenle CHP'nin çizgisi doğrudur.

Cezaevlerimiz tıka basa dolu. Doktorundan hakimine gazetecisine.... Hatay Milletvekili Can Atalay hala içerde. Merdan Yanardağ hakkında hiç bir yargılama kararı olmamasına rağmen içerde. Bunlar antidemokratik ülkelerde yaşanan olaylardır. Biz bu demokrasi mücadelesi yolunda çalışmaya devam edeceğiz. Haber amacıyla ya da eleştiri amacıyla yapılan açıklamalar suç kabule dilemez, basın özgürlüğüdür. 2019'da bunlar parlamentoya adli reform getirmişlerdi. Temel hedef şuydu, 'haber amacıyla, eleştiri maksatlı açıklamalar suç kabul edilemez'. Ama şu an suç kabul ediliyor. Basın hürdür, sansür edilemez. Dünyanın bütün demokrasilerinin kabul ettiği temel ilkedir.

İsveç'in NATO'ya üyeliği dolayısıyla terör örgütü mensuplarını koruduğu, ülkesinde tuttuğu için Türkiye 'biz NATO'ya üyeliğini kabul etmiyoruz' dediler. 'Asla üye olamazlar' diye açık ve net ifadeler kullanıldı. İsveç, geri adım atmadı. Bizim kutsal kitabımız Kuran'ı yaktılar. Ona da iktidar kanadı yeterince tepki göstermedi. Biden telefon etti Erdoğan'a. Erdoğan birden bire 180 derece döndü, İsveç'in NATO'ya girişine evet diyeceğiz, Meclis'e getireceğiz dedi. Bir devlet böyle yönetilir mi? Kardeşim, bunlar teröristleri serbest bıraktı mı? Senin dediklerini yaptılar mı? Teröristleri hala koruyorlar mı? Dün hayır diyordun bugün neden evet dedin? 'Bize AB'de destek verecek' Dünyadan haberi yok. Orası NATO kardeşim, AB değil. AB ayrı NATO ayrı. AB'deki toplantıya seni davet ediyorlar mı? Yalan üzerine politika... Bu kabul edilemez.

AB'nin demokratik standartlarını yerine getirmezseniz sizi AB'ye almazlar. Kendi ülkene demokrasiyi getiriyor musun? Demokrasinin, AB'nin yolu, Can Atalay, Osman Kavala, Merdan Yanardağ, Hakan Altınay, Mücella Yapıcı, bunlardan geçiyor. Bunları serbest bırakacak mısın? Yine AB'nin yolu Demirtaş'tan, Emine Şenyaşar'dan geçiyor. Bunları yapacağına söz verdin mi? AB'nin yolu Diyarbakır'da tutuklu gazetecilerden, Cumartesi Anneleri'nden geçiyor. Diyarbakır anneleri neyse, Cumartesi anneleri de odur. Bütün annelerin başımın üstünde yeri vardır.

Memleketi cehenneme döndürüyorsun, telefon geliyor koşa koşa gidiyorsun. Nass diyorsun, bütün söylediklerini inkar ediyorsun. Sonra İsveç'in NATO üyeliğini kabul ediyorsun. Meclis'te ne diyecekler merak ediyorum.

Devlet adaletle yönetilir. Devletin dini adalettir. Adaletin olmadığı yerde haksızlıklar, hukuksuzluklar olur.