Irak'ta neler oluyor! Türkmenler yok sayılıp, Kürtçe ve Arapça resmi dil yapılmak istendi

TAKİP ET

Irak Türkleri Derneği Başkanvekili Eyüp Kerem, Irak'ta yaşanan son gelişmeleri kaleme aldı. Kerem, Irak'ta Türkmenlerin yok sayılarak Kürtçe ve Arapça'nın resmi dil yapılma girişimini anlattı. İşte Kerem'in o analizi:

Irak Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği, 20 Şubat 2023 tarihinde, anayasada Irak’ın üçüncü büyük unsuru olarak kabul edilen Türkmenlerin çoğunluk olduğu Kerkük dahil tüm şehirlerde yalnızca Arapça ve Kürtçe’nin tek resmi yazışma dili olduğunu ve Türkmence’nin resmi dairelerde kullanılamayacağını beyan eden bir karara imza attı.

Halbuki yine Irak anayasasına ve resmi dille ilgili mevzuatlara göre farklı dillerde konuşan çoğunluk topluluğun dili, ilgili bölgede resmi lisan olarak kabul edilmektedir. Bu düzenleme yalnızca Kerkük için değil, tüm Irak için geçerlidir.

Bu durum, Irak Türkleri ve Irak Türkleri davasına gönül veren tüm soydaş devlet ve topluluklar tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı. Dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan Türkmenler, bu karardan bir an önce dönülmesi ve Irak hükümetinin bu yanlı tavrına son vermesi için çağrılarda bulundu. Başta Erşat Salihi olmak üzere Irak parlamentosundaki tüm Türk asıllı milletvekilleri, Bağdat’taki politika yapıcılar üzerinde yoğun baskı kurdu.

Gerçekleşen diplomasi trafiği, Hasan Turan başkanlığındaki Irak Türkmen Cephesinin ortaya koyduğu irade, konuya duyarlı insanların göstermiş olduğu büyük tepkiler ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının yayınladığı ve Türkmenlerin anayasal haklarının bir bir ortaya konduğu açıklaması sonucunda Irak hükümeti, kararını kısa bir süre içerisinde geri çekme kararı aldı.

Elbette ki bu karar, müstakil ve soyut bir girişim olarak düşünülemez. Çok yakın zamanda KYB ve KDP, Irak Anayasası’ndaki 140. maddenin uygulanması talebini tekrardan gündeme getirdi. 140. madde, 2003 sonrası Irak Anayasası’nda, Baas rejimi döneminde Araplaştırma politikası ile demografik yapısı değiştirilen bölgelerin güncel statülerinin nüfusa göre yeniden belirlenmesine imkan sağlayan bir anayasa hükmü.

Ülkenin yeniden kuruluş sürecinde faydalı bir madde olsa da 2003’ten 2017’ye kadar kuzeyden aldığı sistematik ve planlı göçlerle nüfusu 850.000’den 1.800.000’lere dayanan Kerkük’te bunu tekrardan uygulamaya çalışmak girişimi, ilgili anayasa hükmünün ruhuna aykırı olmasının yanı sıra şehirdeki Türk varlığının da direkt olarak hedef alınması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda 140. maddenin yeniden gündeme getirilmesiyle Irak Türkleri, ne yazık ki Kerkük’ün tekrardan peşmergeye teslim edilmesi riskiyle karşı karşıya kalmıştır. Geçtiğimiz hafta verilen kararı da bu gelişmelerden bağımsız olarak değerlendirmek doğru olmayacaktır.

Yaşanan bu gelişmelerin ardından tekrar gözden geçirilmesi gereken bir diğer husus da şudur; her şeyden önce tarihten bugüne kadar yaşayan her Türk topluluğu gibi Irak Türklerinin de yaşadıkları devletin üniter yapısına ve bölünmez bütünlüğüne sıkı sıkıya bağlı olduğu aşikardır.

Bugüne kadar Irak devletine karşı hiçbir zararlı girişimde bulunmayan Türkmenler, 2003 sonrası kabul edilen anayasayla ülkenin ana unsurlarından biri olarak kabul görmüş ve bu eksende anayasal haklarını korumak için hukuki mücadele dışında hiçbir illegal faaliyete girişmemişlerdir. Irak devletinin bütünlüğünü tehlikeye atabilecek her türlü adımın karşısında durmuş; her daim Irak’ın birleştirici unsurları etrafında kenetlenmeyi doğru bulmuştur. Buna rağmen Irak’ın üniter yapısı ve bölünmez bütünlüğü konusunda Irak Türkleri ile aynı fikirde olmayan cihetler, bir kez daha bin yıllık kadim Türk şehirlerini kapsayan bölücü faaliyetleriyle amacın apaçık Türklük esasları hedef almak olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

Buradan hareketle Irak Türkleri, hiçbir Irak vatandaşının anayasal hakkının gasp edilmemesi kaydıyla, Irak devletinin üniter yapısı ve bölünmez bütünlüğünün sonuna kadar destekçisi olacaktır. Ve fakat bu yapı içerisinde bir denge unsuru oldukları da unutulmamalıdır. Son yaşanan gelişmeler ışığında, mevcut durumu tehlikeye sokacak herhangi bir adıma karşı, dengeyi aleyhlerinde bozmaya çalışanların karşısında en sert şekilde duracakları açıktır.

Irak Türklerinin aleyhine yapılan her hamle, Türkiye’ye karşı yapılmış bir hamledir. Türkçenin Irak’ta resmi dil olmaktan çıkarılması girişimi, görünenin de ötesinde Türkiye’nin bölgedeki varlığına ve imajına zarar vermeye çalışmaktır.

Bu bağlamda Irak Türklerinin Türkiye Cumhuriyeti’nin her bir ferdine vermek istediği bir mesaj var. Yıllarca kadim Türk şehri Kerkük ve Türkmeneli’nin kaynaklarını gasp edip artlarına bakmadan kaçanlar; özellikle yaşanan bu deprem felaketinin yaraları henüz sarılmadan, Irak Türkleri aracılığıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni yıpratmak isteyen; böylesi durumları fırsat bilip Türk varlığını ve Türkiye’nin hamiliğini bölgeden silmeye çalışan tarafların ta kendisidir.

Eyüp KEREM
Irak Türkleri Derneği Başkanvekili